Tarım sektörü, iklim değişikliği, artan gıda talebi ve sürdürülebilir üretim ihtiyacının yarattığı büyük bir dönüşümden geçiyor. Bu yeni dönemde verimlilik artık yalnızca daha fazla üretmekle değil, doğru teknoloji ve veriyle desteklenen akıllı tarım uygulamalarıyla mümkün hale geliyor. Bayer Tarım Ürünleri Türkiye ve Orta Doğu Ülke Grubu Müdürü Andreas Knupp, şirketin Türkiye’deki üretim yatırımlarından dijital tarım çözümlerine, yeni nesil tohum teknolojilerinden sürdürülebilirlik hedeflerine kadar uzanan stratejisini ve Türk tarımının geleceğine dair hedeflerini anlatıyor.
2025 Aralık ayı itibarıyla yeni görevinize başladınız. Sizi tanıyabilir miyiz?
Kariyerime 2006 yılında Bayer’de Yönetici Adayı (Management Trainee) olarak başladım ve 2010 yılında İspanya’daki IE Business School’da Uluslararası MBA eğitimimi tamamlayarak bu programdan mezun oldum. 2011 – 2018 yılları arasında farklı ülkelerde ürün yönetimi, kilit müşteri yönetimi ve proje yönetimi gibi farklı görevlerde çalışarak çeşitli ülkelerde deneyim kazandım. 2019 yılının başında Almanya’ya dönerek iki yıl boyunca sürdürdüğüm Kurumsal Strateji Yöneticisi olarak küresel bir görev üstlendim. 2021 – 2025 yılları arasında ise Bayer Tarım Ürünleri’nin Almanya, Avusturya ve İsviçre’den oluşan ülke grubunda ürün yönetimi, pazarlama ve satış alanlarında liderlik yaptım. Aralık 2025’ten bu yana İstanbul merkezli olarak Bayer Tarım Ürünleri Türkiye ve Orta Doğu Ülke Grubu Müdürü görevini yürütüyorum. “Herkes için Sağlık, Sıfır Açlık” misyonumuz doğrultusunda Türkiye’de tarımın gelişimine katkıda bulunmak için Bayer ekibine katılmaktan büyük heyecan duyuyorum.
Bayer’in Türkiye’deki üretim tesisleri, yatırım faaliyetleri ve ihracat potansiyeli hakkındaki detayları paylaşabilir misiniz?
Türkiye, Bayer için stratejik öneme sahip bir pazar ve burada 72 yıldır faaliyet gösteriyoruz. Türkiye’deki varlığımız, İstanbul’daki merkez ofisimizin yanı sıra çeşitli bölge ofisleri ve Tarım Ürünleri bölümümüz kapsamında faaliyet gösteren üç önemli üretim tesisini kapsıyor. 1966’dan bu yana bitki koruma ürünleri üreten Gebze fabrikamız, hem Türkiye’deki faaliyetlerimizi hem de uluslararası pazarları desteklemeye devam ediyor. 2025 itibarıyla Türkiye pazarı için sunulan ürünlerimizin yüzde 80’i Gebze’de üretildi veya dolumu burada gerçekleştirildi. Fabrikamız, 17 ülkeye yaptığı ihracatın yanı sıra yıllık yaklaşık 1 milyon euro’luk yatırımla ülke ekonomisine değer katmayı sürdürüyor. Bursa Mustafakemalpaşa’daki fabrikamız 1990’dan bu yana faaliyet gösteriyor ve Avrupa’daki altı büyük tesisten biri. Türkiye’de satılan mısır tohumlarının yüzde 90’ı bu tesisten sağlanıyor. 2025’te mısır ve ayçiçeği tohumlarında yaklaşık 500 milyon TL’lik ihracat gerçekleştirdik. Tesis alanımızı 54 bin metrekareden 87 bin metrekareye genişlettik.
Yatırımlarımız 2028’e kadar 20 milyon euro’ya ulaşacak. Bu yatırımlar sayesinde kısa ve orta vadede tohum üretim kapasitemizi yüzde 50 artırmayı, Türkiye’den Avrupa ve Orta Asya pazarlarına daha fazla tohum tedarik etmeyi hedefliyoruz. Antalya’daki Ar-Ge merkezimizde ise 1999’dan bu yana 70 dönümlük bir alanda tohum ıslah çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Özellikle domates ve hıyar gibi ürünlerde yerel iklim koşullarına uyumlu, hastalıklara dayanıklı ve yenilikçi sebze çeşitleri geliştiriyoruz.
Önümüzdeki dönemde tarımın geleceğini şekillendirecek yenilikler neler olacak?
Bayer olarak bitki koruma ürünlerinin yanı sıra mısır ve kanola tohumlarında da lider konumdayız. Biyolojik bitki koruma çözümlerinden oluşan portföyümüzü sürekli genişletirken, bu yıl ayçiçeği tohumu alanındaki faaliyetlerimizi de başlatıyoruz. Sebze tohumları bölümümüz de Türkiye’deki faaliyetlerimizin önemli bir parçasını oluştururken, çiftçiler ve iş ortaklarımızla yakın iş birliği içinde çalışıyoruz. Bu yıl portföyümüze üç yeni biyolojik çözüm ekliyoruz ve önümüzdeki yıllarda bu alanın önemli ölçüde büyümesini bekliyoruz. Aynı zamanda hastalık, zararlı ve yabancı otlarla mücadelede etkili ve sürdürülebilir çözümler sunan yeni aktif maddeler ve ürünleri de pazara sunacağız.
Planlarımızdaki en önemli yeniliklerden biri, mısır üretiminde devrim yaratma potansiyeline sahip akıllı bir mısır sistemi olan Preceon. Yeni nesil hibrit tohum teknolojisi olan Preceon, daha kısa boylu hibritler sayesinde daha yüksek verim sunuyor. Bitki boyunun daha kısa olması, rüzgâr ve yağmur kaynaklı yatma riskini azaltarak dane kayıplarını düşürüyor. Bunun yanı sıra, bu hibritlerin “stay-green” özelliği, uzun süre yeşil kalabilen yapısıyla yüksek kaliteli silaj üretimini destekleyerek hem yem verimini hem de yem kalitesini artırıyor. Yerel denemeler, Preceon mısırından elde edilen silajla beslenen ineklerin, geleneksel daha uzun mısır çeşitlerinden elde edilen silajla beslenenlere kıyasla günlük süt üretimlerini inek başına iki litreye kadar artırabildiğini gösteriyor. Bu yıl da denemelere devam etmeyi ve 2027 yılı gibi Preceon’u üreticilerle buluşturmayı planlıyoruz.
Dijitalleşme, tarımın dönüşümünde giderek daha kritik bir rol üstleniyor. Bayer’in bu alandaki çözümleri ve projeleri arasında hangi çalışmalar öne çıkıyor?
Dijitalleşme, üreticilere daha hızlı ve daha doğru bilgi sunarak sektörün dönüşümünde önemli bir rol oynuyor ve onların zamanında doğru kararlar almasına olanak tanıyor. Bayer olarak tarımda dönüşümü, sahaya odaklanan çözümler, uygulamalı eğitimler ve teknolojinin faydasını en çok hissedildiği yerde yani tarlada görünür kılan iş birlikleriyle hayata geçiriyoruz. Dijital inovasyonlarımızın öne çıkan iki örneği ise FieldView ve ResiYou. FieldView, uydu görüntüleri, hava durumu tahminleri, su kullanım haritaları ve akıllı bildirimler sayesinde üreticilerin sezon boyunca tarlalarını yakından takip etmelerini sağlıyor. Tarım makinelerinden elde edilen verileri analiz ederek bunları uygulanabilir içgörülere dönüştürüp daha hassas kararların alınmasına yardımcı oluyor.
Ekim reçetesi özelliği ile tarla içindeki farklılıkları dikkate alarak ekim yoğunluğunu ve tohum yerleşimini optimize ediyor; böylece her birim alandan maksimum verim elde edilmesini destekliyor. Bu kapsamlı dijital araç, ekimden hasada kadar üretim sürecinin daha kontrollü ve verimli bir şekilde yönetilmesini sağlıyor. ResiYou ise sezon boyunca kullanılan bitki koruma ürünlerini takip eden akıllı bir kalıntı yönetim sistemi. Sistem, Maksimum Kalıntı Limiti (MRL) değerleri ve aktif madde limitlerine uyumu sağlayarak üreticilerin ürünlerini güvenli şekilde yönetmelerine yardımcı oluyor. Üreticiler, simülasyon aracı sayesinde planlanan hasat tarihinde oluşabilecek olası kalıntı risklerini önceden tahmin edebiliyor. Böylece herhangi bir uygulama yapmadan önce daha bilinçli ve doğru kararlar alabiliyor. Dijital dönüşümün sahada karşılık bulması adına eğitim ve farkındalığı merkeze alarak, 2025’te dijital çözümlerle entegre ettiğimiz ziyaret, eğitim ve tarla günleri aracılığıyla yaklaşık 70 bin çiftçiye ulaştık.
Bayer’in sürdürülebilirlik alanındaki öncelikleri ve bu kapsamda yürüttüğünüz çalışmalar neler?
Tarımın ve geleceğin ortak paydası sürdürülebilirlik. Birleşmiş Milletler’in hedefleriyle uyumlu olarak 2050’de net sıfır emisyon taahhüdümüz var. 2030’a kadar tarımsal faaliyetlerimizdeki emisyonları yüzde 30 azaltmayı amaçlıyoruz. Tesislerimiz sıfır atık sertifikasına sahip, üretim süreçlerinde yapılan onarım ve sistemsel değişikliklerle daha az atık elde etmeye başladık ve beş yıl içinde toplam atıkların yüzde 98’ini geri dönüştürmeyi amaçlıyoruz. Elektrik enerji ihtiyacımızı yenilenebilir enerji kaynaklarından karşılıyoruz. Bursa Mustafakemalpaşa’daki mısır tohumu fabrikamız 2019’da yenilenebilir enerji kaynaklarına geçerek karbon salımını 1600 ton azalttı.