Arama

Türkiye’de golf: Belek’ten İstanbul’a lüks turizmin yükselen oyunu

Türkiye’de golfün tarihi Okmeydanı’nın tozlu yollarından Belek’in zümrüt yeşili fairway’lerine uzanıyor. 18 duraklı bu yolculukta gerçek rakibiniz ne rüzgar, ne kum tuzağı — kendinizsiniz.

Güneşli bir mayıs sabahı, yemyeşil çimlerin üzerinde dünyayı bir süreliğine sessize almak… Henüz kurumamış çimin kokusu, sabah güneşinin ‘fairway’ (golf sahasındaki ideal rota) üzerinde yarattığı uzun gölgeler ve ufukta kaybolan bayrak direği… Golf sopası, sadece karbon fiber ve çelikten ibaret bir nesne olmaktan çıkıyor haliyle. Gökyüzüne kısa bir bakış ve keyifli bir oyun için artık hazırsınız. Sahada kalacağınız anları belirleyen soru ise belli: Seçiminiz dokuz delik mi, yoksa 18 mi olacak? Sıkı golfçüler bilir ki bir sahanın tüm keyfi, o 18 durak tamamlandığında çıkar. Dört ila beş saatlik bir taahhüt bu. Vakit sorununuz mu var? O zaman bu keyifli kaçış için birkaç saat yeterli. Dokuz delik yaklaşık iki saatlik bir tur demek. Hem acemi golfçüler için hem de takvimi yoğun bir profesyoneller için ideal. Elbette her delik farklı zorlukta ve oyun zorlaştıkça golf daha da eğlenceli. 

Peki, bu topraklar bugün bile ‘ayrıcalıklı bir azınlığın hobisi’ olarak görülen golf ile ne zaman tanıştı? Aslında her şey, otomobilin henüz icat edilmediği, tramvayların yeni işlemeye başladığı 1800’lü yılların sonunda, İstanbul’da başlıyor. 1895’te İngiliz elçisinin padişahtan aldığı izinle Okmeydanı’nın tozlu yollarında İstanbul Golf Kulübü’nün kurulmasıyla... İlk zamanlar bir avuç Levanten ve meraklı elçilik görevlisinin ‘topun peşinden’ gittiği eğlenceli bir aktivite olarak görülüyordu golf. İstanbul’un yemyeşil olduğu zamanlar... Geniş, 18 delikli sahalarda oynanan oyun, şehirleşmenin etkisi ve arazilerin Harp Akademileri’ne devredilmesiyle adeta stratejik bir geri çekilme yaşayarak dokuz deliğe sığmak zorunda kalıyor.


Sayfa Sonu

Yüklenecek başka sayfa yok