European Best Destinations kültür, yemek, tarih ve keşifle dolu bir hafta sonu için en iyi 10 şehri seçti. Sanat galerisi ziyaretlerinden yerel pazarlara, unutulmaz yemeklerden kendine özgü konaklama seçeneklerine kadar her şehir, Avrupa’da şehir kaçamağı deneyimine farklı bir bakış açısı sunuyor. Listenin ilk sırasında tarihi, çağdaş kültürü ve dağlara kolay ulaşım imkanını bir araya getiren Bulgaristan’ın başkenti Sofya yer alıyor.
Sıralama, European Best Destinations bültenine abone olan kişilerin katılımına açık, 33 gün süren bir oylamaya dayanıyor. Toplam 11 bin 614 kişi oylamaya katıldı ve her katılımcı, Avrupa genelindeki 64 destinasyondan oluşan kısa listeden en fazla üç destinasyona oy verdi. Bağımsız seyahat gazetecileri tarafından hazırlanan seçkide 20 başkent ve diğer 44 destinasyon yer aldı.
1. Sofya, Bulgaristan
Sofya, Roma döneminden kalma kalıntıları, altın kubbeli kiliseleri, çağdaş sanat ortamı ve hareketli kafe ve restoran kültürüyle European Best Destinations’ın 2027 sıralamasında zirvede yer alıyor. Bulgar şaraplarını, açık hava konserlerini ve Vitoşa Dağı’nın ormanlarla kaplı yamaçlarını da eklediğinizde Bulgaristan’ın başkentinin ziyaretçilere sunacağı çok şey olduğu görülüyor. Sofya Belediye Başkanı Vasil Terziev, Bulgaristan’ın başkentini yerinde bir ifadeyle şöyle tanımlıyor: “Binlerce yıllık tarihe, kolayca ulaşılabilen bir dağa, güçlü bir kültürel kimliğe ve çağdaş bir Avrupa başkentinin enerjisine sahip bir şehir.”
Ziyaretçiler Aleksandr Nevski Katedrali’ni, Ulusal Galeri’nin Kvadrat 500 koleksiyonunu ve Bölgesel Tarih Müzesi’ni keşfedebilir; ardından yerel bar ve restoranlarda Bulgar şaraplarını deneyebilir. Kültürel etkinlik takvimi de şehri cazip kılan unsurlardan biri. İlkbaharda Sofya Uluslararası Film Festivali’nden yaz aylarındaki açık hava A to JazZ Festivali’ne kadar pek çok etkinlik ziyaretçileri bekliyor.
Şehir merkezinin dışında, 1259 tarihli freskleriyle ünlü Boyana Kilisesi, Orta Çağ sanatına yakından bakma fırsatı sunarken yakındaki Vitoşa Dağı, orman içindeki yürüyüş parkurları ve panoramik manzaralarıyla öne çıkıyor. Çok az şehir kaçamağı bu kadar fazla tarihi, kültürü ve gastronomi deneyimini doğaya kolay erişimle bir arada sunabiliyor.
2. Lizbon, Portekiz
Portekiz’in başkenti oldukça hareketli ve dünya genelinden turistleri hızla kendine çekmeye devam ediyor. Biri bir sanat müzesinin içinde yer alan yeni otellerin açılması, yeni restoranların hizmete girmesi ve heyecan verici kültürel etkinlikler, şehrin cazibesini daha da artırıyor. Tarihi mahalleleri yedi tepe boyunca uzanan Lizbon, kısa bir tatil için oldukça çekici bir seçenek. Şehrin sürekli gelişen çağdaş kültür ortamı da buraya ayrı bir dinamizm katıyor. Fayanslarla süslü cephelerden yüzyıllara meydan okuyan tarihî yapılara, sanat galerilerinden bağımsız restoranlara ve hareketli gıda pazarlarına kadar Portekiz’in başkenti, birkaç gün içinde keşfedilecek pek çok şey sunuyor.
3. Kopenhag, Danimarka
Kopenhag tasarıma, mahalle restoranlarına ve bisikletle keşif yapmaya ilgi duyan gezginler için cazip bir seçenek. Gün boyunca Danimarka mobilyaları ve moda ürünleri satan butiklere göz atabilir, sanat galerilerini keşfedebilir ve sahil boyunca bisiklet sürebilirsiniz. Ardından mevsimlik Kuzey Avrupa mutfağından lezzetler sunan bir mahalle kafesinde veya restoranında dinlenebilirsiniz.
Şehri çekici bir destinasyon haline getiren bir diğer unsur da sürdürülebilirlik girişimi CopenPay. Bu uygulama kapsamında turistler; çevredeki çöpleri toplamak, toplu taşımayı tercih etmek veya ortak bir bahçede çalışmalara yardımcı olmak karşılığında ücretsiz tekne turları, sauna deneyimi, bisiklet kiralama ve hatta ücretsiz öğle yemeği gibi ödüller kazanabiliyor.
4. Cannes, Fransa
Cannes, her yıl düzenlenen Film Festivali’nin ihtişamını Akdeniz plajları, lüks oteller ve şehrin ünlü sahil bulvarı La Croisette boyunca sıralanan tasarımcı mağazalarıyla birleştiriyor. Eski şehir bölgesi Le Suquet, Cannes’ın daha geleneksel yüzünü yansıtırken Forville Pazarı, Provence bölgesine özgü ürünleri ve yerel lezzetleri keşfetmek için ideal bir yer. Sahil restoranları, plaj kulüpleri ve Fransız Rivierası’nın diğer noktalarına kolay ulaşım imkânı sayesinde Cannes, hem özel bir günü kutlamak isteyen çiftlere hem de yemek, alışveriş ve deniz odaklı bir hafta sonu planlayan arkadaş gruplarına hitap ediyor.
5. Basel, İsviçre
Basel, kültürle iç içe bir hafta sonu geçirmek isteyen sanat tutkunları için güçlü bir seçenek. Ünlü müzeleri, çağdaş mimarisi ve tarihî eski şehir merkezi sayesinde ziyaretinizi kolayca sergiler etrafında planlayabilirsiniz. Ren Nehri ise şehrin hareketliliğine daha sakin bir alternatif sunuyor.
Katedral çevresindeki sokakları keşfedebilir, önemli bir sanat galerisini ziyaret edebilir ve nehir kıyısında vakit geçirebilirsiniz. Basel’in yıl boyunca düzenlenen etkinlikleri de şehrin cazibesini artırıyor. Art Basel sanat fuarı, ilkbahardaki hareketli karnaval ve geleneksel Noel pazarı, İsviçre şehrini ziyaret etmek için farklı nedenler sunuyor.
6. Bristol, Birleşik Krallık
Bristol, yaratıcı ruhunu duvarlarına yansıtıyor. Çarpıcı sokak sanatından bağımsız sanat galerilerine, hareketli sahil bölgesinden canlı müzik ortamına kadar şehir, kendine özgü bir karaktere sahip. Liman bölgesi Harborside’ı keşfedebilir, Wapping Wharf’taki bağımsız restoran ve mağazalara uğrayabilir ve küçük barlardan büyük konser salonlarına kadar şehrin çok sayıdaki canlı müzik mekanını deneyimleyebilirsiniz. El yapımı bira üreten butik bira fabrikaları ve yoğun kültürel etkinlik takvimi de eklendiğinde Bristol, rahat atmosferi ve güçlü karakteriyle keyifli bir şehir kaçamağı sunuyor.
7. Leuven, Belçika
Leuven, özenle korunmuş tarihi şehir merkezini büyük bir üniversite kentinin genç ve hareketli atmosferiyle bir araya getiriyor. Gotik mimari, yüzyıllardır varlığını koruyan meydanlar ve simge niteliğindeki tarihî yapılar; bağımsız kafeler, hareketli barlar ve gelişen kültür ortamıyla yan yana bulunuyor. Şehrin kompakt yapısı, burayı yürüyerek keşfetmeyi kolaylaştırıyor. Öte yandan, geniş öğrenci nüfusu Belçika şehrine yalnızca akademik kimliğinin ötesine geçen enerjik bir atmosfer kazandırıyor.
8. Milano, İtalya
Milano uluslararası alanda bir moda ve tasarım başkenti olarak tanınsa da sanat ortamı da en az bunlar kadar etkileyici ve birkaç günü dolduracak kadar zengin. Rönesans başyapıtları iddialı çağdaş sanat koleksiyonlarıyla bir arada bulunuyor, tarihi saraylar önemli müzelere ev sahipliği yapıyor ve yenilikçi galeriler şehrin kültürel yaşamını canlı tutuyor.
Leonardo da Vinci’nin Son Akşam Yemeği eserinden çağdaş sanat mekanlarına ve tasarım odaklı vakıflara kadar Milano, podyumların ve tasarım mağazalarının ötesinde, farklı sanat dönemlerini ve bakış açılarını buluşturan zengin bir seçki sunuyor.
9. Calpe, İspanya
Calpe, İspanya’nın Costa Blanca kıyılarında daha sakin bir deniz tatili sunuyor. Akdeniz manzarası boyunca uzanan plalar ve etkileyici kireç taşı zirvesi Peñón de Ifach, bölgenin kendine özgü siluetini oluşturuyor. Eski şehir merkezini keşfedebilir, yöreye özgü arròs del senyoret adlı deniz ürünlü pirinç yemeğinin tadını çıkarabilir ve günün geri kalanını deniz kenarında ya da manzaralı bir kıyı yürüyüşünde geçirebilirsiniz. Calpe, hareketli bir şehir tatiline ferahlatıcı bir alternatif oluşturuyor.
10. Verona, İtalya
Verona Orta Çağ’dan kalma sokakları, zarif meydanları ve Adige Nehri boyunca uzanan manzaralarıyla romantik bir hafta sonu için ideal. Tarihi şehir merkezini keşfedebilir, eski köprülerinden geçebilir ve geleneksel bir osteriada bölgesel yemeklerin ve bir kadeh Valpolicella şarabının tadını çıkarabilirsiniz.
Shakespeare ile olan bağlantılarının ötesinde şehir; Roma döneminden kalma yapıları, hareketli kafeleri ve kendine özgü atmosferiyle de öne çıkıyor. Yaz aylarında Arena di Verona’da düzenlenen açık hava opera sezonu, şehri ziyaret etmek için bir başka neden sunuyor. Gösteriler, etkileyici ve antik bir amfitiyatroda sahneleniyor.