Eczaneler turistlerin kendi ülkelerine kıyasla genellikle daha uygun fiyatlı olan yerel ürünlerle yapılan alışverişlerin yanı sıra kendine özgü mimari özellikleri ile ilgi çekiyor. Süpermarketler ise yemek kültürünün küçük birer yansıması olarak işlev görüyor ve gündelik mutfak gelenekleri ile tercihleri hakkında fikir veriyor.
Gezginler neden eczanelere akın ediyor?
Avrupa’da tatildeyken sırf etrafa göz atmak için bir eczaneye uğramak, kulağa geldiği kadar tuhaf değil. Kıtada yüzyıllar öncesine uzanan geçmişleri olan onlarca eczane bulunuyor. Bu eczaneler, tıp ve botanik biliminin ilk dönemlerine ilişkin ilgi çekici hikayeleriyle ya da bir sanat galerisine daha çok yakışacak kadar gösterişli mimarileriyle dikkat çekiyor. İtalya’nın Floransa kentindeki Officina Profumo Farmaceutica di Santa Maria Novella, 1221 yılında Dominiken rahiplerinin atölyesi olarak faaliyete başladı ve 17. yüzyılın başlarında halka açıldı. Günümüzde, kutsal bir şapeli andıran Gotik tarzda bir iç mekanda lüks parfümler ve cilt bakım ürünleri satıyor.
Ünlü ve güzel eczaneler arasında Estonya’nın başkenti Tallinn’deki Raeapteek de bulunuyor. Belediye Meydanı’nda yer alan ve kusursuz biçimde korunmuş olan bu eczane, en az 1422 yılından bu yana kesintisiz olarak faaliyet gösteriyor. Günümüzdeki modern eczane bölümünün yanı sıra, kurutulmuş kurbağalardan baharatlı kırmızı şaraba kadar Orta Çağ tıbbında kullanılan sıra dışı malzemelerin sergilendiği bir müzeye de ev sahipliği yapıyor.
Dubrovnik’te ise 1317 yılına uzanan ve Romanesk-Gotik tarzda bir manastırın içinde bulunan Eski Eczane’yi ziyaret edebilirsiniz. Burada, özenle boyanmış porselen eczacılık kapları ve el yapımı cam şişeler sergileniyor. Hatta Avrupa’da, “tıp bilgisinin tarihinde kritik bir rol oynamış mekanlar aracılığıyla Avrupa’da botanik ve farmasötik tıbbın gelişimini anlatan” bir Tarihi Eczaneler ve Şifalı Bitkiler Bahçeleri Avrupa Rotası bile bulunuyor.
Son zamanlarda ise özellikle İtalya, İspanya ve Fransa’daki eczanelerin çok daha modern bir özelliği, ironik bir ilgi dalgasına konu oldu. Bu ülkelerde eczanelerin dış cephelerinde bulunan haç biçimli LED tabelalar, çoğu zaman mesajlar veya tıpla ilgili geometrik görselleri ritmik biçimde yanıp sönen ışıklarla gösteriyor. Sosyal medya fenomenleri de bu ışık gösterilerinin tekno müzikle son derece komik bir uyum yakaladığını keşfetti.
İlaç ve bakım ürünleri de gezginlerin ilgisini en az eczanelerin kendisi kadar çekiyor. Özellikle yalnızca belirli ülkelerde satılan veya yerel malzemelerle üretilen markalar öne çıkıyor. Yunanistan’da Apivita ürün serisi arı kaynaklı özler içerirken Fransa’da kült statüsüne ulaşmış dermokozmetik ürünler arasında A313 retinol pomadı ve Embryolisse nemlendiricisi yer alıyor.
Süpermarket safarileri
Gıda mağazalarını kapsayan benzer bir trend, farklı adlarla anılıyor: market turizmi, süpermarket safarileri ve raf keşfi. Skyscanner’ın 2026 trend raporuna göre Birleşik Krallık’tan seyahat edenlerin yaklaşık dörtte üçü başka ülkelerdeyken yerel süpermarketleri her zaman veya sık sık ziyaret ediyor. Raporda şu ifadelere yer veriliyor:
“Tokyo’daki otomatlardan 7-Eleven’ın Slurpee içeceklerine ve İzlanda’nın jeotermal ısıyla pişirilen ekmeğine kadar gastronomi turizmi değişiyor. İnsanların yemek için seyahat etme biçimi artık kısmen kültürel keşif, kısmen de bütçe dostu bir yöntem. Bu yaklaşım, yerel yaşamı uygun fiyatlı ve otantik bir şekilde görme fırsatı sunuyor.”
Rapora göre gezginlerin yüzde 44’ü yeni yiyecek ve içecekler keşfetmek, yüzde 36’sı tanıdık lezzetlerin yerel yorumlarını denemek, yüzde 33’ü ise kendi ülkelerinde bulamadıkları küresel markalara ulaşmak için marketlere gidiyor. Tatil amaçlı konaklama seçenekleri sunan Holidu platformunun da belirttiği gibi “market gezisi” artık internetin kendine özgü bir köşesini oluşturuyor. TikTok’ta, “gezginlerin yabancı marketlerin rafları arasında alışveriş arabalarını sürerken kendilerini bir müze sergisinin içine düşmüş gibi gösteren” 50 milyondan fazla paylaşım bulunuyor.
Yerel yaşamın tadına kelimenin tam anlamıyla bakma fırsatı sunmasının yanı sıra bu etkinlik, “denemenin hiçbir maliyeti olmayan” bir deneyim. Giriş ücreti yok, sıra beklemek gerekmiyor ve haftalar öncesinden rezervasyon yapılması gereken, belirli saatlere bağlı bir bilet de söz konusu değil.
Süpermarketlerden alınan yerel atıştırmalıklar, yöresel baharatlar, sıra dışı gazlı içecekler ve ambalajlı tatlılar da artık eve götürülen popüler hediyelikler arasında. Holidu’nun araştırmasına göre gezginler özellikle Japonya’nın matchalı KitKat çikolatalarına ve kavun aromalı Fanta’sına, Meksika’nın acı biberle kaplanmış kurutulmuş mangolarına ve İspanya’nın jamón aromalı cipslerine ve geleneksel yöntemlerle üretilen turrón tatlılarına merak duyuyor.
Market turizminin bu alt türünün kendine özgü bir adı bile var: snackpacking. Bu terim, Japonya’daki yumuşacık ekmek arasında sunulan yumurtalı sandviçlerinden Tayland’daki matchalı, içi akışkan çikolatalı keklere kadar, kendi ülkenizde bulamayacağınız yerel atıştırmalıkların peşine düşmeyi ifade ediyor.