Geçen hafta Bad Bunny, ABD’deki Super Bowl final maçının devre arasında gerçekleştirdiği 13 dakikalık şovuyla son zamanlarda hiçbir politikacının konuşmasıyla başaramadığı bir şeyi yaptı: On milyonlarca Amerikalıya, tartışılarak değil dans edilerek bir ülkenin nasıl göründüğünü hissettirdi. Bad Bunny’nin şovu, yüzeyde bir reggaeton partisiydi: Lady Gaga salsa yaptı, Ricky Martin sömürge karşıtı bir marş seslendirdi, Pedro Pascal Karol G ve Cardi B ile birlikte dans etti, gerçek bir çift sahnede evlendi. Konfetilerin altında ise Bad Bunny, bu ülkenin bir bireysel sanatçıdan gördüğü en sofistike kültürel yumuşak güç gösterilerinden birini sahneledi. Forbes'a yazan Penny Abeywardena, Bad Bunny'nin performansıyla yumuşak gücü nasıl kullandığını yazdı.
Gösterinin neden bu kadar yankı bulduğunu anlamak için tüm süreci görmek gerekiyor. Bir hafta önce Bad Bunny’nin Debí Tirar Más Fotos albümü, yılın albümü ödülünü alarak Grammy’ye damga burdu. Tarihte ilk kez İspanyolca bir albüm bu ödülü kazandı. Ödül kabul konuşmasında şarkıcı, ABD’deki göçmen polisi tartışmalarına atıfta bulunarak, “ICE (Amerika Birleşik Devletleri Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza) dışarı” dedi.
Super Bowl sahnesinde yön değiştirdi
Yedi gün sonra, Amerika’nın en büyük kültürel sahnesinde yön değiştirdi. Ne protesto sloganları vardı ne de doğrudan hedef gösterme. Bunun yerine tamamen İspanyolca, Porto Riko sembolizminin öne çıktığı bir anlatı sundu ve stadyum ekranında şu mesajla bitirdi: “Nefretten daha güçlü olan tek şey sevgidir.”
Joseph Nye, yumuşak gücü; zorlamadan ziyade cazibe yoluyla tercihleri şekillendirmek olarak tanımlar. Yumuşak güç kültüre, siyasi değerlere ve ahlaki otoriteye dayanır. Bad Bunny’nin yaptığı şey, bu üçünü de harekete geçirmekti ancak her birini nutukla değil, yaşanmış deneyimle temellendirdi.
Gösteri, pava şapkaları takmış işçilerin şeker kamışı kesmesiyle açıldı. Bu Porto Riko’nun sömürge geçmişine doğrudan bir göndermeydi. Konserlerinin imzası haline gelen pembe casita, sahanın ortasına kuruldu. Bu kültürel bir süsleme değildi. Amerikan medyasının en büyük tekil yayın kitlesine sunulan bir tanıklıktı. Söylediği tek İngilizce söz “God Bless America (Tanrı Amerika’yı korusun)” oldu. Ardından yarımküre genelinde 20’den fazla ülkenin adını anarak “Amerika”yı kıtasal bir kimlik olarak yeniden tanımladı. Dansçılar arkasında bayraklar taşıdı. Üzerinde “Together we are America (Biz birlikte Amerika’yız)” yazılı bir futbol topunu havaya kaldırdı. Kapsayıcılığı savunan açıklamalar yapmadı, onu sahnede gerçekleştird.
Zara seçimi
Ricky Martin’in albümün en politik şarkısı olan, sömürge yerinden edilmesine dair bir uyarı niteliğindeki “Lo Que Le Pasó a Hawaii”yi, Amerikan sporunun en ticari olarak korunaklı etkinliğinin içinde seslendirdi. Bu mesajı buraya yerleştirmek, Nye’ın yumuşak gücün “politika boyutu” dediği şey: Meşruiyet algılarını kurumsal alanların içinden dönüştürmek.
Bad Bunny özel tasarım Zara forması üzerinde aile soyadı “Ocasio” ve 1964 doğumlu amcasını onurlandırdığı düşünülen 64 numarası vardı. Bir lüks moda evi yerine Zara’yı seçmek de başlı başına bir mesajdı. NFL, eleştirmenlerden önce matematiği anlamıştı. Ligi 39 milyondan fazla Latin kökenli taraftar izliyor. McKinsey, 2035’e kadar ABD spor pazarındaki büyümenin üçte birinin Latinler tarafından sağlanacağını öngörüyor. ABD Latin ekonomisinin GSYH’si 2023’te 4,1 trilyon dolara ulaştı; bağımsız ölçüldüğünde dünyanın beşinci büyük ekonomisi. B; stratejinin kültürle, kültürün ticaretle buluşmasıydı. Amerikan kurumlarının yöneldiği yer ile bazı anlatıların onları tutmak istediği yer arasındaki uçurumu ortaya koydu. Bad Bunny, Amerika’nın tek bir dil ya da kültürden daha büyük olduğunu savunmadı. O Amerika’yı bir futbol sahasında inşa etti ve herkesi içine davet etti. İşte yumuşak gücün en temel hali bu.