Allianz’ın “Business Black Swans” araştırması, iş dünyasının önümüzdeki beş yıl için en büyük risklerini ortaya koydu. Çalışmada, üç binden fazla iş ve risk yönetimi uzmanının görüşleri yer aldı.
Şirketlerin yaklaşık yarısı, jeopolitik çatışmaların tetikleyebileceği küresel tedarik zinciri felcini en kritik “Siyah Kuğu” senaryosu olarak değerlendiriyor. Katılımcıların yüzde 51’i, bu senaryonun doğrudan şirketlerini etkileyebileceğini belirtiyor.
İkinci sırada küresel internet kesintisi bulunuyor. Yüzde 47’lik bir kesim, dijital altyapıda yaşanacak ciddi bir kesintinin ekonomiyi önemli ölçüde sarsabileceğini söylüyor. Bu durum, siber riskler ve yapay zekâ kaynaklı tehditlerin farkındalığının giderek arttığını gösteriyor.
Jeopolitik gerilimler riskleri büyütüyor
Araştırma, ticaret savaşları, korumacı politikalar ve Orta Doğu ile Rusya-Ukrayna hattındaki çatışmaların tedarik zincirinde aksamalara yol açabileceğine dikkat çekiyor. Allianz Commercial’a göre, Ukrayna’daki savaş ölçeğinde küresel bir tedarik zinciri aksaması, iki yıl içinde küresel GSYİH’ye yaklaşık 1,5 trilyon dolar zarar verebilir.
Siyasi riskler, Siyah Kuğu senaryolarının başlıca tetikleyicileri arasında. Katılımcıların yüzde 29’u kitlesel toplumsal huzursuzluk ve siyasi istikrarsızlığı önemli bir risk olarak görüyor. Bu senaryo, özellikle Amerika, Afrika, Orta Doğu ve Fransa’da öncelikli riskler arasında yer alıyor.
Küresel finans sistemi de iş dünyasının gündeminde. Büyük bir finans kurumunun ani çöküşü veya devlet borç krizine bağlı likidite sorunu, yüzde 30 oranıyla üçüncü sırada bulunuyor.
Ekonomide kırılganlık artıyor
Uzmanlar, fiziksel ve dijital tedarik zincirlerinin birbirine bağımlılığının küresel ekonomiyi kırılgan hâle getirdiğini belirtiyor. Yapay zekâ teknolojileri, yarı iletken üretimi, nadir toprak elementleri ve enerji dönüşümü gibi kritik alanlarda sınırlı sayıda tedarikçiye bağımlılık, kriz anında etkilerin hızla büyümesine neden olabiliyor.
Türkiye’de öncelikli risk: Toplumsal ve siyasi gelişmeler
Türkiye’deki şirketlerin yaklaşık yüzde 46’sı için en olası felaket senaryosu toplumsal ve siyasi gelişmeler olarak öne çıkıyor. İklim felaketi ile enerji şebekesi arızasının aynı anda yaşanması yüzde 42 ile ikinci sırada yer alıyor. Büyük bir finans kurumunun çöküşü de benzer düzeyde risk olarak üçüncü sırada bulunuyor.
Şirket büyüklüğüne göre risk algısı değişiyor
Araştırma, şirket büyüklüğünün risk algısını etkilediğini ortaya koyuyor:
-
Yıllık geliri 500 milyon doların üzerinde olan büyük şirketler ile 100–500 milyon dolar gelirli orta ölçekli şirketler, en büyük risk olarak küresel tedarik zinciri felcini görüyor.
-
100 milyon doların altındaki küçük işletmeler için en büyük tehdit, küresel internet kesintisi. Bu şirketlerin yüzde 45’i, dijital altyapıda yaşanacak bir kesintinin faaliyetlerini ciddi şekilde etkileyebileceğini belirtiyor.
-
Orta ve küçük ölçekli şirketler üçüncü büyük risk olarak finans kurumlarının çöküşünü değerlendiriyor. Büyük şirketler ise iklim felaketi ve enerji şebekesi arızası gibi senaryolardan daha çok endişe duyuyor.
Risk farkındalığı ve sigortanın önemi
Allianz Türkiye Elementer Ticari Sigortalar Genel Müdür Yardımcısı Öktem Örkün, belirsizliklerin işletmeler için yeni riskler yarattığını vurguladı. Örkün, büyük kesintiler veya iklim kaynaklı felaketlere tamamen hazırlıklı olmanın her zaman mümkün olmadığını belirterek, en etkili yaklaşımın risk farkındalığını artırmak ve esnek müdahale planları geliştirmek olduğunu söyledi.
Sigortanın, işletmeleri finansal şoklara karşı koruyan önemli bir araç olduğunu belirten Örkün, Allianz Türkiye’nin yalnızca poliçe sayısını artırmayı değil, işletmelerin dayanıklılığını güçlendirmeyi hedeflediğini ifade etti. Bu kapsamda şirketler, eğitimler, saha ziyaretleri ve çevrim içi analizlerle olası tehlikelere karşı bilinçlendiriliyor.