Bir yılı aşkın süredir yükseliş eğiliminde olan altın fiyatları, İran savaşının başlamasıyla birlikte yön değiştirdi. Güvenli varlık talebi ile yüksek faiz beklentilerinin aynı anda güçlenmesi, piyasada dalgalanmayı artırdı.
2025 yılında yüzde 65’e varan değer kazancı yaşayan altın, yılın ilk dönemlerinde ons başına 5 bin dolar seviyesini aşmıştı. Ancak savaşın etkisinin hissedilmeye başlamasından bu yana fiyatlarda yaklaşık yüzde 11’lik geri çekilme görüldü.
Makroekonomik baskılar fiyatlamayı şekillendiriyor
Piyasadaki gerilemeye rağmen küresel jeopolitik riskler yatırım iştahını canlı tutuyor. Ancak aynı riskler enerji fiyatlarını yukarı çekerek enflasyonist baskıları artırıyor ve merkez bankalarının faizleri yüksek tutma ihtimalini güçlendiriyor.
Bu durum, faiz getirisi olmayan altın gibi varlıklar üzerinde baskı yaratıyor. Uzmanlara göre piyasalardaki mevcut düzeltme, uzun vadeli trendin bozulmasından ziyade ani makroekonomik yön değişiminin bir sonucu olarak değerlendiriliyor.
Saxo Bank Emtia Stratejisi Başkanı Ole Hansen de son rallinin ardından hem altın hem gümüşte yaşanan geri çekilmenin temel dinamiklerde bozulmadan ziyade piyasa dengesinin yeniden oluşmasıyla ilgili olduğunu belirtiyor.
ETF çıkışları ve kâr realizasyonu etkili oldu
Dünya Altın Konseyi’nin raporuna göre yılın ilk çeyreğinde altın fiyatlarında görülen düşüşler, borsa yatırım fonlarından (ETF) çıkışlar ve artan işlem hacmiyle paralel gerçekleşti. Bu tablo, yatırımcıların kâr realizasyonuna yöneldiğine işaret etti.
Mart ayında yaşanan daha sert düşüşlerde ise bazı yatırımcıların likidite sağlamak amacıyla altın satışına yöneldiği değerlendiriliyor.
Küresel talep yüksek fiyatlara rağmen dayanıklı
Fiyat oynaklığına rağmen altına yönelik temel talep güçlü kalmayı sürdürüyor. WGC, özellikle Asya kaynaklı yatırım talebinin belirleyici olmaya devam edeceğini, merkez bankalarının alımlarının ise yüksek seviyelerde kalacağını öngörüyor.
Raporda ayrıca jeopolitik risklerin sürdüğü bir ortamda yatırım ve resmi sektör talebinin destekleyici rolünü koruduğu, yüksek enflasyonun da altına yönelimi artırdığı vurgulanıyor.
Türkiye’de altın talebinde dikkat çekici artış
Türkiye altın piyasasında yılın ilk çeyreğinde belirgin bir hareketlilik yaşandı. Külçe ve sikke altına olan talep yıllık bazda yüzde 29 artarak 26,1 tona ulaştı.
Bu rakam, son yedi çeyreğin en yüksek seviyesi olarak kayda geçti.
Parasal karşılık açısından bakıldığında ise aynı dönemdeki talep yaklaşık 4,5 milyar dolara ulaştı. Ortalama ons fiyatının 4.872 dolar seviyesinde gerçekleşmesi bu artışı destekledi.
Merkez bankalarının alımları sürüyor
Küresel ölçekte altın talebi çeyreklik bazda yüzde 6 gerilese de yıllık bazda yüzde 2 artarak 1.231 metrik tona yükseldi. Bu artışta özellikle perakende yatırımcı ilgisinin etkili olduğu belirtiliyor.
Merkez bankaları tarafında ise dönem içinde bazı satışlara rağmen altın alımları yüzde 3 oranında arttı. Dünya Altın Konseyi, Orta Doğu’daki gelişmeler, döviz rezervi yönetimi ve likidite ihtiyaçlarının bu alımları etkileyen temel faktörler olduğunu ifade ediyor.
Talebin yapısı değişiyor
WGC, altın piyasasında son yıllarda talep kompozisyonunun değiştiğine dikkat çekiyor. Mücevher talebindeki zayıflamaya karşın yatırım amaçlı alımların güçlenmesi, toplam talebin yönünü yeniden şekillendiriyor.
Konsey ayrıca fiyatların yılın başında rekor seviyelere çıkmasının talebi baskıladığını, buna rağmen altının tarihsel ortalamaların üzerinde kalmaya devam ettiğini belirtiyor.