TEPAV Para Politikası Çalışma Grubu eylül ayına ilişkin 30'uncu Para Politikası Değerlendirme Notu'nu yayımladı. Raporda, ağustos ayında Türkiye'nin yıllık tüketici enflasyonunun yüzde 31,51 seviyesine ulaştığı hatırlatıldı. Araştırmacılar, bu oranın G20 ülkeleri arasındaki en yüksek seviyelerden biri olduğunu vurguladı. Aylık enflasyon yüzde 1,84 olurken, mevsim etkilerinden arındırılmış aylık enflasyon yüzde 2,29 olarak ölçüldü.
Yıllık enflasyonun son 13 aydır yüzde 30,7 ile yüzde 33,3 arasında dar bir bantta kaldığına dikkat çekildi. TEPAV uzmanları, "Enflasyon bekleyişleri çıpalanamamıştır." ifadesini kullandı. Bu durumun enflasyonda atalet yaratan fiyatlama davranışlarının sürmesine neden olduğu aktarıldı.
OVP ve TCMB hedefleri uyuşmuyor
TEPAV değerlendirmesinde, Orta Vadeli Program'da 2027 yıl sonu enflasyon hedefinin yüzde 21 olarak belirlendiği anımsatıldı. Ancak Merkez Bankasının 12 Şubat 2026 tarihli Enflasyon Raporu'nda bu hedefin yüzde 9 olduğu belirtildi. TCMB'nin 14 Mayıs'ta bu oranı yüzde 15'e çıkardığı ve 13 Ağustos raporunda da bu seviyeyi koruduğu ifade edildi.
TCMB'nin 2027 hedefinin OVP ile uyumlu açıklanmamasının para politikasına güveni azalttığı bildirildi. Raporda, "Uygulanmakta olan programın enflasyonu kalıcı biçimde düşürecek politika adımlarını kapsamaktan uzak olması, hedeflerin çok sık ve yukarıya doğru güncellenmek zorunda kalınmasına yol açmakta" değerlendirmesi yapıldı. Bu güncellemelerin beklentileri hedeflerin çok üzerinde tuttuğu vurgulandı.
Politika faizi yüzde 37'de tutulmalı
Mevcut ekonomik programın eksiklikleri ve yaklaşan seçimler nedeniyle 2027 enflasyon hedefine ulaşılmasının zor göründüğü dile getirildi. Merkez Bankası Kanunu'nun 42'nci maddesine atıf yapıldı. Kurumun, "belirlenen hedeflere ilan edilen sürelerde ulaşılamama olasılığının ortaya çıkması halinde nedenlerini ve alınması gereken önlemleri kamuoyuna açıklar" hükmünün gereğini yapması gerektiği belirtildi.
Enflasyon hedefinin yükseltilmesinin faiz indirimi için alan açıldığı izlenimi doğurabileceği uyarısı yapıldı. Çalışma Grubu, "Erken bir faiz indiriminin para politikasının itibarını zedeleme riski gözetilerek politika faizi yüzde 37'de sabit tutulmalıdır." dedi. Ayrıca takibe düşmüş kredilerdeki artışın yakından izlenmesi gerektiği eklendi.
Yapısal reform ve yargı bağımsızlığı şart
Küresel düzeyde ABD, İsrail ve İran arasındaki savaşın enerji, emtia ve uluslararası taşıma fiyatlarında büyük belirsizlik yarattığına dikkat çekildi. Belirsizliklerin yüksek olduğu bu dönemde adil ve hızlı çalışan bir yargı sistemi oluşturulması gerektiği vurgulandı.
Maliye politikasının enflasyonla mücadeleyi desteklemesinin zorunlu olduğu belirtildi. Kapsamlı bir vergi reformu, kayıt dışılıkla etkin mücadele ve kamu harcamalarının verimli hale getirilmesi gerektiği aktarıldı. Kurul son olarak, TCMB, TÜİK ve BDDK gibi kurumları politik baskıya karşı bağımsız kılacak yasal düzenlemelerin hayata geçirilmesi gerektiğini ifade etti.