Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne katılım süreci kapsamında hazırlanan ve 2026-2028 yıllarını kapsayan Ekonomik Reform Programı (ERP), para politikası ve finansal istikrarın geleceğine dair önemli mesajlar içeriyor. Programda, TCMB'nin temel önceliğinin fiyat istikrarını sağlamak olduğu bir kez daha vurgulanırken, rezerv yönetimi ve kur politikasına ilişkin stratejik çerçeve çizildi.
Rezervlerde öncelik: Güvenlik, likidite, getiri
Programda, TCMB'nin para politikasının etkinliği ve finansal istikrar açısından uluslararası rezervlerin güçlendirilmesine büyük önem verdiği belirtildi. Bu kapsamda, "piyasa koşulları elverdiği müddetçe" rezervlerin artırılması yönündeki stratejinin sürdürüleceği kaydedildi.
Banka, uluslararası rezervlerin yönetiminde öncelik sıralamasını; sermaye güvenliği, likidite ve getiri olarak belirledi. Bu strateji, küresel belirsizliklerin arttığı dönemlerde Türkiye ekonomisinin dayanıklılığını artırmayı hedefliyor.
Dövizde "seviye hedefi yok" vurgusu
Döviz kuru politikasına ilişkin bölümde ise dalgalı kur rejiminin devam edeceği ifade edildi. Döviz kurlarının serbest piyasa koşullarında, arz ve talep dengesine göre oluşacağının altı çizilirken, TCMB'nin herhangi bir kur seviyesi hedefi gözetmediği belirtildi.
Programa göre Merkez Bankası, kurların düzeyini ya da yönünü belirleme amacıyla döviz alım veya satım işlemi yapmayacak. Ancak döviz piyasasının etkin çalışabilmesi için gelişmeler ve risk faktörleri yakından izlenerek gerekli görüldüğünde ilgili araçlar kullanılacak.
Enflasyonda "ara hedef" stratejisi
Enflasyon hedeflemesi rejimi çerçevesinde Hükümet ile birlikte belirlenen orta vadeli yüzde 5 hedefi korundu. Ancak iletişim stratejisinde yapılan değişiklikle, iktisadi birimlerin referans alabileceği "yıl sonu odaklı ara hedefler" de politika setine dâhil edildi.
Buna göre enflasyonun;
- 2026 yılında yüzde 16,
- 2027 yılında yüzde 9 seviyesine gerilemesi hedefleniyor.
Programda, yıl sonu gerçekleşmelerinin bu ara hedeflerden sapması durumunda, şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkesi gereği sapmanın nedenlerinin kamuoyuyla paylaşılacağı taahhüt edildi.
Faiz kararlarında veri odaklı yaklaşım
TCMB'nin temel politika aracının "bir hafta vadeli repo ihale faiz oranı" olmaya devam edeceği belirtilen programda, faiz kararlarının tamamen veriye dayalı olacağı vurgulandı. Politika faizi; enflasyon gerçekleşmeleri, ana eğilimi ve beklentileri göz önünde bulundurularak dezenflasyonun gerektirdiği sıkılığı sağlayacak şekilde belirlenecek.
Enflasyon görünümünün ara hedeflerden belirgin bir biçimde ayrışması durumunda ise para politikası duruşunun sıkılaştırılacağı mesajı verildi.