Geçenlerde Dr. Michel Cymes’in “Sağlık Sermayeni Artırmak İçin 500 Tavsiye” adlı Fransızca kitabını Nice’te bir kitapçının vitrininde gördüm. Doğrusu, beş yüz maddeyi tek tek okumaya kalkarsam daha bitirmeden strese girer, sağlığım bozulur diye düşündüm :))
Ve kitabı almadım.
Ama kapağındaki şu ifade zihnime mıh gibi çakıldı: “Sağlık sermayesi.”
Bilanço var, beden yok
İşte o an durup düşündüm. Biz iş dünyasında sermayeyi iyi biliriz. Nakit akışı, özkaynak, borçluluk oranı, bilanço, EBITDA, şirket değeri… Her şeyi ölçer, biçer, optimize ederiz. Entelektüel senaryoları bile modellerle test ederiz.
Peki ya bütün bu kararları alan beyin, bütün bu yükü taşıyan beden, bütün bu tempoyu kaldıran sinir sistemi? Onları hangi tabloda izliyoruz?
Çoğu zaman hiçbirinde.
Liderliğin gizli temeli: Sağlık
Oysa gerçek şu: Bir CEO’nun, bir patronun, bir üst düzey yöneticinin en büyük varlığı şirketi değil, kendi sağlığıdır.
Çünkü sağlık çöktüğünde, ne strateji kalır, ne liderlik, ne de servetin keyfini sürecek enerji.
Yüksek performans yanılsaması
Bugünün dünyası “yüksek performans” çağını yaşıyor. Sürekli seyahat, bitmeyen toplantılar, zaman farkları, jeopolitik stres, piyasa baskısı, sosyal medya gürültüsü… Zihin hiç durmuyor, beden dinlenmiyor. Bir yandan verimlilik konuşuyoruz, öte yandan uykusuzluğu marifet, yoğunluğu erdem, yorgunluğu statü sembolü gibi sunuyoruz.
Oysa bilim çok net:
Uykusuz beyin yanlış karar verir.
Stres altındaki yönetici riskleri doğru tartamaz.
Hareketsiz beden erken yaşlanır.
Yalnızlaşan zihin kırılganlaşır.
Yani sağlık, kişisel bir konu olmaktan çıkmış, doğrudan liderlik kalitesini ve kurumsal sürdürülebilirliği etkileyen stratejik bir faktör haline gelmiştir.
Sağlık gider değil, yatırımdır
Bu yüzden “sağlık sermayesi” kavramını çok sevdim. Çünkü tam da iş insanlarının anlayacağı dilden konuşuyor. Sağlık, harcanan bir gider değil; doğru yönetilirse bileşik getiri sağlayan bir yatırımdır. Nasıl ki finansal sermayeyi çeşitlendirir, korur ve büyütürüz; sağlık sermayesini de aynı disiplinle yönetmek gerekir.
Ben 500 tavsiyeye bakmadım bile; kendi süzülmüş, denenmiş yaşam tecrübemden çıkan beş kritik başlığı paylaşmak istiyorum:
1. Hareket: Uzun vadeli emeklilik fonu
Spor salonunda saatler harcamaktan söz etmiyorum. Ama her gün bilinçli yürüyüş, kasları ve kalbi çalıştırmak, vücudu paslanmaya bırakmamak… Bu, uzun vadeli bir emeklilik fonu gibidir: Bugün küçük yatırımlar, yarın büyük getiri.
2. Beslenme: Geleceğe atılan oy
Sağlıklı beslenme, kendini cezalandırmak değildir. Akdeniz mutfağı bunun en iyi örneği: Zeytinyağı, sebze, balık, meyve, ölçü. Hem keyif, hem sağlık, hem sürdürülebilirlik. Vücuda giren her lokma, gelecekteki hastalık risklerine verilen bir oy gibidir.
3. Uyku: Bedava performans artırıcı
Uykusuzluk modern çağın sessiz salgını. Oysa iyi uyku, pahalı vitaminlerden ve koçluklardan çok daha etkili bir performans artırıcıdır. Dinlenmiş beyin berrak düşünür, sabah kararları daha isabetli olur.
4. Zihinsel sağlık: Görünmeyen sigorta
Tükenmişlik sendromu artık sadece beyaz yakalıların değil, patronların da gerçeği. Nefes çalışmaları, doğayla temas, dijital molalar, sahici dost sohbetleri… Bunlar lüks değil, zihinsel bakım sigortasıdır.
5. Önleyici tıp: Krizi beklemeden yönetmek
Check-up’lar, kan değerleri, kalp kontrolleri… Bunlar zaman kaybı değil, zaman kazandıran yatırımlardır. Krizi beklemeden riski yönetmek, gerçek yöneticilik refleksidir.
Sağlık: En stratejik varlık
Sonuçta Dr. Cymes’in 500 tavsiyesini okumadım ama bana çok güçlü bir kavram kazandırdı: Sağlık sermayesi.
Bugün iş insanlarına, yöneticilere şunu hatırlatmak istiyorum:
Şirketinizin bilançosunu her çeyrek izliyorsunuz.
Peki kendi bedeninizin bilançosunu ne sıklıkla çıkarıyorsunuz?
Servet, itibar, güç, etki… Hepsi bir gün anlamını yitirebilir. Ama sağlığınız varsa, hayatın tadı vardır. Sağlığınız yoksa, en parlak kariyer bile ağır bir yüke dönüşür.
Gerçek zenginlik, sadece banka hesabında değil; sabah yataktan enerjik kalkabilmekte, zihni berrak, bedeni güçlü, ruhu dengede tutabilmektedir.
Bu tavsiyeleri zaten hepimiz biliyoruz, her yerde yazılıp çiziliyor, doktorlar söylüyor. Mesele bilmek değil; abartmadan, kendimizi kandırmadan, hayatın doğal akışı içine yerleştirerek uygulamak.
Sağlık sermayesi böyle büyür.