4 Nisan 2022'de Rus kuvvetlerinin Ukrayna'ya saldırmasından altı haftadan kısa bir süre sonra İspanya'nın Guardia Civil birimi, FBI ve ABD İç Güvenlik Bakanlığı yetkilileri, İspanya'nın Palma de Mallorca limanındaki 77 metre uzunluğundaki süperyat Tango'ya çıktı. ABD hükümetine göre yaptırım uygulanan Rus milyarder Viktor Vekselberg'e (serveti: 9 milyar dolar) ait olduğu iddia edilen 90 milyon dolarlık yata banka dolandırıcılığı, kara para aklama ve yaptırım ihlalleri suçlamalarını içeren bir ABD mahkeme kararı kapsamında el konuldu. Bu operasyon, Avrupa ve ABD’nin "mali kazanç uğruna zorbalığı destekleyen" Rus oligarkları cezalandırmaya yönelik kampanyasının yüksek profilli ilk hamlesi oldu.
Dönemin ABD Adalet Bakanı Merrick Garland, "Bugün görev gücümüzün, Rus rejimiyle yakın bağları bulunan yaptırım altındaki bir kişiye ait bir varlığa ilk kez el koyduğu gündür. Bu son olmayacak” demişti. Haftalar sonra Garland söylemini daha da sertleştirerek, ABD Adalet Bakanlığı'nın elindeki tüm kaynakların bu varlıklara el koymak ve elde edilen gelirleri doğrudan Ukrayna'ya aktarmak için kullanılacağını vaat etti.
Bakımı için 14 milyon dolar harcandı
Aradan dört yıldan fazla zaman geçmesine rağmen Garland'ın iddialı vaatlerinden geriye büyük bir baş ağrısından başka bir şey kalmadı. Tango el konulduğu yerde, Palma'daki pahalı limanda hala duruyor. Washington onu satmaya bugün de eskisi kadar uzak ve Ukrayna'ya tek bir kuruş bile aktarılmış değil. Bunun yerine Amerikan vergi mükellefleri asgari mürettebat, sigorta, yakıt ve bakım masrafları için tahminen 14 milyon dolar ödedi. Bu giderler karşılanmadığında ve motorlar ile elektrik sistemleri düzenli çalıştırılmadığında süperyatlar neredeyse hemen bozulmaya başlıyor. Bu özel sektörde herhangi bir yöneticinin kariyerine mal olabilecek türden bir mali fiyasko ancak kamu yönetiminde ne yazık ki olağan sayılıyor.
“Hiç hareket etmese bile masrafı inanılmaz yüksek”
Palma'daki Moravia Yachting şirketinde yat brokeri olarak çalışan Sam Tucker, "Ofisimin penceresinden görebiliyorum. Yıllardır orada duruyor, güneşin altında bekliyor" dedi. Tucker, yatın üzerinde genellikle yaklaşık on kişilik bir asgari mürettebat gördüğünü de ekledi. Palma merkezli hukuk bürosu Legalley'in kurucu ortağı Miguel Ángel Serra ise hükümetlerin kullanılmayan bir varlığı yönetmenin ne kadar pahalı olduğunu acı tecrübeyle öğrendiğini söyledi. Serra, "Faaliyette olmayan süperyatlar çok büyük maliyet yaratır. Hiç hareket etmese bile masrafı inanılmaz derecede yüksektir” ifadelerini kullandı.
Putin'in saldırısından sonraki aylarda 11 Batılı hükümet, o dönemde toplam değeri yaklaşık 4,3 milyar dolar olan Rus bağlantılı en az 20 süperyata el koydu veya bunların hareket özgürlüğünü dondurdu. Bu savaş dönemi halkla ilişkileri açısından tam anlamıyla bir ustalık örneğiydi ve hızlı adalet görüntüsü veriyordu: El koy, sat ve elde edilen geliri Ukrayna'nın yeniden inşasına aktar.
Gelirler Ukrayna’ya aktarıldı mı?
Ancak işler böyle gelişmedi. Bunun yerine kampanya bürokratik bir çıkmaza dönüştü. Geçen yıllar içinde bu yatlardan yalnızca dördü müsadere edildi ve bunların üçü piyasa değerinin altında satıldı. Forbes'un tahminlerine göre masraflar düşüldükten sonra yat satışlarından net gelir elde edebilen yalnızca iki hükümet oldu: ABD ile Antigua ve Barbuda. Bu gelirlerin hiçbirinin Ukrayna'ya aktarıldığına dair bir işaret bulunmuyor. Diğer iki yat ise sessiz sedasız üzerlerindeki dondurma kararı kaldırılarak sahiplerine geri verildi.
Bu arada Batılı vergi mükellefleri, Avrupa genelindeki limanlarda hala bağlı durumda bulunan kalan 15 yattan birçoğunun masraflarını karşılamaya devam ediyor. Bu başarısız stratejinin gerçek maliyetini ortaya çıkarmak için Forbes, 11 ülkedeki devlet kurumlarından bilgi almaya çalıştı, mahkeme kayıtlarını inceledi ve avukatlar, yat brokerları ile tersane yetkilileriyle görüştü. ABD’li kurumlar Forbes’a yanıt vermezken İtalya ve Almanya'nın da aralarında bulunduğu bazı diğer ülkeler ise gizlilik hükümlerini gerekçe göstererek veya bunun devlet sırlarını ihlal edeceğini belirterek herhangi bir bilgi vermeyi reddetti.
Beş yatın bakımına 100 milyon dolardan fazla harcandı
Tüm bu gizliliğe rağmen Forbes, hükümetlerin yalnızca beş yatın bakımına 100 milyon dolardan fazla harcadığını doğruladı. Geriye kalan yatlar için ise Forbes, süperyat pazarına ilişkin veriler sağlayan Phronesis Superyacht Intelligence & Insight şirketiyle birlikte çalışarak maliyetlere ilişkin bağımsız tahminler hazırladı. Toplamda, dört yıldır süren yatlara el koyma ve dondurma sürecinin bugüne kadarki maliyetinin yaklaşık 390 milyon dolar olduğu tahmin ediliyor. Bunun en az 50 milyon dolarlık kısmını ise ABD'li vergi mükellefleri üstlenmiş durumda; bu da toplam faturadaki en büyük ikinci payı oluşturuyor.
İtalya, el koyup dondurduğu dört süperyatın bakımını sürdürmek için şimdiye kadar yaklaşık 100 milyon dolar harcayarak en yüksek maliyeti üstlenen ülke oldu. Bunlar arasında, merhum Rus muhalefet lideri Aleksey Navalni'nin Yolsuzlukla Mücadele Vakfı'nın bizzat Vladimir Putin'e ait olduğunu öne sürdüğü 142 metre uzunluğundaki Scheherazade de bulunuyor. Yat, dondurulduğu sırada 510 milyon dolar değerindeydi. Mayıs 2022'den bu yana bağlı bulunduğu tersanenin sahibi olan Italian Sea Group'un mali tablolarına göre yat hala Marina di Carrara'daki İtalyan limanında mahsur durumda ve ülkeye şimdiye kadar yaklaşık 15 milyon dolara mal oldu. Bu rakam artmaya da devam ediyor.
“Kamu parasının israfı”
Çürümeye yüz tutmuş bu gemilere ev sahipliği yapmak zorunda kalan kasaba ve şehirler için durum, hafif bir rahatsızlıktan çıkıp ciddi bir sıkıntıya dönüştü. Kuzeydoğu İtalya'daki Trieste kentinde yaşayanlar dört yıldır Adriyatik Denizi manzaralarını, Philippe Starck tarafından tasarlanan 142 metre uzunluğundaki Sailing Yacht A nedeniyle kaybetmiş durumda. Bir zamanlar "dünyanın en çirkin yatı" olarak anılan ve dondurulduğu sırada yaklaşık 578 milyon dolar değerinde olduğu tahmin edilen yat, hala limanda bekliyor. Trieste Belediye Başkanı Roberto Dipiazza 2023 yılında İtalyan gazetesi Corriere della Sera'ya verdiği demeçte, "Bu kamu parasının israfı tam anlamıyla bir utanç" dedi.
Ülkenin diğer ucunda ise İtalyan hükümetine göre Rus çelik devi Alexey Mordashov’a ait olduğu iddia edilen 65 metre uzunluğundaki Lady M yatı bulunuyor. 200 haftadan fazla bir süredir İtalya’nın Imperia limanında demirlemiş durumda olan yatın elektrik ve su masrafları günde yaklaşık 700 dolar, demirleme ücretleri ise ayda 15 bin dolar tutuyor. Buna ek olarak, temel bakım masrafları için de yılda 57 bin dolarlık bir gider söz konusu. Marina di Imperia Limanı müdür yardımcısı Matteo Bonjean, “Ayın sonunda faturaları kesip parayı tahsil ediyoruz. Yatın bakımı gayet iyi yapılıyor” dedi. İtalyan hükümetine şu ana kadar 2 milyon dolardan fazla fatura kesilmiş olduğu düşünülürse, bu da gayet normal.
Yat sahiplerine ödetmeye çalışıyorlar
Bazı ülkeler yaptırım uygulanan yat sahiplerini, yatları alıkonulmuş halde beklerken oluşan masrafları ödemeye zorlamaya çalışıyor. Ancak bu da kolay bir seçenek değil. Yatlarının sahiplerinin kim olduğu her zaman net olarak bilinmiyor ve bazıları da ödeme yapmayı umursamıyor. ÖrneğinLuminosity yatı, gübre baronu Andrei Guryev'in oğlu ve yatla bağlantılı olduğu belirtilen Andrei Guryev Jr.'ın Mart 2022'de Avrupa Birliği tarafından yaptırım listesine alınmasından bu yana Karadağ'da mahsur durumda. Mürettebat kısa süre sonra işten çıkarıldı ve o tarihten beri ödenmeyen maaşlarını tahsil etmeye çalışıyor. Mürettebatı başlangıçta yat sahibinin adına işe alan Burgess Crew Services, Ekim 2023'te sahibinden fon transferi yapmak için izin aldı. Ancak aradan neredeyse üç yıl geçmesine rağmen, aracı bir banka parayı dondurduğu için ödeme hala gerçekleştirilemedi.
Almanya'da ise süperyat üreticisi Lürssen, bu varlık savaşının tam ortasında kaldı. Ancak prestijli yat üreticisi karşı atağa geçti. Dondurulmuş dev yatlardan biri olan 600 milyon dolar değerindeki Dilbar'ın bakımına milyonlar harcamaktan bıkan Lürssen, geçen yıl Almanya Federal Ekonomi ve İhracat Kontrol Dairesi'ne dava açtı. Şirket, yatı 2016 yılında inşa etmişti ve tesadüfen savaş başladığında yat tersanede bakım ve yenileme çalışmaları için bulunuyordu. O günden beri de orada kaldı.
Dilbar uzun zamandır, annesinin adı Dilbar olan metal milyarderi Alişer Usmanov ile ilişkilendirilse de Usmanov ve avukatları yıllardır yatın sahibi olmadığını kanıtlamaya çalışıyor. Bir dönem yatın sahibi olan vakfın lehtarı Usmanov'un kız kardeşiydi. Kız kardeşi de bir süre Avrupa Birliği yaptırım listesinde yer aldı ancak 2025'te listeden çıkarıldı. Bunun üzerine Lürssen, sahibinin artık yaptırım altında olmadığını öne sürerek bakım masraflarının devlet tarafından karşılanması gerektiğini savunup Alman hükümetine dava açtı.
Satışlar da kolayca gerçekleşmiyor
Hükümetlerin el konulan yatları açık artırmayla satmasına izin verildiğinde bile süreçler çoğu zaman düzgün yürütülmedi. 2022 yılına kadar altı güvertesi, helikopter pisti, on metrelik sonsuzluk havuzu, altın kaplamalı asansörleri ve elde boyanmış Pleyel kuyruklu piyanosuyla dikkat çeken Amadea'nın ABD hükümetine göre, Rus altın milyarderi ve Rusya parlamentosunun üst kanadı üyesi Süleyman Kerimov'a ait olduğu iddia ediliyordu. Kerimov ilk kez 2018'de ABD yaptırımlarına maruz kalmıştı.
Rusya'nın Ukrayna'ya saldırısından kısa süre sonra Amadea, Meksika'dan Fiji'ye 18 günlük bir yolculuğa çıktı. Aynı yılın Mayıs ayında Fiji makamları, FBI adına el koyma kararını uyguladı ve FBI bir ay sonra yatı San Diego'ya götürdü. ABD Adalet Bakanlığı'nın Kerimov'dan resmi olarak yatı müsadere etmek amacıyla hukuk davası açması ise ancak 16 ay sonra, Ekim 2023'te gerçekleşti.
Bunu izleyen süreçte ABD hükümeti ile Amadea'nın gerçek sahibi olduğunu iddia eden bir başka Rus oligarkı Eduard Hudaynatov arasında iki yıl süren bir hukuk mücadelesi yaşandı. Kerimov ile görünürde herhangi bir bağlantısı bulunmayan Hudaynatov, müsadereyi durdurmak için dava açarken ABD hükümeti onun yalnızca bir "paravan sahip" olduğunu savundu.
Bu süre boyunca Amerikan vergi mükellefleri yatın bakımına 36 milyon dolar harcadı. Sonunda ABD hükümeti davayı kazandı ve geçen eylül ayında yatı açık artırmayla sattı. Ancak satış, savaş öncesindeki 300 milyon dolarlık değerine göre yüzde 37 indirimle gerçekleşti. Masraflar düşüldükten sonra Washington'uı kasasına yaklaşık 150 milyon dolar girdi. Federal gözetim altındayken yatın yönetiminden sorumlu olan ABD Mareşaller Servisi ayrıntılı mali dökümü paylaşmayı reddetti ancak gelirin mağdur tazminatları, program giderleri ve diğer kurum masrafları için kullanılacağını belirtti. Görünüşe göre bu paranın hiçbir kısmı Ukrayna için ayrılmış değil.
Amadea'nın açık artırmasını kazanan isim, Dubai'li emlak milyarderi Abbas Sajwani oldu. Abbas, "Dubai'nin Donald'ı" olarak da bilinen ve ABD Başkanı Donald Trump'ın yakın dostlarından milyarder müteahhit Hussain Sajwani'nin 26 yaşındaki oğlu. Abbas yeni oyuncağının keyfini çıkarıyor. Monako Formula 1 Grand Prix'sinden iki gün önce Forbes'u son lüks satın alımını görmeye davet etti. Ahşap panelli atriyumda krem renkli bir kanepede uzanırken şöyle dedi: "Beni cezbeden birkaç şey vardı. Yerleşim planı, iç tasarım, marka, işçilik kalitesi ve ne kadar iyi korunmuş olması." Arkasındaki pencereden Akdeniz'in maviliğinde salınan onlarca süperyat görünüyordu; bunların arasında Rus oligarklardan el konulup yeniden satılan Axioma ve Alfa Nero da vardı.
Axioma Türk milyonerlere satıldı
71 metre uzunluğundaki Axioma, Rus boru sanayisi milyarderi Dmitry Pumpyansky'nin Mart 2022'de Avrupa Birliği tarafından yaptırım listesine alınmasının ardından Cebelitarık yetkilileri tarafından alıkonuldu. Bu durum, yatın teminat gösterildiği JPMorgan'dan alınmış 21 milyon dolarlık kredinin şartlarının ihlal edilmesine yol açtı. JPMorgan beş ay sonra yatı açık artırmayla satarak, savaş öncesindeki 42 milyon dolarlık değerine kıyasla indirimli sayılabilecek 37,5 milyon dolar karşılığında Türk sanayi patronları Ali Rıza Yıldırım (940 milyon dolarlık servetiyle Forbes Türkiye’nin En Zengin 100 Türk Listesinde 49. sırada) ve Robert Yüksel Yıldırım'a (940 milyon dolarlık servetiyle Forbes Türkiye’nin En Zengin 100 Türk Listesinde 49. sırada) devretti.
2007 yılında Hollandalı Oceanco tersanesi tarafından inşa edilen ve bir düğmeye basılarak yüzme havuzundan helikopter pisti haline dönüşen ilk yat olan 81 metre uzunluğundaki Alfa Nero, Mart 2022’de küçük Karayip ülkesi Antigua ve Barbuda’ya demir attı. Beş ay sonra ABD, bu yatı Rus iş insanı Guryev’in dondurulmuş malı olarak belirledi ve aynı gün Guryev’e yaptırım uyguladı. Antigua Yüksek Mahkemesi yatın el konulmasına karar verdi, ardından yerel yetkililer ve FBI yatın bordasına çıkarak kontrolü ele geçirdi.
Yatın gerçek sahibi olduğunu iddia eden Guryev’in kızı Yulia Guryeva-Motlokhov’un avukatları, Antigua hükümetinin yatı el koyma konusunda yasal yetkisi olmadığını öne sürerek satışa itiraz ettiler. Yine de Alfa Nero, 2023 yazında açık artırmaya çıkarıldı. En yüksek teklifi, 68 milyon dolar teklif eden milyarder ve eski Google CEO’su Eric Schmidt verdi ancak Guryev’in kızı ile Antigua hükümeti arasındaki hukuki mücadele şiddetini artırınca, Schmidt teklifini kısa süre sonra geri çekti.
Temmuz 2024’te hükümet, Alfa Nero’yu sonunda Axioma’yı satın alan kişi olan Yıldırım’a sattı. Bu kez Türk milyoner, yatın bir zamanlar sahip olduğu değerin yarısından az olan 40 milyon dolar ödeyerek oldukça ucuza bir satın alma gerçekleştirdi. Ada hükümetinin bakım masrafları için harcadığı 9 milyon dolar hesaba katıldığında, kalan gelir Antigua hükümetinin borcunu ödemek için kullanıldı. Ukrayna’ya tek bir kuruş bile gitmedi.
Yıldırım yatları satışa çıkardı
Guryev’in kızı, Antigua hükümetinin yolsuzluk yaptığı ve satıştan yasadışı komisyon aldığı iddiasıyla hala Antigua, ABD, Rusya ve Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki mahkemelerde mücadele ediyor. Alfa Nero hala onun ulaşamayacağı bir yerde olsa da Rusya’daki yeni sahibinin peşine düşerek bir miktar başarı elde etti. Geçen temmuz ayında, bir Rus mahkemesi Yıldırım ve kardeşine ait bir ferrokrom fabrikasının haczedilmesine karar verdi.
Bu Yıldırım’ın şimdiden satışa çıkarma niyetinde olmasının nedeni bu olabilir. Alfa Nero’yu 40 milyon dolara satın aldıktan bir yıldan az bir süre sonra, Yıldırım yatı 101 milyon dolara satışa çıkardı ve haziran ayında düzenlenen Monako Grand Prix’si sırasında onu tüm gözler önünde sergiledi. Ayrıca Axioma’yı da satın alma fiyatından yüzde 67 daha fazla olan 63 milyon dolara satışa sundu.
Yat sahipleri tazminat talep ediyor
Vergi mükellefleri daha fazla fatura ile karşılaşabilir. Eski yat sahipleri, değer kaybeden teknelerini geri almaya uğraşmak yerine, giderek daha fazla hükümetlerden tazminat ve zarar tazminatı talep ediyor. Bu itirazların çoğu şu ana kadar başarısızlıkla sonuçlandı ancak avukatlar daha fazla mahkemenin yaptırım listesine alınma kararlarını bozması veya belirli varlıkların dondurulmayı geçersiz kılması halinde risklerin artacağını belirtiyor. Birçok süper yat davasında görev almış Berlin merkezli avukat Bertrand Malmendier, “Yaptırım listesine alınmanın hukuka aykırı olduğu tespit edilen davalarda, tazminat taleplerinin ortaya çıkması çok muhtemeldir” dedi. Mahkemede davayı kazananlar, değer kaybı, kaybedilen kiralama geliri ve bakım masrafları için tazminat talep edebilirler.