Arama

Polonya’daki siyasi gerilim 1 trilyon dolarlık ekonomiyi tehdit ediyor

Polonya’da başbakan ile cumhurbaşkanı arasındaki soğuk savaş giderek şiddetleniyor. Bu durum, Avrupa’nın en hızlı büyüyen ekonomisi için bir tehdit oluşturuyor. Avrupa Birliği yanlısı liberaller ile milliyetçi muhafazakarlar arasındaki çatışma yıllardır şiddetle devam ediyor ancak bu çatışma artık merkez bankasını felç etme tehlikesi yaratıyor.

14 Ekim 2026, 13:19
Polonya’daki siyasi gerilim 1 trilyon dolarlık ekonomiyi tehdit ediyor
Polonya Başbakanı Donald Tusk

Polonya’da iç siyasetteki soğuk savaşı tırmanıyor ve Avrupa’nın en hızlı büyüyen ekonomisi için ülkenin kendi kendine yarattığı bir tehdit oluşturuyor. Ülkenin Başbakanı Donald Tusk ile ABD Başkanı Donald Trump’ın desteğiyle cesaretlenen Cumhurbaşkanı Karol Nawrocki, geçen yılki cumhurbaşkanlığı seçimlerinden bu yana sert bir çıkmazın içinde. Genel seçimlere bir yıl kala bu karşı karşıya geliş, hükümetin gündemini neredeyse tamamen işlevsiz hale getirdi ve GSYH’nin yüzde 7’sini aşan bütçe açığını daraltmaya yönelik çabaların sonuçsuz kalmasının ardından bir kredi derecelendirme kuruluşunun not indirimi yapmasına yol açtı. Şimdi ise merkez bankasını felç etme tehdidi oluşturuyor.

Avrupa Birliği yanlısı liberaller ile milliyetçi muhafazakarlar arasındaki çatışma yıllardır sürüyor ancak şimdiye kadar ekonomik açıdan belirleyici bir etki yaratmamıştı: Gayrisafi yurtiçi hasıla (GSYH), son on yılda ikiye katlanarak 1 trilyon doları aştı ve Polonya’yı dünyanın en büyük 20 ekonomisi arasına taşıdı. Ancak enerji fiyatlarının hızla yükseldiği, Rusya’nın Ukrayna’nın ötesinde de kendine özgü bir savaş yürüttüğü ve ABD’nin küresel bir ticaret savaşı verdiği bu dönemde, Polonya siyasetinin merkezindeki kriz bu başarı tablosunu tehlikeye atabilir.

Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) bu hafta yayımladığı tahminlere göre AB fonlarından gelen kaynakların azalması ve yatırımların zayıflamasıyla ekonomi şimdiden yavaşlıyor. Büyümenin 2026’daki yüzde 3,4 seviyesinden gelecek yıl yüzde 2,5’e gerilemesi bekleniyor.

Bir iş dünyası lobi kuruluşu olan Polonya İş Dünyası Yuvarlak Masa Toplantısı’nın başkanı Wojciech Kostrzewa, “Özellikle jeopolitik belirsizliğin bu kadar yüksek olduğu bir ortamda, bu çatışmanın tırmanmasından endişe duyuyoruz. Bunlar Polonya’nın imajı açısından ciddi sorunlar yaratıyor ve karar alma sisteminde olası bir istikrarsızlık olduğu izlenimini veriyor” ifadelerini kullandı. 

Koalisyonu sarsan seçimler

Polonya’nın sert ve uzlaşmaz siyaseti, yirmi yılı aşkın süredir muhafazakar Hukuk ve Adalet Partisi’ni (PiS) Sivil Koalisyon ile karşı karşıya getiriyor. Brüksel’le sürekli gerilimlerin yaşandığı ve hukukun üstünlüğüne ilişkin kaygıların öne çıktığı iki dönemlik milliyetçi hükümetin ardından Tusk’ın 2023’te başbakanlığa geri dönmesi, AB’nin doğudaki en büyük üyesinin yeniden birliğin ana akımına sıkı biçimde bağlandığı yönündeki beklentileri yükseltmişti. Ancak Nawrocki’nin geçen yılki seçimlerde geriden gelerek kazandığı zafer, iktidar koalisyonunu sarstı.

İşveren örgütü Pracodawcy RP’nin başkanı Joanna Makowiecka-Gatza, “Şirketler, siyasi anlaşmazlıkların iniş çıkışlarına göre yatırımlarını planlayamaz” dedi. Makowiecka-Gatza, Polonya’daki şirket yatırımlarının AB ortalamasının gerisinde kalmasına dikkat çekti. Bu açığın kapatılması için her yıl ilave 300 milyar zloti (77 milyar dolar) yatırım yapılması gerekiyor.

Varşova, cumhurbaşkanı ile hükümetin farklı siyasi çizgilerde olduğu bölünmüş yönetim modeline yabancı değil. Polonya Anayasası, cumhurbaşkanını büyük ölçüde simgesel bir makam olarak tanımlıyor. Bununla birlikte cumhurbaşkanı yasaları veto edebiliyor, silahlı kuvvetlerin başında bulunuyor ve yargıçları, büyükelçileri ve merkez bankası başkanını atıyor.

“Hükümet destek vermiyor”

Nawrocki, bu yetkileri mümkün olan en geniş ölçüde kullanmaya çalıştı. Geçen yıl ağustos ayında göreve başlamasından bu yana 45 yasa tasarısını veto etti. Bu sayı, selefi Andrzej Duda’nın iki görev dönemi boyunca engellediği yasa sayısının iki katından fazla. Cumhurbaşkanı ayrıca Tusk’ın büyükelçilik görevleri için önerdiği isimleri onaylamayı reddetti. Bu durum, Polonya’nın önemli başkentlerde üst düzey diplomatlarının bulunmamasına yol açarken Washington ile ilişkilerde kilit muhatap olma rolünü de Nawrocki’ye bıraktı.

Nawrocki, Trump ile yakın ilişkisinden de güç aldı. Trump, seçimlerde daha önce siyasi deneyimi bulunmayan ve kamuoyunda pek tanınmayan eski boksörü desteklemiş, onu Polonya-ABD ilişkilerinin güvencesi ve ideolojik bir müttefik olarak görmüştü.

Nawrocki’nin sözcüsü Rafal Leskiewicz Bloomberg’ yaptığı açıklamada, Cumhurbaşkanı ile hükümet arasındaki ilişkinin pek iyi görünmediğini belirtti. Leskiewicz, “Bunun nedeni cumhurbaşkanının istememesi değil, hükümetin cumhurbaşkanını çabalarında desteklememesi” dedi ve Polonya’nın G-20’nin daimi üyesi olmasına yardımcı olacak çalışmaları da buna dahil etti.

Merkez bankası yönetimindeki kriz

Bu yılın başlarında Nawrocki, Polonya’nın AB’nin 150 milyar euro tutarındaki “silah karşılığı kredi” programından pay almasını engellemeye çalıştı ancak başarısız oldu. Bunun yerine, Merkez Bankası Başkanı Adam Glapinski ile birlikte, savunma harcamalarını finanse etmek için altın rezervlerinden elde edilen kârın kullanılmasına yönelik bir plan sundu.

Konuya yakın kaynaklara göre bu öneri başbakanı öfkelendirdi ve merkez bankası yönetim kurulu adayları konusunda varılan mutabakatı bozdu. Önümüzdeki haftalarda yeni bir anlaşmaya varılmadığı takdirde, yönetim kurulu üye sayısı yasada öngörülen asgari altı sayının altına düşecek ve bu da tahvil piyasalarının tedirginleştiği bir dönemde merkez bankasının herhangi bir kriz durumuna müdahale etme kabiliyetini kısıtlayacaktır.

Geçen hafta iktidar koalisyonu, son parlamento seçimleri öncesinde bir önceki yönetimin emirlerini yerine getirmekle suçladığı Glapinski’nin görevden uzaklaştırılması yönünde bir adım attı. Merkez Bankası Başkanı, herhangi bir suçu olduğunu reddetti ve soruşturmanın Polonya için zararlı olduğunu belirtti. Merkez Bankası ayrıca, Glapinski’nin görevden uzaklaştırılması halinde faiz oranlarını belirleyen Para Politikası Kurulu’nun toplanamayacağı uyarısında bulundu.


Sayfa Sonu

Yüklenecek başka sayfa yok