Mevcut tabloyu huzursuz ve düzensiz bir piyasa ortamı olarak tanımlayan Michele, yatırımcı psikolojisinde panik hissinin giderek güçlendiğine dikkat çekti. Geçtiğimiz yıl 2 Nisan’da açıklanan ve “Liberation Day” olarak anılan gümrük tarifeleri sonrasında yaşanan sert dalgalanmaları hatırlatan Michele, yönetimin geri adım atmasıyla piyasaların kısa sürede sakinleştiğini anımsattı. Benzer bir rahatlama sürecinin yeniden mümkün olabileceğini ifade etti.
ABD tahvilleri küresel yatırımcı için hâlâ merkezde
Tüm oynaklığa rağmen ABD tahvil piyasalarının küresel sabit getirili yatırımcılar açısından vazgeçilmez konumunu koruduğunu belirten Michele, ABD devlet ve şirket tahvillerinin sunduğu derinlik ve likiditenin başka piyasalarda kolay kolay bulunmadığını söyledi. Bu nedenle yatırımcıların ABD varlıklarını toplu şekilde terk etmesinin gerçekçi bir senaryo olmadığını dile getirdi.
Japonya’da tahvil piyasası alarm veriyor
Japonya’da erken seçim ihtimalinin mali disiplinin zayıflayabileceği endişelerini güçlendirdiğini kaydeden Michele, bu durumun uzun vadeli Japon tahvil faizlerini tarihi zirvelere taşıdığını ifade etti. Ona göre Japon tahvil piyasası, bu gelişmelerle birlikte uzun süredir sahip olduğu denge unsurunu kaybetmiş görünüyor.
Hızla değişen gündem tedirginliği artırıyor
Trump’ın Davos toplantılarına hazırlandığı bir dönemde piyasa gündeminin çok kısa sürede yön değiştirdiğine dikkat çeken Michele, “Konut ve kredi kartı maliyetleri konuşulurken, bir anda tartışma Grönland’ın maliyetine döndü” dedi. Michele’e göre bu ani konu değişimleri, yatırımcıların risk algısını daha da bozarak küresel piyasalardaki tedirginliği derinleştiriyor.