Akıllı kariyer kararları almak kolay gibi görünür. Maaş, yan haklar, şirket kültürü, işe gidip gelme süresi, esneklik ve kariyer ilerleme olanaklarını değerlendirirsiniz. Sadece “gerçeklere” bakmanız gerektiğini düşünürsünüz. Ama hangi filtreyle değerlendirdiğinizi hiç düşündünüz mü?
Leonardo da Vinci’nin dediği gibi, “İnsanların en büyük aldatmacası kendi fikirlerinden kaynaklanır.” Bildiğinizi düşündüğünüzden daha fazlasını bildiğinizi sanmak çok kolaydır. Beyin, rahat hissettiren bilgileri dikkate almaya meyillidir. Bu eğilim, mevcut bakış açınızı koruma içgüdüsü olan doğrulama önyargısıdır. Beyin, zaten inandığınız şeyi destekleyen kanıtları arar ve bu, sizi büyümenize yardımcı olacak fırsatlar yerine tanıdık gelen rollerle yetinmeye yönlendirebilir.
Özgüven ve inanç sistemleri
Büyük psikolog Albert Bandura ile tanışma fırsatı buldum. Bandura, özgüvenin gücünü ve öz yeterlilik inancının insanların eylemlerini, risk alma istekliliğini ve zorluklar karşısında ne kadar ısrar edeceğini belirlediğini anlatmıştı. Yani, bir konuda gelişebileceğinize inanıyorsanız çaba harcarsınız. Sınırlı olduğunuzu düşünüyorsanız geri çekilirsiniz.
Buna doğrulama önyargısını eklediğinizde etkisi daha da büyür. “Teknik yeteneğim yok,” “liderlik yapamam,” “yaratıcı değilim” gibi varsayımlar kurduğunuzda beyniniz bunu kanıtlamaya başlar. Olumlu geri bildirimleri göz ardı ederken, tek bir olumsuz yorumu büyütürsünüz. Beyin rahat hissettiren bilgiyi seçer ve yeni bilgiler bu anlatıyı tehdit ettiğinde onu görmezden gelir.
İş arama süreçlerinde doğrulama önyargısı
Bir iş ilanını nasıl okuduğunuzu düşünün. Eğer üst seviye bir pozisyon için yetersiz olduğunuzu düşünüyorsanız, dikkatiniz eksik olduğunuz maddelere odaklanır. Gereksinimlerin çoğunu karşılasanız bile kendinizi diskalifiye edebilirsiniz. Başka biri aynı ilana baksa, gelişim fırsatları görür. Araştırmalar, bu farkın rastgele olmadığını gösteriyor. Örneğin, Hewlett-Packard’ın iç raporuna göre, erkekler niteliklerin %60’ını karşılasalar bile terfi için başvururken, kadınlar yalnızca tüm kriterleri karşıladıklarında başvuruyor.
Çok deneyimli profesyoneller bile çoğu zaman kendilerini “hazır” hissetmez. Daha fazla deneyime, özgüvene ve kesinliğe ihtiyaç duyduklarını söylerler. Ama bu nitelikler kendiliğinden gelmez; sizi zorlayan durumlarla yüzleştiğinizde gelişir. Doğrulama önyargısı, ihtiyatı bilgelik olarak sunar ve sizi geride tutar.
Geri bildirim ve kendini doğrulama döngüsü
Geri bildirim de önyargıyı besler. Beyninize göre, güçlü yönünüz övüldüğünde doğru ve onaylayıcı gelir. Zayıf yanlarınız sorgulandığında ise beyniniz sizi korumak için devreye girer. Bandura, inanç sistemimizin performansı etkilediğini vurguladı. Eğer eksikliğinizi geçici bir durum yerine kalıcı bir yetersizlik olarak yorumlarsanız, tekrar deneme olasılığınız düşer. Bu kaçınma zamanla pekişir: liderlikten kaçınırsınız, deneyim kazanamazsınız ve ilk inancınız doğrulanmış gibi hissedersiniz.
Çevre ve sektör anlatıları
Çevreniz de doğrulama önyargısını besler. İş arkadaşlarınız sektörün daraldığını söylüyorsa, işten çıkarmalar ve olumsuz haberler daha fazla dikkat çeker. Başkaları yalnızca belirli geçmişlere sahip kişilerin terfi edebileceğini savunuyorsa, sizin beyniniz de bu kalıpları güçlendirir. Bu nedenle aynı geçmişe sahip kişilerden biri, farklı bir alana geçerek hızla ilerlerken siz eski rolünüzde kalabilirsiniz.
Önyargıyı kırmak için adımlar
Doğrulama önyargısını aşmak, varsayımlarınız hakkında disiplinli bir merak gerektirir. Bir fırsatı reddettiğinizde, bunu haklı çıkarmak için hangi kanıtları kullandığınızı sorun. Ardından, tam tersini gösterecek kanıtları araştırın.
Kendinizi belirli bir role uygun görmüyorsanız, halihazırda sahip olduğunuz üç somut beceriyi belirleyin. Riskli görüyorsanız, benzer geçişleri yapmış biriyle konuşun. Küçük denemeler yapın: bir toplantıyı yönetin, görünür bir projeye katılın. Deneyim yoluyla kazanılan kanıt, beynin sürekli tekrar ettiği düşüncelerden çok daha güçlüdür.
Nörobilimci Friederike Fabritius, güçlü yönleriniz çevreyle uyumlu olduğunda en iyi performansı gösterdiğinizi söylüyor. Başka biri olmanıza gerek yok; sadece eski hikayenizin hâlâ tüm potansiyelinizi yansıtıp yansıtmadığını sorgulamanız gerekiyor.
Neden şimdi daha önemli?
Roller hızla değişiyor, kariyer yolları tahmin edilemez hâle geliyor. Eski kimliğinize bağlı kalırsanız, piyasa sizi beklemez. Doğrulama önyargısı, yıllar önce oluşturduğunuz varsayımlara bağlı kalarak fırsatları kaçırmanıza yol açabilir. Kariyer gelişimi, mükemmel zamanlamadan çok, kendi varsayımlarınızı sorgulamaya ve yeni olasılıklara açık olmaya bağlıdır.
Beyin her zaman tutarlılık arar; geleceğiniz ise olasılıkları görmeye ne kadar istekli olduğunuza bağlıdır.