Al Jazeera'nın haberine göre, deniz trafiğinin bir bölümünün Ümit Burnu çevresindeki daha uzun güzergahlara kayması, Afrika'nın kıyı ülkeleri için yeni fırsatlar yaratırken liman altyapısındaki kapasite sorunlarını da gündeme taşıdı. Özellikle Atlas Okyanusu, Hint Okyanusu, Akdeniz ve Kızıldeniz kıyılarındaki limanlara yönelik yatırımların önemi arttı.
Deniz koridorlarındaki risk büyüyor
Süveyş Kanalı ve Babülmendep, Asya ile Avrupa arasındaki deniz ticaretinin en kritik geçiş noktaları arasında yer alırken Hürmüz Boğazı, küresel enerji taşımacılığında merkezi konumunu koruyor. Rusya-Ukrayna Savaşı ise Karadeniz üzerinden gerçekleşen ticaret akışlarını etkiliyor.
Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı'na (UNCTAD) göre deniz taşımacılığı, küresel mal ticaretinin hacim bakımından yüzde 80'inden fazlasını gerçekleştiriyor. Bu nedenle önemli deniz yollarında yaşanan kesintilerin etkisi yalnızca taşımacılık sektörüyle sınırlı kalmıyor; enerji fiyatları, gıda güvenliği, enflasyon ve üretim zincirleri de bu gelişmelerden etkileniyor.
Kızıldeniz'deki güvenlik sorunları nedeniyle çok sayıda geminin Ümit Burnu güzergahına yönelmesi, Afrika'nın güneyindeki deniz trafiğini önemli ölçüde artırdı. UNCTAD verilerine göre bu dönemde Ümit Burnu çevresinden geçen gemilerin kapasitesi yaklaşık yüzde 89 yükseldi.
Asya ile Avrupa arasındaki güzergahın değiştirilmesi, Şanghay-Rotterdam seferlerinin süresini yaklaşık 12 gün uzattı. Daha uzun rotalar, yakıt tüketiminin yanı sıra işletme, sigorta ve emisyon maliyetlerinin de yükselmesine neden oldu.
Güney Afrika limanlarında trafik arttı
Rotadaki değişikliklerin en somut etkilerinden biri Güney Afrika limanlarında görüldü. Konteyner gemilerinin bu ülke limanlarına gelişleri, Mart 2024'ün başında Aralık 2023'ün başına kıyasla yüzde 328 arttı.
Trafikteki hızlı yükseliş Durban ve Cape Town gibi limanlarda yoğunluğu artırırken, bazı tesislerin artan talebi karşılamakta zorlandığı görüldü. Bu durum, artan gemi trafiğinin liman ülkelerine doğrudan ve sınırsız ekonomik kazanç sağlamadığını da ortaya koydu.
Çünkü bir geminin bir ülkenin kıyılarından geçmesi tek başına ekonomik değer yaratmıyor. Yakıt ikmali, bakım, depolama, konteyner elleçleme veya aktarma gibi hizmetler için limana uğraması gerekiyor.
Hürmüz için alternatif oluşturmak daha zor
Hürmüz Boğazı'ndaki riskler ise Afrika limanlarının üstlenebileceği rolün sınırlarını gösteriyor. Büyük miktarlarda petrol ve doğal gazın taşındığı bu geçişin, yalnızca liman yatırımlarıyla ikame edilmesi mümkün görünmüyor.
Uluslararası Enerji Ajansı'na (IEA) göre kriz öncesinde Hürmüz Boğazı'ndan geçen LNG miktarı küresel arzın yaklaşık yüzde 20'sine karşılık geliyordu. Bu nedenle boğaza gerçek anlamda alternatif oluşturulabilmesi için limanların yanı sıra boru hatları, depolama tesisleri, ihracat terminalleri ve taşıma ağlarının da geliştirilmesi gerekiyor.
Finans ve ekonomi analisti, enerji ve stratejik konular uzmanı İdris El-İsavi, Afrika limanlarının Hürmüz, Babülmendep ve Karadeniz'deki aksaklıkları tek başına telafi edemeyeceğini belirtti.
El-İsavi, Al Jazeera Net'e yaptığı değerlendirmede mevcut sorunun yalnızca liman kapasitesiyle açıklanamayacağını, esas olarak bir "güzergah ve kapasite" problemi olduğunu söyledi. Özellikle büyük miktarlardaki enerji ürünlerinin taşınması için liman yatırımlarının yanı sıra entegre ulaştırma sistemlerine ihtiyaç bulunduğunu ifade etti.
Trafik artışı kalıcı avantaja dönüşmeyebilir
Deniz trafiğindeki artış, Afrika limanları açısından önemli bir fırsat oluştursa da bu durumun kalıcı bir rekabet avantajına dönüşmesi için altyapının güçlendirilmesi gerekiyor.
İş hukuku ve ekonomi profesörü, mavi ekonomi araştırmacısı Badr Ez-Zahir El-Ezrak da mevcut gelişmelerin Afrika limanları için otomatik bir ekonomik kazanım olarak görülmemesi gerektiğini belirtti.
El-Ezrak'a göre kriz dönemlerinde bir limana yönelen ek gemi trafiği, tek başına o limanın rekabet gücünü artırmıyor. Denizcilik şirketleri, kriz koşulları sona erdiğinde fiyatları, bekleme sürelerini, hizmet kalitesini, dijital altyapıyı, güvenliği ve lojistik bağlantıları yeniden değerlendirecek.
Liman anlayışı değişiyor
Bu nedenle modern limanlar yalnızca gemilerin yanaştığı rıhtımlardan ibaret görülmüyor. Depolama ve konteyner aktarmasının yanı sıra serbest bölgeler, enerji ve sanayi tesisleri, gümrük hizmetleri ile kara ve demir yolu bağlantıları da limanların rekabet gücünü belirleyen unsurlar arasında yer alıyor.
El-Ezrak, Afrika'nın bu dönüşümden yararlanabilmesi için Afrika Kıtasal Serbest Ticaret Bölgesi, kıtanın entegre denizcilik stratejisi, limanların dijitalleştirilmesi ve ticaretin kolaylaştırılmasına yönelik programların kullanılabileceğini belirtti.
Ancak mevcut sorunların önemli bir bölümü uygulama aşamasında ortaya çıkıyor. Modern ve dijital bir limanın varlığı, gümrük işlemlerinin yavaşlığı veya kara ve demir yolu bağlantılarındaki yetersizlikler nedeniyle konteynerlerin uzun süre beklemesi durumunda tek başına yeterli olmuyor.
Bu nedenle küresel deniz ticaretindeki yeni rota düzeninin Afrika için kalıcı bir ekonomik fırsata dönüşüp dönüşmeyeceği, yalnızca limanlara gelen gemi sayısına değil, bu trafiğin ne ölçüde lojistik, enerji, sanayi ve ticaret merkezlerine dönüştürülebileceğine bağlı olacak.