Middle East Eye'a konuşan kaynaklara göre, hükümet İFM’de halihazırda uygulanan vergi indirimlerine benzer düzenlemeleri daha geniş bir alana yaymayı planlıyor.
Gündemde, çok uluslu şirketlerin Türkiye’de elde ettiği bazı gelirlerin daha yüksek oranda vergiden muaf tutulması ve uluslararası çalışanlara yönelik bordro avantajlarının artırılması bulunuyor.
Ayrıca şirketlerin yurt dışı ticari faaliyetlerinden elde ettikleri gelirlerin bir kısmının vergi dışı bırakılması gibi yeni kolaylıklar da değerlendiriliyor.
Körfez’den Türkiye’ye olası yönelim
Körfez bölgesi; bankalar, teknoloji şirketleri, yapay zeka girişimleri ve veri merkezleri için önemli bir merkez konumunda bulunuyor. Ancak İran kaynaklı güvenlik endişeleri, bazı şirketleri alternatif lokasyonlara yönlendirebilir.
Bu noktada İstanbul Finans Merkezi’nin, yatırımcılar için bir “güvenli liman” olarak öne çıkarılmaya çalışıldığı ifade ediliyor.
Erdoğan’ın uluslararası yatırım temasları
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın İstanbul’da düzenlenen bir toplantıda 40’tan fazla küresel şirket CEO’sunu ağırlaması, yabancı sermayeye verilen mesajın bir parçası olarak görülüyor.
Toplantıya, dünya çapında büyük varlık fonlarının yöneticileri ve uluslararası finans çevrelerinden üst düzey isimler de katıldı. Organizasyon, Türkiye’nin yatırım ortamına yeniden ilgi çekme çabasının bir parçası olarak değerlendiriliyor.
İFM’ye artan ilgi sinyalleri
İstanbul Finans Merkezi yetkililerine göre, Körfez ve Doğu Asya merkezli yaklaşık 40 şirket, operasyonlarını kısmen Türkiye’ye taşıma veya Türkiye’de genişleme seçeneklerini değerlendiriyor.
Bu şirketlerin bir kısmının, bölgedeki jeopolitik riskler nedeniyle alternatif finans merkezleri arayışında olduğu belirtiliyor.
Yatırımcıların en büyük endişesi: Güven ve ekonomi
Her ne kadar teşvikler cazip görünse de yatırımcıların Türkiye’ye temkinli yaklaştığı ifade ediliyor.
Öne çıkan başlıca endişeler şunlar:
- Yüksek enflasyon beklentisi
- Dış ticaret açığındaki büyüme
- Kur oynaklığı ve para birimi riski
- Hukuki sistem ve yargıya duyulan güven eksikliği
Bazı yatırımcılar, özellikle hukuk sistemine dair belirsizliklerin en kritik sorun olduğunu vurguluyor.
“Türkiye’de mahkemelere güven düşük”
Uluslararası finans çevrelerinden bir bankacı, yatırım kararlarında hukuki güvenliğin belirleyici olduğunu belirterek, Türkiye’de bu alandaki algının zayıf olduğunu ifade ediyor.
Dubai’deki finans merkezlerinin bağımsız hukuk yapısı ve öngörülebilir düzeni ise Türkiye ile yapılan karşılaştırmalarda öne çıkıyor.
Dubai ile rekabet: Zor ama mümkün
Uzmanlara göre Dubai ve Abu Dabi, güçlü enerji kaynakları, gelişmiş lojistik altyapı ve yüksek kamu yatırımları sayesinde avantajlı konumda.
Türkiye’nin ise bu merkezlerle birebir rekabet etmekten çok, farklı bir model geliştirmesi gerektiği savunuluyor.
Türkiye’nin en güçlü alanı: İmalat sektörü
Ekonomistlere göre Türkiye’nin Körfez karşısındaki en büyük avantajı finans değil, üretim gücü.
Otomotiv, lojistik ve sanayi gibi alanlarda güçlü bir üretim kapasitesine sahip olan Türkiye’nin, bu yönünü yatırım çekim stratejisinin merkezine koyması gerektiği belirtiliyor.
Strateji tartışması: İstanbul dışına yayılma riski
Uzmanlar, teşviklerin sadece İstanbul Finans Merkezi ile sınırlı kalmaması halinde yatırımcıların güven algısının zayıflayabileceğini ifade ediyor.
Buna karşılık bazı öneriler, farklı şehirlerde fintech ve arka ofis merkezleri kurulmasıyla daha dengeli bir yapı oluşturulabileceğine işaret ediyor.
Sonuç: Vergi rekabetinden çok pazar erişimi
Uzmanlara göre Türkiye’nin en önemli avantajı 85 milyonluk iç pazar ve gelişmiş sanayi altyapısı.
Bu nedenle stratejinin yalnızca vergi rekabeti üzerine kurulması yerine, Türkiye pazarına erişim ve üretim ekosisteminin öne çıkarılması gerektiği vurgulanıyor.