ABD’de Megan Lieu, 2019 yılında Virginia Üniversitesi’nden işletme analitiği ve finans alanında lisans derecesiyle mezun olduktan sonra EY Consulting’de işe girdi. Orada iki yıl çalıştı ve ardından sık sık iş değiştirmeye başladı; bir iş yerinde yalnızca altı ay kaldığı bile oldu. Buna rağmen Forbes’a anlattığına göre yaptığı üç iş değişikliğinin her biri gelirinde yaklaşık yüzde 20’lik ciddi bir artış sağladı.
Şimdi 30 yaşında olan ve 2024’ten beri kendi işini yöneten Lieu, arkadaşlarına ve yeni mezunlara kendisi gibi sık sık iş değiştirmemelerini tavsiye ediyor çünkü bugünlerde bunun maddi açıdan karşılığı yok. İlk işinden 2021 yılında ayrıldığını anlatan Lieu, bunun “Covid-19 sonrası dönemin başlangıcındaki patlama sırasında, birçok insanın yeni işler bulduğu ve gücün işverenlerden ziyade büyük ölçüde çalışanların elinde olduğu” bir dönemde gerçekleştiğini söyledi. Ancak salgın sonrası “büyük istifa” olarak anılan dönemin yerini artık “büyük kalış” dönemi aldı. İşe alımların yavaşladığı ve işverenlerin üstünlüğü ele geçirmiş gibi göründüğü bir ortamda çalışanların iş değiştirme olasılığı çok daha düşük ve iş değiştirenler de daha mütevazı ücret artışları elde ediyor. ABD’de Ulusal Çalışma İstatistikleri Bürosu’nun verilerine göre tarım dışı sektörlerde çalışanların yalnızca yüzde 1,9’u geçen ağustos ayında işinden ayrıldı. Bu oran Nisan 2022’de yüzde 3’tü.
Bu durum, özellikle Z ve Y kuşağı için önemli bir sorun. Çünkü kariyerin ilk yıllarında iş değiştirmek, yeni çalışanların gelirlerini artırmalarının ve böylece daha yüksek yaşam boyu kazançlara giden yola girmelerinin yollarından biri oldu. Tarihsel olarak çalışanlar, en hızlı reel ücret artışlarını 35 yaşına gelmeden önce görüyor; kazançlar 45 yaşına kadar yavaşlayarak artıyor ve sonrasında reel ücretler büyük ölçüde sabit kalıyor.
"Gençler açısından durum farklı"
Mevcut durum, Z kuşağı çalışanlarına özellikle acımasız gelebilir çünkü yakın geçmişte gördükleri dönem bunun tam tersiydi. Büyük bordro şirketlerinden birinin iştiraki olan ADP Research’ün baş ekonomisti Nela Richardson, “Eğer Büyük İstifa döneminde iş gücü piyasasına giren ve kendisinden üç ya da dört yaş büyük bir kardeşleri varsa, şu anda o ağabeyleri ya da ablalarından tamamen farklı bir deneyim yaşıyorlar. İş gücü piyasası sağlam ama gençler açısından durum farklı" dedi.
Hayalet ilanlar ve iş aramanın maliyeti
İşverenler geri adım atmaya da niyetli görünmüyor. Richardson’a göre iş değiştirme, çalışanların enflasyonun önünde kalabilmek için bunu bir araç olarak kullandıkları enflasyon dönemlerinde genellikle artıyor. Ancak bu yıl, İran savaşı kaynaklı enflasyon yükselişi sırasında böyle bir durum yaşanmadı. Bunun nedeni durgun iş piyasası ve işverenlerin maaşları mevcut seviyelerde tutma konusundaki kararlılığı.
Pandeminden sonra bugün iş gücü piyasası daha normal bir durumuna döndüğü için işverenlerin iş değiştiren çalışanları cezbetmek için prim sunmasına ya da insanların iş değiştirmesini engellemek için büyük zamlar vermesine gerek kalmadı. İşe alımların düşük olduğu bu piyasada, hayalet iş ilanları (işverenlerin aslında doldurmayı planlamadığı açık pozisyon ilanları) artarken ve özgeçmişler yapay zeka tarafından incelenirken, iş aramanın zahmeti elde edilecek ödüle değmeyebilir. Richardson, “Genel olarak prim çok küçük ve iş değiştirmek için iş aramanın maliyeti de azımsanacak bir şey değil" ifadeleriin kullandı.
Çalışanları mevcut işlerinde tutan bir diğer unsur da şu: İşe alımlar bu kadar yavaşken, işsiz kalanlar. İster kendi istekleriyle işten ayrılmış ister kovulmuş olsunlar yeni iş bulmak için daha uzun süre bekliyor. ABD'de eylül ayı itibarıyla işsizlerin yüzde 44’ü 15 hafta veya daha uzun süredir işsizdi.