IMF’nin Ekim 2026 Avrupa Bölgesel Ekonomik Görünüm raporunda, Avrupa ekonomisinin karşı karşıya kaldığı çok sayıda olumsuzluğa rağmen büyümeyi sürdürdüğü ancak ekonomik faaliyetlerin zayıf kaldığı ve görünümün belirsizlikler içerdiği belirtildi.
Raporda enerji maliyetlerindeki artış, jeopolitik gerilimler, yüksek gümrük tarifeleri, kuraklık ve yükselen tahvil faizlerinin büyüme üzerindeki baskıyı artırdığı ifade edildi. Kamu harcamalarındaki yükselişin de ekonomik dengeler açısından risk oluşturduğu kaydedildi.
Türkiye’nin büyüme tahmini yüzde 2,7’ye indirildi
IMF, Türkiye ekonomisinin 2026 yılı büyüme beklentisini nisan ayındaki tahminine kıyasla 0,7 puan düşürdü. Buna karşılık kurum, sonraki iki yıla ilişkin öngörülerini yukarı yönlü güncelledi.
IMF’nin Türkiye ekonomisine yönelik büyüme tahminleri şöyle sıralandı:
-
2026: yüzde 2,7
-
2027: yüzde 3,6
-
2028: yüzde 4
Nisan ayındaki tahminlerle karşılaştırıldığında 2027 büyüme beklentisi 0,1 puan, 2028 tahmini ise 0,2 puan artırıldı.
Enflasyon beklentileri üç yıl için yükseltildi
IMF, Türkiye’de enflasyonun önümüzdeki yıllarda önceki tahminlerden daha yüksek seyredeceğini öngörüyor. Kurumun tahminlerine göre yıllık enflasyonun 2026’da yüzde 31,2, 2027’de yüzde 26,5 ve 2028’de yüzde 20,6 seviyesinde gerçekleşmesi bekleniyor.
Nisan ayındaki öngörülerle karşılaştırıldığında enflasyon tahmini 2026 için 2,6 puan, 2027 için 5,1 puan ve 2028 için 3,6 puan yukarı çekildi. Böylece IMF, Türkiye’de fiyat artışlarının önceki beklentilere göre daha yavaş gerileyeceğine işaret etti.
Avrupa ekonomisinde ılımlı büyüme beklentisi
IMF, Avrupa genelinde ekonomik büyümenin 2026-2028 döneminde kademeli olarak hızlanmasını bekliyor. Kurumun tahminlerine göre Avrupa ekonomisi 2026’da yüzde 1,5, 2027’de yüzde 1,6 ve 2028’de yüzde 1,7 büyüyecek.
Euro Bölgesi için büyüme beklentileri ise 2026’da yüzde 1,1, 2027’de yüzde 1,2 ve 2028’de yüzde 1,3 olarak belirlendi.
Raporda, özellikle Orta, Doğu ve Güneydoğu Avrupa ülkelerinin enerji fiyatlarındaki dalgalanmalardan etkilendiği belirtildi. Enerji maliyetlerindeki artışın ihracata dayalı büyüme modellerini zorlaştırdığı ve bazı ülkelerde enflasyon baskısını güçlendirdiği vurgulandı.
IMF, Avrupa’nın yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelmesinin Orta Doğu’daki savaşın ekonomik etkilerini sınırlamaya yardımcı olduğunu bildirdi. Bununla birlikte düşük verimlilik, şirketlerin yeterli ölçeğe ulaşamaması ve inovasyon eksikliğinin bölgenin orta vadeli büyüme potansiyelini kısıtlayabileceği uyarısında bulundu.
Avrupa’da enflasyon yüksek seyredebilir
IMF’nin tahminlerine göre Avrupa genelinde yıllık enflasyonun 2026’da yüzde 5,8, 2027’de yüzde 5,1 ve 2028’de yüzde 4,1 olması bekleniyor.
Euro Bölgesi’nde ise enflasyonun aynı dönemde sırasıyla yüzde 3,1, yüzde 2,8 ve yüzde 2,2 seviyelerinde gerçekleşeceği öngörülüyor.
Petrol fiyatlarının savaş sırasında görülen zirvelerin altında kalmasına karşın doğal gaz ve rafine petrol ürünlerindeki yüksek fiyatların enflasyonun hedeflenen seviyelere dönmesini geciktirebileceği belirtildi.
IMF ayrıca bazı ülkelerde ücret artışlarının güçlü seyretmesinin ve gevşek maliye politikalarının fiyat baskılarını artırabileceğine dikkat çekti. Raporda, enflasyon risklerinin belirginleşmesi halinde para politikasında ek sıkılaştırmaya gidilmesi ve talebi artıran genişleyici maliye politikalarından kaçınılması gerektiği ifade edildi.
Almanya’nın büyüme beklentisi yükseltildi
IMF, Avrupa’nın önde gelen ekonomilerine yönelik 2026 tahminlerinde farklı yönlerde değişikliklere gitti. Almanya’nın büyüme beklentisi yüzde 0,8’den yüzde 1,3’e çıkarılırken Fransa için öngörülen oran yüzde 0,9’dan yüzde 0,4’e düşürüldü.
Diğer Avrupa ekonomilerine ilişkin 2026 büyüme tahminleri şöyle açıklandı:
-
İspanya: yüzde 2,5
-
İtalya: yüzde 0,8
-
İngiltere: yüzde 1,3
-
Rusya: yüzde 0,9
-
Ukrayna: yüzde 1
Romanya ekonomisine yönelik beklenti ise aşağı yönlü revize edildi. Ülkenin daha önce yüzde 0,7 olarak açıklanan büyüme tahmini, yüzde eksi 0,5’e indirildi.
IMF’den Avrupa’ya rekabet gücünü artırma çağrısı
IMF, Avrupa ekonomisinin dış şoklara karşı daha dirençli hale gelmesi ve uzun vadeli büyüme kapasitesinin güçlenmesi için yapısal reformlara ihtiyaç duyulduğunu belirtti.
Bu kapsamda inovasyonu teşvik edecek politikaların uygulanması, Avrupa Birliği tek pazarının tamamlanması ve ürün piyasalarındaki engellerin azaltılması önerildi. Raporda ayrıca sermaye ve iş gücünün ülkeler arasında daha kolay hareket etmesinin ekonomik verimliliği ve rekabet gücünü artırabileceği vurgulandı.