Arama

Fransa’daki kriz Avrupa ülkeleri endişelendiriyor

Avrupa’nın ikinci büyük ekonomisi Fransa’da artan borç yükü, ülkedeki siyasi istikrarsızlık ve protestolar piyasaları tedirgin ediyor. Fransa’ya yönelik endişeler euro bölgesinde yeni bir borç krizi ihtimalini gündeme getiriyor.

12 Ekim 2026, 12:32
Fransa’daki kriz Avrupa ülkeleri endişelendiriyor
Fransa’nın Montpellier şehrinde lise öğrencilerinin eğitim için daha fazla kaynak ayrılması talebiyle düzenlediği protestolarda polis ile bazı göstericiler arasında çatışma çıktı.

Fransa’da yüz binlerce genç ülke çapındaki protestolara katılırken, şiddet olayları nedeniyle ülkede tansiyon tırmanırken ve tahviller piyasada sert bir satış dalgasına maruz kalırken, aşırı solcu milletvekili Louis Boyard geçen hafta hükümetin sorunlarına kendi çözümünü sundu. 26 yaşındaki Boyard, Ulusal Meclis’teki hararetli bir tartışma sırasında Eğitim Bakanı Edouard Geffray’e bağırarak, “Gençlerin ne istediğini anlamaktan acizsiniz. Bütün bunları çözmek için çek defterinizi çıkarmanız gerekecek” dedi. Ancak Bloomberg’in haberine göre Fransa, öğrenci protestocuların talep ettiği 10 milyar euro’yu karşılayabilecek durumda değil.

Borç yükü

Aksine, son yıllarda art arda yaşanan krizleri harcamalarını artırarak aşmaya çalışan ülkede yatırımcılar, Avrupa Birliği’nin ikinci büyük ekonomisinin hızla büyüyen ve ağır bir maliyet yaratan borç yükünü kontrol altına alabileceğine dair inançlarını yitiriyor. Son haftalarda yaşanan piyasadaki satışlar, borçlanma maliyetlerini yaklaşık çeyrek yüzyıldır görülmeyen seviyelere yükseltti. 9 Ekim’de Fransa’nın 10 yıllık devlet tahvillerinin İtalya’nınkine kıyasla taşıdığı risk primi rekor kırdı.

Üstelik Fransa, aylarca sürecek siyasi kaosun henüz başında. Şu anda bütçe üzerindeki pazarlıklarda yoğunlaşan ülkenin mali durumuna ilişkin endişelerin, 2027’deki cumhurbaşkanlığı seçimine ve sonrasına kadar devam etmesi bekleniyor. Yatırımcılar, seçimde öne çıkan adayların ne tür çözümler sunacağı konusunda tedirgin. Adaylardan biri analistlerin inandırıcı bulmadığı, aşırı iddialı mali hedefler önerirken diğeri borçların iptal edilmesi gibi uç bir fikri gündeme getiriyor.

1990’ların başında ve daha sonra 2014-2017 yılları arasında Fransa maliye bakanlığı yapan Michel Sapin, “Zayıf ekonomik faaliyet, bütçe krizinin ciddiyeti ve cumhurbaşkanlığı seçimine ilişkin endişeler bir araya geliyor. Siyasi belirsizlik, gerçek kaygıları besliyor ve büyütüyor” dedi. 

Euro’nun değer kaybı

Çıkış yoluna ilişkin net bir fikir bulunmadığından, bütün bunların nasıl sonuçlanacağı konusunda spekülasyonlar artıyor. Avrupa açısından bu, kabus senaryosu niteliğinde. Özellikle başka ülkelerin borç piyasalarına da sıçrama yaşandığına ilişkin işaretler endişe yaratıyor ve 15 yıl önce euro bölgesini neredeyse parçalayacak olan Yunanistan borç krizinin simgesi haline gelen yayılma endişelerini yeniden gündeme getiriyor. Fransa’ya ilişkin kaygıların diğer piyasalara da yayılmasıyla İtalya ve Yunanistan’ın tahvil getirileri arasındaki farklar son haftalarda arttı, euro ise değer kaybetti. Euro, bu ay şimdiye kadar G10 ülkelerinin tüm para birimleri karşısında geriledi.

Avrupa Birliği’nin kurucu üyelerinden Fransa, yalnızca ekonomik büyüklüğü nedeniyle değil, geleneksel olarak sorun çıkaran değil sorunları çözen ve koruyucu bir rol üstlenmesi nedeniyle de çok daha büyük bir dayanıklılık sınavına dönüşme potansiyeli taşıyor. Yaklaşık 3 trilyon euroluk ekonominin borcu 3,6 trilyon euro civarında. Bu tutar, Yunanistan’ın 2010’daki borcunun yaklaşık 10 katı.

Bununla birlikte, arada önemli farklar da var. Fransa hala borçlanabiliyor ve Fransız devlet tahvillerinin büyük bölümünü elinde tutan bankalar, 2010 yılına kıyasla daha güçlü sermaye yapısına sahip. Avrupa’nın kurtarma mekanizmaları da o döneme göre daha gelişmiş durumda.

Sapin’e göre Fransa’nın büyüklüğü, “riskin çok daha yüksek olduğu” anlamına geliyor. Ancak ülke, Yunanistan’ın aksine piyasalardan dışlanmış değil. Sapin, “Yunanistan’ın maliye politikası açısından hiçbir hareket alanı yoktu. Bizim hala bir miktar hareket alanımız var ancak benim borç krizinden ziyade mali kriz olarak tanımlayacağım süreç bu alanı ciddi ölçüde daralttı” ifadelerini kullandı. 

Yardım alma ihtimali düşük

Siyasi koordinasyon sağlama kapasitesi ya da dışarıdan yardım alma ihtimali düşük. AB’nin en büyük ekonomik gücü Almanya da kendi sorunlarıyla uğraşıyor. Almanya Başbakanı Friedrich Merz, aşırı sağa verilen desteğin hızla artması karşısında zorlanıyor. Avrupa Merkez Bankası (ECB) ise tek bir ülkenin ihtiyaçlarını karşılamak için para politikasını gevşetmek ya da acil durum araçlarını devreye sokmak yerine yeniden yükselen enflasyonla mücadeleye odaklanmış durumda. Kurum ayrıca, eski Fransa maliye bakanı olan ve şu anda ECB’ye başkanlık eden Christine Lagarde’ın görevden ayrılmaya yaklaştığı izlenimi vermesiyle birlikte kendi liderlik değişimine de hazırlanıyor.

ECB yetkilileri, herhangi bir acil durum aracını devreye sokmaya gerek görmediklerini belirtti. Bununla birlikte Lagarde, geçen hafta kapalı kapılar ardında gerçekleştirilen bir toplantıda maliye bakanlarına, gerektiğinde piyasaları istikrara kavuşturmak için kurumun gerekli araçlara sahip olduğunu söyledi. Fransız tahvilleri cuma günü değer kazandı.

Alman kamu yayın kuruluşu Deutschlandfunk radyosuna hafta sonu konuşan Bundesbank Yönetim Kurulu üyesi Michael Theurer, “Şu anda sistemik bir devlet borcu krizi yok ancak riskler önemli ölçüde arttı” dedi. Bu değişimin en ağır etkisi Fransız varlıkları üzerinde hissedildi. Ülkenin gösterge niteliğindeki 10 yıllık devlet tahvillerinin getirisi bu ay yüzde 5’e yaklaştı. Getiri daha sonra yüzde 4,85’e geriledi ancak iki ay önce yüzde 4’ün altındaydı. Alışılmadık bir şekilde, giderek daha fazla Fransız şirketinin tahvil getirisi, benzer vadeye sahip devlet tahvillerinin getirisinin altına düşmüş durumda. CAC-40 Endeksi de son iki ayda yaklaşık yüzde 10 değer kaybetti.

Büyüyen protestolar

Ancak bu gelişmeler, kendi yaşam koşullarına tepki gösteren protestocuların öncelikli kaygısı değil. Protestocular, aşırı kalabalık sınıfların ve eski okul binalarının iyileştirilmesi için kaynak ayrılmasını istiyor. Ayrıca hükümetin savunma harcamalarını artıracak kaynak bulabilirken diğer bütçeleri dondurmasını eleştiriyorlar.

Lise öğrencilerinin sendikası USL’nin eş genel sekreteri Marius Mesnil, “Biz siyasetçi değiliz. Paranın nereden bulunması gerektiğini söylemek bizim işimiz değil. Beş yıldızlı restoranlar istemiyoruz. Yalnızca düzgün koşullarda eğitim görebilmek istiyoruz” dedi. Eylül ayının sonlarında başlayan protestolar o tarihten bu yana yayıldı ve bazı gösteriler şiddet olaylarına dönüştü. Binlerce kişi gözaltına alındı, yüzlerce polis memuru ve protestocu yaralandı. Geçen haftanın sonunda hükümet, personel yetersizliği yaşayan okullara yaklaşık 3 bin öğretmen göndereceğini açıkladı. Gösterileri düzenleyenler, salı günü yeni bir protesto günü planlıyor.

Fransa Cumhurbaşkanlığı seçimlerine yalnızca yedi ay kalmışken aşırı sağcı lider Marine Le Pen ve sol kanattaki rakibi Jean-Luc Mélenchon, kamuoyundaki öfkeyi kendi lehlerine çevirmeye çalışıyor. Her iki isim de Emmanuel Macron’un on yıllık ekonomi politikaları dönemini sona erdirme sözü veriyor. Bu politikaların, çalışanların zararına olacak şekilde zenginleri kayırdığını savunuyorlar. Görev süresi sınırlamaları nedeniyle Macron yeniden aday olamıyor. Olası halefleri ise rakiplerinin yükselişi karşısında kamuoyu yoklamalarında zorlanıyor.


Sayfa Sonu

Yüklenecek başka sayfa yok