Yunanistan’ın son yaklaşık on yılda ekonomik krizden çıkışı hem euro bölgesindeki diğer ülkeler hem de yatırımcılar tarafından övgüyle karşılandı. Ancak sağlıklı ekonomik göstergelerle tanımlanan bu yeni dönemin arkasında, yaşam standartlarındaki düşüş yatıyor. Bu durum, nispeten varlıklı Yunanların bile ekonomik toparlanmadan faydalanmasını zorlaştırıyor. Yaşam maliyetleri Avrupa genelindeki halkları zorluyor; buna Orta Doğu’daki savaş nedeniyle enerji ve gıda fiyatlarında yaşanan son artış da ekleniyor. Ancak ekonomi performansı ile hane halklarının yaşadığı gerçeklik arasındaki uçurum söz konusu olduğunda, Yunanistan kadar dikkat çeken az ülke var.
Yıllık ortalama maaşlar AB ortalamasının altında
Yunanistan birçok Avrupa ülkesinden daha hızlı büyüyor, bütçesi fazla veriyor ve gelecek yıl itibarıyla kıtanın en borçlu ülkesi olma unvanını kaybetmesi bekleniyor. Öte yandan enflasyon euro bölgesinin en yüksekleri arasında yer alırken, yıllık ortalama maaş yaklaşık 18 bin euro (20 bin 850 dolar) ile Avrupa Birliği ortalamasının yarısından daha düşük seviyede bulunuyor.
Bulgaristan ile birlikte Yunanistan, kişi başına düşen gayrisafi yurtiçi hasıla ve satın alma gücü bakımından AB’nin en alt sıralarında yer alıyor. Ülke ayrıca, kuzey komşusunun ardından yoksulluk veya ekonomik dışlanma riski altındaki insanların oranının en yüksek olduğu ülke konumunda. Anketlerin net bir sonuç çıkarmayabileceğini gösterdiği ve gelecek yaza kadar yapılması gereken seçimler öncesinde, Yunanistan Başbakanı Kiriakos Miçotakis bu göstergeler arasındaki uyumsuzluğu gidermeyi hükümetinin öncelikli hedeflerinden biri olarak belirledi.
Hükümet, İran’daki savaşın başlamasının ardından enerji ve gıda fiyatlarını dizginlemek amacıyla daha önce kapsamlı vergi indirimleri ve son dönemde çeşitli önlem paketleri uygulamaya koydu. Buna rağmen, 16 Haziran’da Yunanistan’ın Alpha TV kanalında yayımlanan bir ankette katılımcıların yalnızca yüzde 7’si ekonomik durumlarının geçen yıl iyileştiğini söyledi. Bu ay yaptığı bir konuşmada Minotakis, halihazırda yıllık yüzde 2 oranında büyüyen ekonominin insanların günlük yaşamlarına yansıması gerektiğini belirtti. “Makroekonomik göstergelerdeki iyileşme herkes için daha somut faydalara dönüşmelidir” dedi.
Geçen hafta hükümet, insanların gıda ve bebek bakım ürünleri gibi 8 bin 700 ürünün fiyatlarını günlük olarak karşılaştırabilmesi için “Ne Kadara Mal Oluyor?” adlı bir internet sitesi ve uygulama başlattı. Veriler hala geliştirilme aşamasında olsa da Mitsotakis, Yunan tüketicilerin yaşam maliyetleriyle mücadelede artık yeni bir “silaha” sahip olduğunu söyledi.
Uygulama, birçok ürünün daha zengin Avrupa ülkelerindekinden daha pahalı olduğunu, bazılarının ise daha ucuz olduğunu gösteriyor. Örneğin popüler bir erkek roll-on deodorantının en düşük fiyatı 2,71 euro olarak görüldü. Bu aynı ürünün Birleşik Krallık’taki fiyatından neredeyse 1 euro daha pahalı ancak Almanya’daki tipik fiyatına yakın. Dikkat çekici bir başka nokta ise yoğurt gibi bazı ürünlerin Yunan süpermarketlerinde daha yüksek fiyatlara satılması.
Pandemi kaynaklı tedarik zinciri aksaklıkları ile Ukrayna ve Orta Doğu’daki çatışmaların yarattığı şoklar her yerde fiyatları yükseltti. Yunanistan’da da diğer Avrupa ülkelerinde olduğu gibi bu sıkıntı, konut yetersizliği nedeniyle daha da ağırlaşıyor. Mevcut en güncel verilere göre Yunanlar 2024 yılında kullanılabilir hanehalkı gelirlerinin ortalama yüzde 35,5’ini konut giderlerine harcadı. Hanelerin yaklaşık üçte birinde bu oran yüzde 40’ı aşarken, bu rakam AB ortalamasının üç katından fazla.
Atina merkezli ve Yunan ekonomisini inceleyen bir düşünce kuruluşu olan Ekonomik ve Endüstriyel Araştırmalar Vakfı’nın genel müdürü Nikos Vettas’a göre sorunun bir kısmı 2010’da başlayan ekonomik kriz sonrasında uzun süre neredeyse hiç inşaat yapılmaması ve gayrimenkule yatırım yapılmamasından kaynaklanıyor. Bu durum ancak son beş yılda değişmeye başladı. Vettas, “Bu durum, nüfus değişimlerine uyum sağlayamayan arz nedeniyle giderek yoğunlaşan bir arz açığı anlamına geliyor. Ülke genelinde toplam konut eksikliği yok ancak belirli bölgelerde ve uygun özelliklere ve büyüklüğe sahip konutlarda eksiklik var” dedi.
Ekonomik çöküşle yaşam tarzları değişti
Yunanistan’ın ekonomik çöküşü, ülkenin GSYH’sinin neredeyse dörtte birini silip süpürdü ve yıllarca imkanlarının ötesinde yaşamış bir toplumun yaşam tarzını altüst etti. Ülkenin mali yapısını düzeltmek ve mali disiplini korumak fedakarlıklar olmadan gerçekleşmedi. Enflasyona göre düzeltilmiş ücretler bugün hala 2009 seviyelerinin oldukça altında.
İstihdam yaratılması ve 2019 ile 2024 arasında ücretlerdeki yüzde 12’lik artış nedeniyle hane gelirleri yükselmiş olsa da tüketici fiyatları aynı dönemde yüzde 16’dan fazla arttı. Vettas, “Konut, gıda ve enerji dahil fiyat artışları nüfusun bazı kesimleri üzerinde baskı yarattı ve bu baskının öngörülebilir gelecekte nasıl hafifleyeceğini göremiyorlar” ifadelerini kullandı.
Bununla birlikte harcama verileri daha karmaşık bir tablo ortaya koyuyor ve hükümetin çözmeye çalıştığı Yunan krizinin başka bir mirasını yansıtıyor olabilir: Vergi kaçakçılığı. Yunanlar, AB’deki 27 ülkenin altısının vatandaşlarından daha fazla harcama yapıyor; bu da başka yerlerde para bulunduğunu düşündürüyor. Yunanistan Merkez Bankası Başkanı Yannis Stournaras, vergi kaçakçılığının ülkenin GSYH’sinin yüzde 20-21’ine karşılık geldiğini, Avrupa’nın geri kalanında ise bu oranın yüzde 15-17 seviyesinde olduğunu söyledi.
Fiyatlar hızla yükseliyor
Bir diğer sorun ise işletmelerin fiyatları ne kadar hızlı artırdığı. Avukat Dionisis Alevromageiras’a göre bu durum önemli bir etken. Kendi hukuk bürosunu işleten 44 yaşındaki Alevromageiras da sahip olduğu yaşam tarzını sürdürmekte zorlanıyor. Eğlence ve giyim gibi alanlardaki harcamalarını azaltmış durumda. Alevromageiras, “Asıl sorun piyasada ciddi denetimlerin olmaması ve fiyatların sürekli yükselmesi. İşletmeleri sıkı şekilde denetleyecek müfettişlerin sahada olması gerekiyor” dedi.
Fiyat artışları, Yunanistan’ın hayati sektörlerinden biri olan turizmin etkisiyle daha da güçlendi. Turizm, GSYH’nin beşte birini oluşturuyor ve gelirler sürekli olarak rekor seviyelere ulaşıyor. Bu durum özellikle Yunan adalarında kiralar ve mal ile hizmet fiyatları üzerinde ek yukarı yönlü baskı yaratıyor.
35 yaşındaki bir öğretmen olan Vera Kalogera için bu durum, birçok Avrupalının deneyimlediği toplumsal değişimi vurguluyor: Kendi kuşağının ebeveynlerinden daha iyi yaşayacağı ve çocuğunun da kendisiyle eşinden daha iyi bir yaşam süreceği beklentisi. Çocukluğunda yaptığı gibi tatile gitmek artık söz konusu bile olmayan bir lüks haline gelmiş durumda.