Bloomberg'in derlediği verilere göre, küresel mali dengeler üzerindeki baskı son yıllarda giderek artarken, jeopolitik gerilimler, savunma bütçelerindeki yükseliş ve ekonomik destek programları kamu finansmanını daha da zorlamaya başladı.
Kamu bütçeleri üzerindeki baskı büyüyor
Pandemi döneminde uygulanan düşük faiz politikalarının ardından hükümetler, bu kez yükselen enerji maliyetleri, savaş kaynaklı fiyat artışları ve vatandaşları korumaya yönelik destek paketleri nedeniyle daha yüksek harcama yapmak zorunda kalıyor.
Buna ek olarak yaşlanan nüfus yapısı ve yükselen faiz oranları da bütçe açıklarının genişlemesinde önemli rol oynuyor.
Savunma ve yeşil dönüşüm harcamaları öne çıkıyor
Danske Bank Başanalisti Jens Peter Sorensen, tahvil arzındaki güçlü yükselişin arkasında kamu harcamalarındaki artışın bulunduğunu belirtti. Sorensen'e göre özellikle savunma yatırımları, altyapı projeleri ve enerji dönüşümüne yönelik harcamalar hükümetlerin finansman ihtiyacını hızla artırıyor.
Bu kapsamda Almanya, savunma ve altyapı yatırımlarını desteklemek amacıyla mali kurallarda esnekliğe giderek yıl içinde gerçekleştirdiği üç ihraçla 14 milyar euro kaynak sağladı.
Avrupa Birliği de savunma kapasitesini artırmak ve fosil yakıtlardan uzaklaşmayı hızlandırmak için üye ülkelerin ilave harcamalar yapabilmesine imkan tanıyan bütçe düzenlemeleri gerçekleştirdi.
İtalya yine listenin başında
Son on yılın büyük bölümünde Avrupa'nın en fazla borçlanan ülkesi konumunda bulunan İtalya, 2026'nın ilk yarısında yaklaşık 70 milyar euro (81 milyar dolar) borçlanarak zirvedeki yerini korudu.
İngiltere, Belçika ve Sırbistan tarihindeki en büyük tahvil satışlarını gerçekleştirirken, Avustralya ve Meksika da en yüksek ihraç hacmine sahip ülkeler arasında yer aldı.
Faizler yükseliyor, yatırımcı ilgisi sürüyor
Orta Doğu'daki çatışmaların tetiklediği enflasyon baskısı tahvil getirilerini yukarı taşırken, merkez bankalarının para politikalarına ilişkin beklentiler de piyasaların yönünü belirliyor.
Buna rağmen yatırımcıların özellikle kısa vadeli devlet tahvillerine olan ilgisi güçlü kalmaya devam ediyor.
TwentyFour Asset Management Portföy Yöneticisi Johnathan Owen, hükümetlerin mevcut piyasa koşullarını önemli bir fırsat olarak değerlendirdiğini belirterek, yüksek finansman ihtiyaçlarının ve yaklaşan borç geri ödemelerinin bu dönemde yapılan ihraçlarla karşılandığını ifade etti.
Ancak yatırımcılar artan riskler nedeniyle daha yüksek getiri talep ediyor. Nitekim ABD'nin mayıs ayında gerçekleştirdiği 30 yıllık tahvil ihalesinde getiri oranı 2007'den bu yana ilk kez yüzde 5 seviyesinin üzerine çıktı.
Benzer şekilde İngiltere'nin nisan ayında gerçekleştirdiği 15 milyar sterlinlik tahvil satışı da 2008 sonrası dönemin en yüksek getiri seviyelerinde gerçekleşirken yoğun talep gördü.
Pandemi döneminin borçları geri dönüyor
Borçlanma hacmindeki yükselişin arkasındaki bir diğer unsur ise pandemi yıllarında çıkarılan tahvillerin vadesinin dolmaya başlaması oldu.
Natixis'in analizine göre Euro Bölgesi ülkelerinde yeniden borçlanma işlemleri 2026 yılında yüzde 26 artış gösterdi. Bu oran, toplam sendikasyon ihraçlarındaki yıllık yüzde 11'lik büyümenin oldukça üzerinde gerçekleşti.
Natixis Faiz Stratejisti Theophile Legrand, ilk yarıda görülen rekor borçlanma performansının yalnızca piyasa fırsatlarından yararlanma amacı taşımadığını, önemli ölçüde vadesi gelen pandemi dönemi borçlarının çevrilmesinden kaynaklandığını belirtti.
Uzmanlara göre yılın kalan bölümünde tahvil ihraçlarının seyri, başta merkez bankalarının faiz kararları olmak üzere küresel finansal koşulların nasıl şekilleneceğine bağlı olacak.