;
Arama

Çin Hürmüz Boğazı olmadan nasıl ayakta kalabilir?

Çin Hürmüz Boğazı’na olan yüksek bağımlılığına rağmen, uzun yıllardır uyguladığı enerji politikaları sayesinde olası bir krize karşı en hazırlıklı ülkelerden biri konumunda. Çin elektrikli araç atağı ve çeşitlendirilmiş enerji kaynakları sayesinde risklerini azaltıyor.

02 Nisan 2026, 10:38
Çin Hürmüz Boğazı olmadan nasıl ayakta kalabilir?
Çin Devlet Başkanı Şi Cinping

Dünyada Hürmüz Boğazı üzerinden petrol ithal eden en büyük ülke, paradoksal olarak, bu su yolunun kapanmasına karşı en hazırlıklı olanlardan biri olmalı. Çin, Körfez’den muazzam miktarda petrol tüketiyor ve bölgeden yaklaşık olarak Hindistan, Japonya ve Güney Kore’nin toplamı kadar ithalat yapıyordu. Boğazın kapanmasına yanıt olarak, Asya genelindeki yetkililer vatandaşlardan enerji tasarrufu için daha kısa duş almalarını veya evden çalışmalarını istiyor. Çin’de ise iktidardaki Komünist Parti’nin amiral gemisi gazetesi, okuyuculara ülkenin kendi “enerjilerine” sahip olduğunu söylüyor.

Yıllardır hazırlanıyordu

Pekin’in yakıt ihracatını arzı korumak için gayriresmi olarak yasakladığı dile getirilmese de Çin enerji şoklarına karşı kırılganlığını azaltan yıllara yayılan politika önlemleri sayesinde birçok komşusuna göre daha yalıtılmış durumda. Çin, dünyanın geri kalanının toplamına yakın büyüklükte bir elektrikli araç filosuna, büyük ve giderek artan petrol stoklarına, çeşitlendirilmiş petrol tedarikine ve yerli kömür ile yenilenebilirler sayesinde ithalata neredeyse kapalı bir elektrik şebekesine sahip. Reuters’a konuşan Finlandiya’daki Enerji ve Temiz Hava Araştırma Merkezi’nin kurucu ortağı Lauri Myllyvirta, “Mevcut durum, Çinli planlamacıların onlarca yıldır akıllarında olan şeye gerçekten çok yakın. Bu deniz yoluyla taşınan fosil yakıtlara bağımlılığı azaltma çabasını doğruluyor” dedi. 

Beklenmedik elektrikli araç patlaması

2020’nin sonlarında Pekin, 2025’te elektrikli araç satışlarının yeni satışların yüzde 20’sine ulaşmasını hedeflemişti. Geçen yıl ise satışlar tüm yeni araçların yarısına ulaştı. Elektrikli araçlardaki bu beklenmedik patlama, Çin’in yakıt tüketiminin onlarca yıllık hızlı büyümenin ardından zirveye ulaşmasına yol açtı. Ülke, birkaç yıl önce beklenenden daha az petrol yakıyor ve ithal ediyor. Enerji ve Temiz Hava Araştırma Merkezi’nin tahminlerine göre geçen yıl elektrikli araçların ikame ettiği petrol miktarı, Çin’in Suudi Arabistan’dan ithal ettiği miktara yaklaşık olarak eşitti.

Yalıtılmış bir elektrik şebekesi

Çin’in elektrik şebekesi neredeyse tamamen kömür ve hızla büyüyen yenilenebilir enerji ile çalışıyor. Temiz enerjideki büyüme, Pekin’in kendi hedeflerini bile aşarak, ekonominin her yıl ihtiyaç duyduğu ek enerjinin neredeyse tamamının yeni güneş veya rüzgar projeleriyle karşılanmasını sağlıyor. Bu da daha az kömür ithalatı ve elektrik üretiminde LNG kullanılan kıyı eyaletlerine daha az sıvılaştırılmış doğal gaz ithalatı anlamına geliyor.

Tedarikçi çeşitliliği

Çin çok petrol ithal ediyor ancak diğer büyük Asyalı ithalatçıların aksine, tek bir tedarikçiye bağımlı kalmamaya özen gösteriyor. Örneğin Japonya: Tokyo genellikle petrolünün neredeyse yüzde 80’ini Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nden satın alır. Çin ise aynı oranı sekiz ülkeden sağladı. Buna Rusya, Venezuela ve İran gibi ABD yaptırımları nedeniyle çoğu alıcıya kapalı olan ülkelerden indirimli petrol de dahil.

Çin ayrıca bu ithalatın bir kısmını gizli stratejik petrol rezervlerinin depolama tanklarına yönlendiriyor. Rezervlerin tam olarak ne kadar büyük olduğunu kimse bilmiyor ancak ticari rafinerilerin stoklarıyla birlikte değerlendirildiğinde, bazı tahminlere göre Çin’in depolardaki petrolü Hürmüz Boğazı üzerinden yapılan ithalatın yerine yaklaşık yedi ay yetecek kadar.

Üretimi artıyor

Çin geçen yıl günde 4,3 milyon varil petrol üretti. Bu toplam ithalatın yaklaşık yüzde 40’ına eşit yeni bir rekor. Ancak petrol rezervleri tükeniyor ve Çin’in ABD’deki kaya petrolü patlamasını tekrarlaması pek olası değil. Ancak doğalgaz farklı bir hikaye. Yurtiçi üretim o kadar hızlı artıyor ki boru hatlarıyla ithal edilen gazla birlikte Çin aslında 2020’ye kıyasla daha az LNG ithal ediyor. Çin’in boru hattı ağı, deniz yoluyla yapılan ithalata bağımlılığı azaltmasına ve Rusya, Orta Asya ve Myanmar’dan petrol ve gaz temin etmesine olanak tanıyor. Yeni bir Rusya-Çin boru hattı olan Sibirya’nın Gücü 2 için iddialı planlar önerildi, ancak tamamlanmasına hala yıllar var.

On yıllar boyunca Çin’in büyümesi, özellikle ham petrol olmak üzere yurtdışından ithal edilen fosil yakıtlarla beslendi. Ancak elektrikli araç patlaması sayesinde Çin, büyüme motorunu yabancı petrolden ayırmaya başlıyor. Rystad Energy’de petrol ve gaz araştırmalarından sorumlu başkan yardımcısı Chen Lin, “Çin’in petrol talebinin bu yıl zirve yapması ve ardından düşmesi muhtemel. Bu nedenle ithalat payı yüksek kalacak olsa da durumun kötüleşmesi beklenmiyor” ifadelerini kullandı.


Sayfa Sonu

Yüklenecek başka sayfa yok