;
Arama

Büyük petrol şirketleri yapay zekadan nasıl iki kat kâr ediyor?

Yapay zeka veri merkezlerinin artan enerji ihtiyacı, petrol ve doğal gaz devlerini şebekeden bağımsız santrallere yönlendirirken, şirketler hem yapay zekayı üretimde kullanıyor hem de fosil yakıttan üretilen elektriği doğrudan veri merkezlerine satarak uzun vadeli bir bağımlılık döngüsü kuruyor.

17 Ocak 2026, 09:00

Yapay zeka veri merkezleri, hızla artan enerji talebi nedeniyle elektrik şebekelerinin sınırlarına dayanırken, petrol ve doğal gaz devleri bu soruna şebekeden bağımsız çözümlerle yanıt veriyor. Şirketler, özellikle veri merkezlerini beslemek üzere kurulan, doğal gazla çalışan özel enerji santrallerine yöneliyor.

Bu yaklaşım, fosil yakıt şirketlerine yapay zekadan iki yönlü kazanç sağlıyor. Şirketler bir yandan yapay zekayı kullanarak üretim verimliliğini ve operasyonel kârlılığı artırıyor, diğer yandan ürettikleri doğal gazdan elde edilen elektriği doğrudan veri merkezlerine satarak yeni ve uzun vadeli bir gelir alanı yaratıyor. Ortaya çıkan bu döngü, fosil yakıtlara bağımlılığı yıllarca pekiştirebilecek bir yapı oluşturuyor.

Çifte kazanç modeli: Yapay zeka için enerji, enerji için yapay zeka

Bu strateji iki temel ayağa dayanıyor. İlk olarak, yapay zeka petrol ve gaz çıkarım süreçlerinde kullanılarak maliyetler düşürülüyor ve üretim artırılıyor. İkinci olarak ise doğal gazdan üretilen elektrik, kamu şebekelerine girmeden doğrudan veri merkezlerine satılıyor. Yapay zeka gaz çıkarımını ne kadar verimli hale getirirse, veri merkezlerine enerji sağlamak için o kadar fazla gaz üretimi teşvik edilmiş oluyor.

Bu modelin en erken ve en kapsamlı örneklerinden biri Abu Dabi Ulusal Petrol Şirketi (ADNOC) tarafından geliştirildi.

ADNOC modeli: Pilot aşamadan operasyonel ölçeğe

ADNOC, 2022–2023 döneminde 30’dan fazla yapay zeka aracını devreye alarak yaklaşık 500 milyon dolarlık değer yarattığını ve 1 milyon tona kadar CO₂ emisyonunu azalttığını açıkladı. Kasım 2025’te SLB ile başlatılan AiPSO platformu sekiz petrol sahasında uygulamaya alındı. Şirket, 2027’ye kadar bu sistemi 25 sahaya yaymayı hedefliyor. Bu hedef, yapay zekanın deneme aşamasından kalıcı operasyonel altyapıya taşındığını gösteriyor.

ADNOC’un Microsoft ve Masdar ile kurduğu ortaklık ise bu yaklaşımı daha geniş bir stratejik çerçeveye oturtuyor. Ortaklık, “yapay zeka için enerji, enerji için yapay zeka” olarak tanımlanabilecek karşılıklı fayda sağlayan bir döngü yaratıyor. Masdar ve ADNOC, veri merkezi ve yapay zeka altyapısını desteklemek için Microsoft ile çalışırken, ADNOC da kendisini küresel yapay zeka ekonomisinin enerji tedarikçisi olarak konumlandırıyor.

ABD’li enerji devleri de sahada

Benzer adımlar ABD’li petrol şirketlerinden geliyor. Chevron’un, Batı Teksas’ta yaklaşık 2,5 gigavat kapasiteli ve ileride 5 gigavata kadar genişletilebilecek bir doğal gaz santralini, adı açıklanmayan bir veri merkezi müşterisi için inşa etmeyi planladığı bildiriliyor. Tesisin 2027’de faaliyete geçmesi hedefleniyor. Şirket yönetimi bu yaklaşımı basit bir ifadeyle özetliyor: “Gazımız var.”

Permian Havzası’ndaki boru hattı kısıtlamaları, doğal gazı yerinde elektrik üretimi yoluyla satmayı, atık gaz yakmaya kıyasla daha cazip hale getiriyor. Şebekeden büyük ölçüde bağımsız kurulan bu tesisler, uzun bağlantı kuyruklarını ve sıkı düzenlemeleri de büyük ölçüde devre dışı bırakıyor.

ExxonMobil ve Aramco’dan uzun vadeli hamleler

ExxonMobil, Aralık 2024’te kendi operasyonları dışındaki müşterilere hizmet verecek ilk enerji santralini duyurdu. 1,5 gigavat kapasiteli bu tesis, şirketin 2027’ye kadar hedeflediği 15 milyar dolarlık yapısal maliyet tasarrufunun önemli bir parçası olarak görülüyor. ExxonMobil, yapay zeka destekli tedarik sisteminin 2024’te 40 kat yatırım getirisi sağladığını ve bu sistemin kendi kendini finanse ettiğini açıkladı.

Saudi Aramco ise 90 yıllık verilerle eğitilmiş, 250 milyar parametreli ve 1 trilyon parametre hedefi bulunan “Metabrain” adlı kendi yapay zeka modelini geliştiriyor. Groq ile kurulan ortaklık kapsamında Suudi Arabistan’da dünyanın en büyük çıkarım veri merkezlerinden birinin kurulması planlanıyor. Bu adım, Aramco’nun yalnızca bir petrol ihracatçısı değil, aynı zamanda dijital altyapı sağlayıcısı olma hedefini yansıtıyor.

Mekanizma: Atık gazdan kâra

Bu iş modeli üç temel kanal üzerinden ilerliyor. İlk olarak, normalde yakılacak atıl doğal gaz, veri merkezlerine enerji sağlamak için kullanılıyor. İkinci olarak, sayaç arkası üretimle özel santraller kamu şebekelerine bağlanmadan doğrudan elektrik satıyor; bu da izin süreçlerini hızlandırıyor ve yenilenebilir enerji yükümlülüklerinden kaçınmayı sağlıyor. Üçüncü olarak ise karbon yakalama ve depolama (CCS) çözümleri devreye sokuluyor. Ancak mevcut CCS kapasitesi, iddialı hedeflerin oldukça gerisinde kalıyor.

Emisyonlar artıyor, kilitlenme derinleşiyor

Veri merkezlerinden kaynaklanan küresel emisyonların bugün yaklaşık 180 milyon ton seviyesinde olduğu, 2035’e kadar ise 300–500 milyon tona çıkabileceği öngörülüyor. Fosil yakıtlar halihazırda veri merkezlerinin enerji ihtiyacının yaklaşık yüzde 60’ını karşılıyor. Uluslararası Enerji Ajansı, 2030’a kadar acil durumlar dışındaki tüm gaz yakma faaliyetlerinin sona erdirilmesini önerse de petrol şirketleri 2040’lara uzanan bir altyapı kuruyor.

2027 odaklı zamanlama dikkat çekiyor

Chevron, ExxonMobil ve ADNOC’un projelerinde 2027 yılı ortak bir hedef olarak öne çıkıyor. Bu eşzamanlılık, şirketlerin yenilenebilir enerjinin yeterli ölçeğe ulaşmadan önce fosil yakıt temelli yapay zeka altyapısını güvence altına almak istediğine işaret ediyor. Özel sözleşmelerle kurulan bu tesisler, 30 yıl ve üzeri işletme ömrüyle karbon kilitlenmesi riskini artırıyor.

Stratejik vizyon mu, karbon kilidi mi?

Petrol devleri, yapay zekayı enerji dönüşümünü hızlandırmak için değil, sürekli fosil yakıt üretimini gerektiren yeni pazarlar yaratmak için kullanıyor. Bugün atılan adımlar geçici çözümler değil; onlarca yıl sürecek yatırımlar. Yapay zekanın enerji talebi azalmadıkça, fosil yakıtlı altyapı da daha derin kök salıyor.

Bu sürecin bir stratejik atılım mı yoksa tehlikeli bir karbon kilitlenmesi mi olduğu, tek bir soruya bağlı: Yapay zeka, enerji talebini ciddi biçimde düşürecek bir verimlilik sıçraması mı yaratacak, yoksa bugün atılan 30 yıllık taahhütler fosil yakıtla çalışan yapay zekayı geri döndürülemez hale mi getirecek?


Sayfa Sonu

Yüklenecek başka sayfa yok