Anket sonuçları, yatırımcıların doların mevcut performansına rağmen ihtiyatlı bir duruş sergilediğini gösteriyor. Jeopolitik risklerin etkisiyle kısa vadede destek bulan doların, uzun vadede aynı gücü koruyamayacağı yönünde yaygın bir kanaat öne çıkıyor.
Risk iştahında sert gerileme
Michael Hartnett öncülüğündeki stratejistlerin hesapladığı duyarlılık göstergesi, dikkat çekici bir düşüşe işaret etti. Nakit pozisyonları, hisse senedi dağılımı ve büyüme beklentileri üzerinden ölçülen endeksin 5,6 seviyesinden 3,7’ye gerilemesi, yatırımcıların risk iştahında belirgin bir zayıflamaya işaret ediyor.
Savaş etkisi: Pozisyonlar kapanıyor, iyimserlik sınırlı
2-9 Nisan tarihleri arasında 30 küresel fon yöneticisiyle gerçekleştirilen çalışmaya göre, İran merkezli gerilimlerin tırmanması yatırımcı davranışlarını doğrudan etkiledi. Bu süreçte birçok yatırımcı dolar karşısında açtığı kısa pozisyonları hızla kapatırken, buna rağmen dolar için güçlü bir yükseliş beklentisi oluşmadı.
Büyüme kaygıları öne çıkıyor
Piyasalarda enflasyon endişelerinin yerini giderek büyüme odaklı risklerin aldığı görülüyor. Katılımcıların önemli bir bölümü, ABD Merkez Bankası’nın önümüzdeki dönemde daha gevşek bir para politikası izlemek zorunda kalacağı görüşünde birleşiyor.
Dolar için aşağı yönlü riskler artıyor
Ankete katılanların yarısından fazlası, gevşek para politikası ihtimali ve merkez bankası bağımsızlığına yönelik olası baskıları dolar açısından negatif unsurlar arasında sayıyor. Bu faktörlerin, orta vadede dolar üzerinde ilave değer kaybı baskısı yaratabileceği değerlendiriliyor.
Faiz artış döngüsünde sona doğru
Sonuçlar ayrıca, küresel ölçekte faiz artışlarının zirveye ulaştığı yönündeki beklentinin güç kazandığını ortaya koyuyor. Yatırımcıların büyük bölümü, merkez bankalarının mevcut piyasa fiyatlamalarının ötesinde ek sıkılaştırmaya gitmesini beklemiyor.
Jeopolitik belirsizlikler sürüyor
İran kaynaklı gerilimler yatırımcı kararları üzerinde belirleyici olmaya devam ediyor. Katılımcıların bir kısmı çatışmanın kısa sürede sona erebileceğini düşünse de, deniz taşımacılığı açısından kritik önemdeki Hürmüz Boğazı’nda normalleşmenin yıl ortasına kadar tamamlanacağına inananların oranı sınırlı kalıyor.