Schneider Electric'in yayımladığı “The Water Crunch Report” başlıklı rapor, su kıtlığının Avrupa sanayisi açısından giderek büyüyen bir operasyonel risk olduğunu ortaya koydu. Araştırma, su kaynaklarına ilişkin sorunların şirketler için siber güvenlik tehditleri ve tedarik zinciri kesintileri kadar önemli hale geldiğine işaret ediyor.
Avrupa'daki sanayi şirketlerinin yöneticileri ile su hizmeti sağlayıcıları ve belediyelerde karar alma pozisyonunda bulunan kişilerin görüşlerine dayanan araştırmaya göre, sanayi liderlerinin yüzde 14'ü su kalitesi veya suya erişim sorunlarının faaliyetlerini ya da büyüme planlarını şimdiden olumsuz etkilediğini belirtiyor.
Su sorunu işletme giderlerini artırıyor
Su kaynakları üzerindeki baskı, şirketlerin hem maliyetlerini hem de üretim ve tedarik süreçlerini etkiliyor. Araştırmaya katılan sanayi yöneticilerinin yüzde 44'ü, son iki yılda su stresinin işletme giderlerini yükselttiğini ifade ediyor. Katılımcıların yüzde 38'i altyapı ve bakım bütçelerinde baskı oluştuğunu, yüzde 30'u ise tedarik zincirlerinde kesintiler yaşandığını bildiriyor.
Su tedarikinde ciddi bir kesinti meydana gelmesi halinde şirketlerin yüzde 44'ü, operasyonlarının ilk 24 saat içinde etkilenmeye başlayacağını öngörüyor. Bu tablo, suya erişimin yalnızca çevresel bir mesele olmadığını, üretimin devamlılığı ve şirketlerin büyüme kapasitesi açısından da belirleyici hale geldiğini gösteriyor.
Raporun yayımlandığı dönemde Avrupa'da yaşanan kuraklıklar da su risklerini gündemin üst sıralarına taşıyor. Su kaynaklarındaki azalma; yük taşımacılığı, enerji üretimi ve tarım gibi farklı sektörlerde ekonomik sonuçlar doğuruyor.
Schneider Electric Endüstriyel Otomasyondan Sorumlu Başkan Yardımcısı Gwenaelle Huet, su yönetiminin şirketlerin rekabet gücünü etkileyen temel unsurlardan biri haline geldiğini belirtti. Huet, enerji dönüşümünün son on yılda sanayi stratejilerini değiştirmesine benzer biçimde, su verimliliğinin de önümüzdeki on yılın iş gündemini şekillendireceğini ifade etti.
Huet'e göre yapay zeka destekli endüstriyel çözümler, işletmelerin su tüketimini ve kayıplarını daha yakından izlemesine, geri kazanım süreçlerini geliştirmesine olanak tanıyor.
Avrupa'da kuraklık baskısı yayılıyor
Schneider Electric Su ve Çevre Segmenti Başkanı Sophie Borgne, Avrupa'da yaşanan kuraklıkların geçici gelişmeler olarak görülmemesi gerektiğini vurguladı. Borgne, Avrupa Kuraklık Gözlemevi verilerine göre Avrupa Birliği ve Birleşik Krallık'ın yaklaşık yarısının farklı seviyelerde kuraklıkla karşı karşıya olduğunu aktardı.
Su kaynaklarının daha verimli kullanılmasında arıtılmış atık suyun yeniden değerlendirilmesi de önemli bir seçenek olarak öne çıkıyor. Raporda, Avrupa Birliği genelinde arıtılmış kentsel atık suyun yeniden kullanım oranının yüzde 2,4 seviyesinde kaldığı belirtildi.
Arıtılmış suyun yeniden kullanılması, nehirler ve barajlar üzerindeki baskının azaltılmasına katkı sağlayabilir. Akıllı su teknolojilerine yapılacak yatırımlar da işletmelerin kaynak kullanımını iyileştirmesine ve su risklerini daha etkin yönetmesine yardımcı olabilir.
Akıllı su teknolojilerinde uygulama açığı
Araştırma, sanayi şirketleri ve su hizmeti sağlayıcılarının dijital su yönetimi çözümlerine yönelik beklentilerinin yüksek olduğunu, ancak uygulamaların henüz aynı ölçüde yaygınlaşmadığını gösteriyor.
Sanayi yöneticilerinin yüzde 86'sı, su hizmeti sağlayan kuruluşların ise yüzde 98'i akıllı su teknolojilerinin işletme maliyetlerini düşürebileceğini düşünüyor. Her iki grupta da katılımcıların yüzde 80'inden fazlası bu teknolojilerin faaliyetlerin kesintisiz sürdürülmesine ve sürdürülebilirlik performansına katkı sağladığı görüşünde.
Buna karşın dijital çözümlerin kullanımında önemli bir boşluk bulunuyor. Sanayi liderlerinin yüzde 58'i, dijital ikiz ve şebeke modelleme araçlarını henüz uygulamaya almadığını belirtiyor. Su hizmeti sağlayıcılarının yüzde 57'si de tahmine dayalı analiz veya yapay zeka destekli su yönetimi sistemlerini kullanmıyor.
Bu veriler, şirketlerin dijital su yönetiminin potansiyel faydalarını kabul etmesine rağmen teknoloji yatırımlarının uygulamaya geçirilmesinde ilerleme alanı bulunduğuna işaret ediyor.
Su yönetimi üst yönetimin gündemine giriyor
Suya erişim ve su kalitesine ilişkin riskler, şirketlerin yatırım ve yönetim kararlarını da etkilemeye başladı. Araştırmaya katılan su hizmeti sağlayıcılarının tamamı ve sanayi liderlerinin yüzde 98'i, su kaynaklarıyla ilgili sorunların önemli kararlarında etkili olduğunu belirtiyor.
Katılımcıların yüzde 47'si su verimliliğini artırmaya yönelik yatırımları öne çıkarırken, yüzde 43'ü su kaynaklı riskleri yönetim kurulu düzeyinde resmi olarak değerlendirdiğini bildiriyor.
Sanayi şirketlerinde otomatik kontrol sistemlerinin kullanım oranı yüzde 56, akıllı sayaçların kullanım oranı ise yüzde 55 seviyesinde bulunuyor. Su hizmeti sağlayıcılarında akıllı sayaç kullanım oranı yüzde 76'ya ulaşıyor.
Su altyapısının dijitalleşmesiyle birlikte siber güvenlik de daha fazla önem kazanıyor. Araştırmaya katılan hem sanayi yöneticilerinin hem de su hizmeti sağlayıcılarının yarısından fazlası, siber güvenliği başlıca risk alanlarından biri olarak değerlendiriyor. Bu durum, su altyapısının korunmasının yanı sıra dijital sistemlerin güvenliğinin sağlanmasını da önemli hale getiriyor.
Bağımsız su ve çevre uzmanı Tom Freyberg, su konusunun yaklaşık 20 yıldır iklim tartışmalarında geri planda kaldığını ve enerji ya da karbon azaltımı yatırımlarına kıyasla daha az kaynak ayrıldığını belirtti. Avrupa'nın dünyanın geri kalanına göre iki kat daha hızlı ısındığına dikkat çeken Freyberg, bu durumun su tedariki üzerindeki baskıyı artırdığını ifade etti.
Dijital ikiz teknolojisiyle su kayıpları takip ediliyor
Raporda, dijital teknolojilerin su yönetiminde nasıl kullanılabileceğine ilişkin örneklerden biri Danimarkalı su hizmeti sağlayıcısı Aarhus Vand oldu.
Şirket, su şebekesinin güvenilirliğini desteklemek amacıyla Schneider Electric'in EcoStruxure Water Advisor - Water Simulation çözümünden yararlanıyor. Dijital ikiz teknolojisine dayanan sistem, şebekenin farklı noktalarından elde edilen verileri kullanarak planlı veya beklenmedik olayların olası sonuçlarını önceden analiz ediyor.
Bu yöntem sayesinde su şebekesindeki olası kaçaklar ve tedarik dalgalanmaları uzaktan izlenebiliyor. Sorunların daha erken belirlenmesi, müdahale süresinin kısaltılmasına ve su kayıplarının azaltılmasına yardımcı oluyor. Sistem ayrıca suyun tüketicilere güvenilir biçimde ulaştırılmasını desteklerken enerji kullanımı ve işletme maliyetlerinin düşürülmesine de katkı sağlıyor.