Rusya 2022’de Ukrayna’yı işgal ettiğinde, doğalgaz akışlarını kısarak Avrupa’yı da sıkıştırmaya çalıştı. Ancak büyük kısmı Amerika Birleşik Devletleri’nden gelen sıvılaştırılmış doğal gaz sevkiyatlarının artması, bu baskının hafiflemesine yardımcı oldu. Analistlere göre Washington ile Brüksel arasındaki gerilimler, Avrupa’nın Amerikan doğalgazına olan bağımlılığını benzer bir siyasi baskı aracına dönüştürebilir. New York Times'ın haberine göre Eurasia Group’ta enerji alanında yönetici direktör olan Henning Gloystein, “Bir büyük bağımlılığı başka bir büyük bağımlılıkla değiştirdik. Bu üç yıl önce sorun gibi görünmüyordu ama artık öyle değil" dedi.
Büyük miktarlarda enerji ithal etme ihtiyacı, Avrupa’nın stratejik zayıflıklarından biri. Ukrayna’nın işgalinden önce Rusya’dan gelen doğalgaz, kıta için temel bir kaynak konumundaydı. 2019’da Rus gazı, Avrupa Birliği’nin gaz ithalatının yarısından fazlasını oluşturuyordu. Ukrayna ve Polonya üzerinden ve Baltık Denizi’nin altından geçen boru hatlarıyla taşınan devasa Rus gazı hacimleri, saldırının ardından keskin biçimde düştü. Fiyatlar hızla yükseldi ve bu durum tüketiciler, sanayi ve hükümetler üzerinde baskı yarattı. Amerika Birleşik Devletleri devreye girdi. ABD terminallerinden yüklenen tankerler, Hollanda, Fransa ve Belçika’daki limanlar başta olmak üzere Avrupa’ya büyük miktarlarda sıvılaştırılmış doğal gaz taşıdı. Bu Rus yakıtının yerini almaya ve piyasaları sakinleştirmeye yardımcı oldu.
Ticaret Trump'ın baskı aracı
O dönemde ABD, 2019’un sonlarında ithalatın yaklaşık yüzde 5’iyle Avrupa’ya doğalgaz sağlayan mütevazı bir tedarikçiydi. Ancak bu oran zamanla arttı ve 2025’te Avrupa Birliği’nin gaz ithalatının dörtte birinden fazlasını ABD sağladı. Yakın zamana kadar bu gaz akışları kahramanca görülüyordu. Şimdi ise kaşları kaldırıyor. ABD Başkanı Donald Trump, ikinci dönemine başladığından bu yana ticareti, Grönland’ı ele geçirme yönündeki son girişimi de dahil olmak üzere diğer ülkelerle yaşanan anlaşmazlıklarda bir baskı aracı olarak kullanmaya çalıştı.
Avrupa’da artan endişe, Trump’ın ABD’nin petrol ve gaz sektöründe elde ettiği güçlü konumu, diğer ülkeleri zorlamak için bir silaha dönüştürebileceği yönünde. Columbia Üniversitesi Küresel Enerji Politikası Merkezi’nde Paris’te görev yapan küresel araştırmacı Anne-Sophie Corbeau, “Son zamanlarda insanlar ABD’den gelen LNG’ye muhtemelen biraz fazla bağımlı olduğumuzu fark etmeye başladı” dedi.
Trump yönetimi bu bağımlılığı teşvik etti; geçen yıl Avrupa Birliği ile yapılan ticaret anlaşmasının bir parçası olarak Avrupa’yı ABD ithalatını artırmaya zorladı. Araştırma kuruluşu Bruegel’e göre 2025’te ABD’den AB ülkelerine LNG akışı bir önceki yıla kıyasla yaklaşık yüzde 60 arttı. Analistlere göre bu hacimlerin artması muhtemel. Avrupa rüzgar ve güneş gibi yenilenebilir enerjiye yatırım yapsa da evlerin ısıtılması ve sanayi üretimi için hala doğalgaza ihtiyaç duyuyor.
Avrupa ayrıca kendi yakıt üretimini de azaltıyor; mevcut petrol ve gaz sahaları tükenme aşamasına geliyor ve üretimi keskin biçimde düşen İngiltere gibi ülkeler yeni sondaj faaliyetlerini caydırıyor. Danışmanlık şirketi Rystad Energy’de kıdemli analist olan Christoph Halser, “Avrupa’nın pek fazla alternatifi yok” dedi.Kısmen Amerikan şikayetlerine yanıt olarak Avrupa, Rus gazı alımlarını da aşamalı olarak sonlandırma sürecinde. Bu oran 2025’te ithalatın yaklaşık yüzde 12’sine kadar düştü. Avrupa Birliği üyesi olmayan Norveç ise ithalatın yaklaşık yüzde 30’unu sağlayarak birliğin en büyük gaz tedarikçisi konumunda.