ABD, tarihi ve maliyetli bir teknolojik devrimin ortasında. Yapay zeka alanındaki yatırımların hızla büyümesi, daha önceki telekomünikasyon patlamasını ve demir yolu ile otoyol ağlarının inşası gibi ulusal çaplı projeleri geride bırakması beklenen bir yatırım düzeyini beraberinde getiriyor. Bu dönüşüm, ekonomi genelinde hanehalkı servetini artıran büyük borsa kazançlarını tetikledi. Reuters’ın haberine göre bunun da tüketici harcamalarının seyrini korumasına yardımcı olduğu söylenebilir. Ancak yatırım kazançları halihazırda zengin olan kesimlerde yoğunlaştığından, bazı Amerikalılar bu süreçten diğerlerine kıyasla daha fazla yararlanıyor.
Öte yandan ülkede, konut sahibi olmanın giderek pahalılaşmasında veya kıyma fiyatlarındaki artışta hala kendini gösteriyor. Gelirlerinin büyük bölümünü yatırımlardan değil, çalışarak elde ettikleri kazançlardan sağlayan hanelerin büyük çoğunluğu bu baskıyı ciddi biçimde hissediyor.
En zengin yüzde 1’in payı büyüyor
ABD’deki hanelerin yüzde 99’u, yapay zeka piyasasındaki çılgınlığın kendileri için ne anlama geldiğini sorguluyor. Son yıllarda borsada yaşanan hızlı yükselişler en çok en zengin yüzde 1’e yaradı. Fed verilerine göre ABD’nin eski başkanı Joe Biden’ın yönetiminin sona ermesinden Donald Trump’ın son başkanlık döneminin ortalarına, yani 2026’nın ikinci çeyreğine kadar geçen sürede, ülkenin toplam servetinden daha büyük bir pay elde edebilen tek kesim en zengin yüzde 1 oldu. Veriler, 99. yüzdelik dilimden aşağıya doğru gidildikçe toplam servetten alınan payın küçüldüğünü gösteriyor.
Bununla birlikte, en alttaki yüzde 99’luk kesim bu büyümeden tamamen dışlanmış değil. Biden yönetiminin sona ermesinden 2026’nın ortalarına kadar hanehalkı serveti yüzde 16,5 arttı. Mutlak değer olarak bu artış yaklaşık 26 trilyon dolara ulaştı. Bu miktarın yarısından azı, servet bakımından en alttaki yüzde 50’lik hanehalkı kesimine gitmiş olsa da söz konusu artış yine de bu grup için yaklaşık yüzde 10’luk bir kazanç anlamına geliyordu.
Enflasyon kazançları eritiyor
En zenginlerin toplam servetten aldığı payın artmasıyla genel servetin de yükselmesi arasındaki bu ikilik, günümüz ABD ekonomisinin kafa karıştırıcı yönlerinden biri. Bu durum, servet dağılımındaki eşitsizlik giderek derinleşirken ülkenin sürdürülebilir bir büyüme sağlayıp sağlayamayacağı konusunda ekonomistler arasında soru işaretlerine yol açıyor.
ABD’de hanehalklarının mal ve hizmet satın almak için yaptığı harcamalar artmaya devam ediyor. Hatta dolar cinsinden bakıldığında, bu harcamalar pandemi öncesine kıyasla daha hızlı yükseliyor. Harcama eğilimlerinde, üst gelir grubunun rahatça ilerlediği, alt gelir grubunun ise zorlandığına dair kanıt arayan ekonomistler farklı sonuçlara ulaştı. Daha varlıklı hanelerin harcamalarının güçlü olduğu kesin. Ancak büyük bankaların ve Richmond Fed Bankası gibi kurumların araştırmaları, gelir ve servet dağılımının alt kesimlerinde yer alan hanelerin harcamalarının en azından mevcut düzeyini koruduğuna işaret ediyor. New York Federal Rezerv Bankası’nın hanehalkı kredileri üzerine yaptığı araştırmalarda da henüz daha düşük gelirli kesimler arasında bir kredi krizinin yaşandığına dair çok az kanıt görülüyor.
Bununla birlikte, enflasyona göre düzeltilmiş ve “reel” harcama olarak bilinen ölçüt, pandemi öncesindekiyle yaklaşık aynı hızda büyüyor. Nominal harcamalar ile reel harcamalar arasındaki farkın giderek açılması, enflasyon nedeniyle ne kadar alım gücü kaybedildiğini gösteriyor. Bu durum, ara seçimlere yalnızca birkaç hafta kala kamuoyunun Trump’a ve Cumhuriyetçi Kongre adaylarına yönelik tutumunun neden olumsuz yönde değişmeye başladığını da açıklamaya yardımcı oluyor.
Son 20 ayda fiyatlar yükseldi ve enflasyon, Trump’ın görev döneminin ilk aylarında görülen düşüşün ardından yeniden hız kazandı. İthalat tarifelerinin yarattığı şok, İran savaşıyla bağlantılı enerji maliyetleri ve şimdi de yapay zeka patlaması ekonomiye yayıldıkça fiyatlar üzerindeki baskı devam etti.