Donald Trump ve ailesi yıllardır, ABD Başkanı’nın Trump Organization içindeki karar alma süreçlerinden tamamen uzak tutulduğunu savunuyor. Ancak durum böyle değil. Şirketin günlük operasyonlarını Trump’ın oğulları Eric ve Don Jr. yürütüyor. Ancak ABD Başkanı istediği zaman devreye giriyor. Bazen bir mülkün satılıp satılmayacağı gibi büyük stratejik kararlara müdahil oluyor. Bazen de golf sahalarının peyzajı, Mar-a-Lago'nun bakımı ya da söz konusu saat logosu gibi operasyonel ayrıntılarla ilgileniyor. İşlerini oğullarıyla, çalışanlarıyla, ortaklarıyla, hatta dünya liderleriyle konuşuyor. Resmi açıklamalar ise değişmiş değil. Beyaz Saray, Trump'ın ticari faaliyetleri hakkında soru yöneltildiğinde sürekli olarak, "Herhangi bir çıkar çatışması yok" diyor. Kısa süre önce Beyaz Saray Başkan Yardımcısı Basın Sözcüsü Anna Kelly yeni bir açıklama yaptı:
"Trump'ın tüm varlıkları, bağımsız üçüncü taraf finans kuruluşları tarafından yönetilen ve yöneticilerin tam takdir yetkisine sahip olduğu hesaplarda tutulmaktadır" dedi ve ardından "yalan haber medyasını" yıllardır "yalan söylemek ve asılsız suçlamalarda bulunmakla" suçladı.
Ancak Trump'ın hisse senedi ve tahvil portföyü dışında kalan varlıkları, üçüncü taraf finans kuruluşları tarafından yönetilmiyor. Bu durum kendisine hatırlatıldığında Kelly şu yanıtı verdi: "İlk cümleyi kullanmak istemiyorsanız, açıklamanın geri kalanını kullanabilirsiniz."
İkinci döneminde işler değişti
Trump’ın ilk döneminde işlerine getirilen kısıtlamalar, bu defa neredeyse tamamen ortadan kalkmış durumda. Nisan 2025'te, Trump Organization'a etik konularında danışmanlık yapan avukat, Harvard Üniversitesi'ni ilgilendiren bir davayı üstlenince ABD Başkanı, Truth Social üzerinden avukatın işten çıkarılmasını ya da istifaya zorlanmasını talep etti. Avukat saatler içinde görevinden ayrıldı. Ertesi ay Trump, ikinci başkanlık döneminin ilk büyük gezisine çıktı. Yakın bir müttefik olan Kanada ya da Meksika'yı ziyaret etmek yerine, kamuoyuna açıklanmamış bazıları da dahil olmak üzere yeni iş anlaşmalarından oluşan bir portföyün bulunduğu Orta Doğu turuna yöneldi.
İlk durağı Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad oldu. Burada hem kamu yetkililerinin hem de özel iş çevrelerinden bağlantılarının katıldığı bir öğle yemeğine iştirak etti. Akşam ise Veliaht Prens'in büyük ölçekli bir kalkınma projesini yönettiği tarihi bir şehri gezdi. Geliştirme projesini yöneten ve aynı zamanda Forbes Travel Guide'ın başkan yardımcılığı görevini yürüten Jerry Inzerillo, New York Times'a şu açıklamayı yaptı: "Ona bir gayrimenkul geliştiricisi olarak hitap etmeyi düşünmemiz bizim için hem şanslı bir hamle hem de biraz akıllıcaydı. 'Tamam, ona bir geliştirici olarak yaklaşalım' dedik. Buna bayıldı." Aylar sonra Trump Organization burada faaliyet göstermek üzere bir şirket kurdu. Trump şirkette yüzde 80 hisse alırken, aile üyeleri yüzde 20 pay sahibi oldu. Trump Organization sözcüsü ise bu anlaşmanın hükümet politikalarıyla hiçbir ilgisi olmadığını söyledi.
Ardından Trump, Trump Organization'ın kısa süre önce devlet destekli büyük bir kalkınma projesi içinde yeni bir girişim duyurduğu Katar'a geçti. Trump burada, diğer isimlerin yanı sıra ülkenin devlet varlık fonunun ve bu ana geliştirme projesinden sorumlu gayrimenkul iştiraki Qatari Diar'ın yöneticileriyle bir araya geldi. Trump geçen yıl bu anlaşmadan kişisel olarak 5 milyon dolar gelir elde etti.
“Kamu görevini kişisel çıkar için kullanmak”
Son olarak Birleşik Arap Emirlikleri'nin başkenti Abu Dabi'ye uçtu. Burada Trump adına çalışan bir şirket kısa süre önce iş yapmak amacıyla iki yeni tüzel kişilik kurmuştu. Seyahat sırasında kamuoyuna açıklanmayan bu şirketler, geçen yıl Trump'a 5 milyon dolar kazandırdı. Ziyaretten iki ay sonra Trump'ın bir temsilcisi, Abu Dabi'de faaliyet göstermek üzere iki yeni şirket daha kurdu. DT Marks Al Raha Beach LLC ve DT Marks Al Raha Beach Member Corp adlı şirketler, devlet yetkilileriyle bağlantılı bir başka geliştirme bölgesi olan Al Raha Beach'te henüz duyurulmamış bir anlaşmaya işaret ediyor.
Bölgede uzun yıllar görev yapmış eski bir diplomat, Forbes'a Körfez ülkelerinin liderlerinin bu anlaşmaların doğrudan Trump’ı ilgilendirdiğini kesinlikle bildiklerini söyledi. Eski diplomat şöyle konuştu: "Bu, kamu görevini apaçık kişisel çıkar için kullanmaktan başka bir şey değil. Bunun onunla ilgili olduğunu biliyorlar mı? Evet, biliyorlar. Bu noktada ne diyebilirsiniz ki? 'Bunun ABD yasalarına, düzenlemelerine ve etik normlarına uygun olduğundan emin değilim' mi diyeceksiniz?"
Beyaz Saray ise bu eleştirileri reddetti. Bir sözcü Suudi Arabistan, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri ile yapılan son ekonomik anlaşmaları öne çıkararak, "Trump yönetiminin karar alma sürecine yön veren tek özel çıkar, Amerikan halkının en yüksek çıkarıdır" dedi.
Trump, Orta Doğu gezisinin hemen ardından yeniden yurt dışına çıktı. Bu kez sahibi olduğu iki golf tesisinin bulunduğu İskoçya'ya gitti. Her iki tesisi de ziyaret etti. Birleşik Krallık Başbakanı'na Turnberry'deki pencerelerin işçiliğinden, Avrupa Komisyonu Başkanı'na ise balo salonunun ihtişamından söz etti. Ardından Aberdeenshire'daki mülküne bir günlük ziyaret gerçekleştirdi. Hala Trump Organization'ın icra kurulu başkan yardımcıları unvanını kullanan Don Jr. ve Eric ile birlikte yeni bir golf sahasının açılış kurdelesini, sanki hala şirketin yönetim kurulu başkanıymış gibi kesti.
Geçen yıl Trump Organization, Birleşik Krallık'ta yaptığı bir yasal bildirimle şirket yapısına dair önemli ayrıntıları ortaya koydu. "Önemli kontrol sahibi gerçek kişi bildirimi" başlıklı belgede, Trump'ın "bir tröstün faaliyetleri üzerinde önemli etki veya kontrol kullanma hakkına sahip olduğu ya da bunu fiilen kullandığı" belirtildi. Buradaki önemli nokta şu: Donald Trump'ın İskoçya'daki mülklerini elinde tuttuğu tröst, portföyündeki neredeyse tüm diğer varlıkları da kontrol ediyor. Dolayısıyla Trump Organization, bu tröst üzerindeki yetkiyi oğullarıyla paylaştığını açıklarken, resmi bir belgede Amerikan kamuoyuna açıkça söylemekten kaçındığı bir gerçeği de kabul etmiş oldu: Trump yetkinin bir kısmını oğullarına devretti ancak kendi yetkisini de korudu.