Hürmüz’den Babülmendep’e, Karadeniz’den Doğu Akdeniz’e uzanan krizler yeni bir gerçeği ortaya koyuyor: Bir ülkeyi felç etmek için sınırlarını işgal etmek gerekmiyor. Enerji hatları, fiber optik kablolar, limanlar, havaalanları, köprüler, veri merkezleri ve elektrik şebekeleri de hedef haline gelebiliyor.
Savaşın ve güvenliğin coğrafyası köklü biçimde değişiyor. Günümüzün en büyük güvenlik risklerinden biri, tek bir saldırının birbirine bağımlı sistemlerde zincirleme kriz yaratabilmesi. Türkiye’nin stratejik altyapı haritasına bakalım. Türkiye, üç kıtanın kesiştiği konumuyla yalnızca kendi ekonomisi için değil, bölgesel enerji ve ticaret güvenliği açısından da kritik bir ülke. Bakü – Tiflis - Ceyhan petrol boru hattı, Irak - Türkiye petrol boru hattı, İran - Türkiye doğal gaz bağlantısı, Bakü - Tiflis - Erzurum hattı ve TANAP, ülkemizi uluslararası enerji akışlarının önemli merkezlerinden biri yapıyor.