Planlanan nükleer sistemin, Ay yüzeyindeki görevler için yıllarca aralıksız enerji sağlaması amaçlanıyor. Bu sayede Dünya’dan sürekli yakıt ya da enerji desteği gönderilmesine duyulan ihtiyacın ortadan kaldırılması hedefleniyor. Projenin, Ay’da kalıcı altyapı kurulmasına yönelik önemli bir adım olduğu belirtiliyor.
NASA yöneticisi Jared Isaacman, iki kurum arasındaki iş birliğinin uzay keşiflerinde yeni kabiliyetlerin önünü açacağını ve derin uzay görevleri için kritik bir rol oynayacağını vurguladı.
Ay ortamı mühendisliği zorluyor
Uzmanlara göre Ay yüzeyine nükleer reaktör yerleştirme fikri, Dünya’daki nükleer tesislere kıyasla çok daha karmaşık teknik sorunlar içeriyor. Bu zorluklar özellikle üç ana başlıkta toplanıyor:
Isı yönetimi: Ay’da atmosfer bulunmaması, fazla ısının dağıtılmasını güçleştiriyor. Bu nedenle su bazlı soğutma yerine katı iletim sistemleri ve sıvı metal soğutucular gibi alternatif çözümler üzerinde duruluyor.
Ay tozu tehdidi: Elektrostatik yüklü ve son derece ince yapıdaki Ay tozu, mekanik sistemlere yapışarak ekipmanların verimliliğini düşürebiliyor. Reaktör çevresinde bu etkiyi azaltacak özel tasarımların geliştirilmesi planlanıyor.
Radyasyon güvenliği: Reaktör çevresinde çalışacak astronotların korunabilmesi için güçlü ve dayanıklı radyasyon kalkanlarının oluşturulması gerekiyor.
40 kilovatlık güç öngörüsü
Projede hedeflenen reaktör kapasitesinin en az 40 kilovat olması planlanıyor. Bu gücün, yaklaşık 30 hanenin 10 yıl boyunca kesintisiz elektrik ihtiyacına karşılık geldiği ifade ediliyor.
İlk tasarım çalışmalarının tamamlandığı belirtilirken, bu konseptlerin Ay’a taşınabilir ve çalışır sistemlere dönüştürülmesinin zaman alacağına dikkat çekiliyor. Finansman, düzenleyici onaylar ve mühendislik zorluklarının süreci yavaşlatabileceği de vurgulanıyor.
Kısa vadeden ziyade uzun soluklu bir proje
Ay’da nükleer fisyon reaktörünün devreye alınması, uzay keşifleri açısından stratejik bir dönüm noktası olarak görülüyor. Ancak yapılan son değerlendirmeler, bu hedefin yakın gelecekte değil, uzun vadeli bir vizyon çerçevesinde ele alındığını ortaya koyuyor.