;
Arama

Hamaney’in ölümü sonrası İran’da nasıl bir değişim olacak?

Uzmanlar, İran’ın dini liderliğe dayalı yöneticilerinin İranlılar tarafından devrilemeyecek kadar kökleşmiş olabileceğini ve ABD ile İsrail’in saldırılarının daha derin bir radikalleşme ya da şiddeti tetikleme riski taşıdığını söylüyor.

02 Mart 2026, 12:37

İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney’in ölümü, İslam Cumhuriyeti’nin 47 yıllık tarihinde bir dönüm noktası. Ardından gelen sokaklara dökülüp kutlama yapan kalabalıklar ve yas tutmak için bir araya gelenler gibi uç noktadaki sahneler bundan sonra ne olacağına dair derin belirsizliği gösteriyor. New York Times’tan Erika Solomon’a göre şimdi üç temel soru var: Göstericiler ABD Başkanı Donald Trump’ın hükümeti ele geçirme çağrısına nasıl yanıt verecek? İran’ın otoriter sistemi ayakta kalabilecek mi? Saldırı, kaotik bir iktidar mücadelesini tetikleyebilir mi?

Trump ve İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, İran halkına açık çağrılarda bulunarak, onlara acımasız otoriter hükümetlerini devirmek için tarihi bir fırsat sunduklarını öne sürüyor. Silahsız bir halkın, ağır silahlarla donatılmış bir güvenlik gücüyle nasıl başa çıkacağı belirsiz. Saldırıların üzerinden yalnızca iki gün geçmiş olsa da, bazı bölge uzmanları yalnızca hava harekatının İran hükümetini İranlıların protestolarla devirebileceği ölçüde zayıflatabileceği konusunda şüpheci. Bununla birlikte, İsviçre’deki Cenevre Graduate Institute’ta İran ve Orta Doğu siyaseti analisti Farzan Sabet, İran’ın dönüştürücü bir ana doğru ilerlediğini söyledi. Sabet, “Sistemde bir tür değişim olacak. Ama hangi yönde? Bilmiyoruz” diyor. 

İranlı protestocular hükümeti devirebilir mi?

Ocak ayında güvenlik güçlerinin binlerce kişiyi öldürdüğü ülke çapındaki hükümet karşıtı protestolara yönelik acımasız baskıya rağmen, bazı açılardan İranlılar her zamankinden daha meydan okuyan bir tutum sergiliyor. Şiddetli baskı azaldıktan sonra bile, bombardıman başlamadan önce riskler yüksekti. Buna rağmen öğrenciler protesto etmeye ve oturma eylemleri düzenlemeye devam etti. Öldürülen göstericilerin aileleri ise anma törenlerini muhalefetlerini dile getirmek için kullandı.

Yetkililer Ayetullah Hamaney’in saldırıda öldüğünü doğruladıktan sonra birçok İranlı kamuya açık şekilde kutlama yapmaya cesaret etti ancak kan dökülmesini göze alacak kadar ileri gitmemeye de dikkat etti. Tahran yakınlarındaki bir banliyöde yaşayan Arian, “sokaklarda kornalara basıldığını, pencerelerden sloganlar atıldığını” gördüğünü anlattı. Ülke içinden görüşülen diğer kişiler gibi misilleme korkusuyla tam adının açıklanmamasını istedi. Arian İran’ın Devrim Muhafızları’yla bağlantılı gönüllü silahlı grup Besic’in silahlı üyelerinin geldiğini fark edene kadar pazar sabahı insanların sokaklarda dans edip şarkı söylediğini söyledi. “Besic ortaya çıkınca herkes korktu ve hızla dağıldı” dedi.

Hava bombardımanı altında bile İran’ın iç güvenlik aygıtı güç gösterisi yapmayı sürdürüyordu. Ülke genelinde sayılarının yaklaşık bir milyon olduğu tahmin edilen Besic güçleri başkent çevresinde zaten seferber edildi. Avrupa Dış İlişkiler Konseyi’nin Orta Doğu ve Kuzey Afrika programı başkan yardımcısı Ellie Geranmayeh, “Ocak ayında göstericilerin acımasızca öldürülmesi, iç huzursuzluğa demir yumrukla karşılık verileceğini gösteriyor. Bu kez çok daha sert savaş koşulları altında” ifadelerini kullandı.

Bazı hava saldırıları Besic ve istihbarat merkezlerini hedef almaya başladı ancak uzmanlar hava saldırılarının böylesine büyük bir ülkede derin kök salmış ve karmaşık güvenlik güçleri ağını zayıflatacak ölçüde hasar verip veremeyeceği konusunda bölünmüş durumda. Milano Katolik Üniversitesi’nde İran uzmanı Abdolrasool Divsallar, “Sorun şu ki bunlar çok katmanlı hedefler. Birini vuruyorsunuz ama daha pek çoğu var. Mühimmat açısından bunun ne kadar sürdürülebileceğinden emin değilim” dedi.

İran’ın mevcut rejimi ayakta kalabilir mi?

Saldırılar İran’ın üst düzey siyasi ve askeri liderlerinden birkaçını ortadan kaldırmış olsa da resmi açıklamalar sistemin şoka hazır olduğunu ve hala işlediğini göstermek için büyük çaba sarf etti. Ayetullah Hamaney’in ölümünden sonra İranlı yetkililer, ülkenin bir sonraki liderinin seçilmesi için anayasal çerçevenin izleneceğini ve geçici bir liderlik konseyi oluşturulacağını açıkladı. Sahne arkasındaki fiili lider olarak görülen İran Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Başkanı Ali Laricani, Hamaney’in ölümünden sonra birlik çağrısı yaptığı televizyon konuşmasında bu fikri vurguladı.

Ancak sistem içeriden bir dönüşüm geçirebilir. Pragmatist olarak görülen Laricani, gözlemcilere göre İran’ın daha ideolojik çizgideki dini liderinin artık olmamasıyla Washington’la bir anlaşma yapabilecek türden bir figür olabilir. Bazı sıradan İranlılar, böyle bir anlaşmanın İran’a yönelik uluslararası yaptırımların hafifletilmesiyle birlikte gelmesi halinde, aylar süren istikrarsızlık ve çöken ekonomi nedeniyle acı çeken pek çok kişi için kabul edilebilir olabileceğini söyledi. Tahran’da 45 yaşındaki iş insanı Payman, “Çoğu insan derin anlamların peşinde değil. Sadece normal bir hayat istiyorlar: aile, iş, küçük hedefler. Bu mümkün olursa, birçok kişi daha büyük değişim için bastırmayı bırakabilir” dedi.

Ancak İran’ın yeni liderlerinin devleti ters yönde, yani daha da radikal bir çizgiye götürmesi ihtimali de var. Divsallar, “Risk, daha sertlik yanlısı figürlerin öne çıkması” dedi. Liderlik değişiminin Amerikan ve İsrail saldırılarıyla gerçekleşmiş olması bu ihtimali artırıyor. Bu, insanların arzu ettiğinin tamamen tersine işler” diye konuştu.

Uzmanlar, geçişin bu yönde ilerlemesine yol açabilecek bazı atamalara işaret ediyor. İran’ın geçici liderlik konseyinin iki üyesi sertlik yanlısı. Bunlardan biri, güçlü bir hukukçular grubu olan İran Anayasayı Koruyucular Konseyi’nden Ayetullah Alireza Arafi. Diğeri ise yargı erkinin başındaki Gholam-Hossein Mohseni-Eje’i. Üçüncü üye Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ise ılımlı olarak görülüyor, ancak savaş öncesinde büyük ölçüde kenara itilmişti.

Bir diğer gösterge ise Devrim Muhafızları’nın başına General Ahmad Vahidi’nin getirildiğine dair haberler. Cenevre Graduate Institute’tan Sabet, “Son derece acımasız bir kişi. Bu yüzden aşırı şiddet kullanmakta tereddüt etmeyeceklerini düşünüyorum” dedi.

İran kaosa sürüklenebilir mi?

İran’ın mevcut sisteminin devrilmesi ya da dönüşmesi olasılığının ötesinde, savaşın yedi ülkeyle sınırı olan 90 milyonluk bir ülkede kaosu tetikleme ihtimali de var. Zayıflamış bir devlete karşı şiddet kullanarak meydan okuyabilecek birçok potansiyel aktör bulunuyor. Bölgedeki etnik azınlıkların zaten silahlı muhalif grupları var. İran Kürdistan Demokrat Partisi lideri Mustafa Hicri, örgütünün İran’daki etnik azınlık gruplarından oluşan bir ittifakın parçası olduğunu ve aralarında “gerektiğinde mücadelelerinin bir parçası olarak silahlı direnişe başvurabilecek” partiler bulunduğunu söyledi. Kimliklerinin açıklanmasını istemeyen sürgündeki iki Kürt grubunun yetkilileri, İran’ın Kürt bölgesinde bir ayaklanmayı teşvik etmeyi amaçlayarak ülke içinde operasyonları yeniden başlatmayı planladıklarını söyledi. Savaş başlamadan önce bile birçok İranlı, protestolara yönelik sert baskıların ardından ülkenin giderek daha fazla kutuplaşmış halinden yakınıyordu.

Hükümet, mevcut savaşta algılanan tehditlere karşı geri savaşmaya son derece motive olacak ideolojik ve dini bir destek tabanını elinde tutuyor. Bu da ülke içinde parçalanma ve İran sınırlarının ötesine taşabilecek şiddet olasılığını artırıyor. Yarı resmi Mehr haber ajansında yayımlanan açıklamalara göre İran’da etkili bir din adamı olan Ayetullah Naser Makarem Şirazi pazar günü İsrail ve ABD’ye karşı cihat çağrısında bulundu. Analist Geranmayeh, tüm bu faktörlerin devletin çökmesi halinde, ABD güçlerinin 2003’te Irak’ı işgalinden sonra ortaya çıkan isyana benzer tehlikeli bir ayaklanma riskini artırdığını söyledi. Geranmayeh, “Bu onlar için kutsal bir savaş ve teslim olmadan önce ülkeyi ve bölgeyi yakmaya hazır görünüyorlar. Bu hava harekatı İran liderliğini devirmede başarılı olursa, ülke ve halkı için muhtemelen yıllar sürecek kaos kapıda” dedi. 


Sayfa Sonu

Yüklenecek başka sayfa yok