;
Arama

Güney Kore'de doğurkanlık hızı iki yıl üst üste yükseldi

Güney Kore'de teşviklerin de etkisiyle doğurganlık hızı ve doğum oranları üst üste ikinci kez artış gösterdi. Uzmanlar doğurkanlık hızının 0,8'e yükselmesiyle uzun vadeli nüfus çöküşünün engellenmesinin zor olduğuna dikkat çekiyor.

26 Şubat 2026, 11:25

Dünyanın en düşük doğurganlık hızına sahip ülke olan Güney Kore'nin doğurganlık hızı üst üste ikinci kez yükseldi. Bu durum ülkeyi dünyanın en kötü demografik krizlerinden birine sürükleyen uzun vadeli nüfus düşüşü eğilimini şimdilik tersine çeviriyor.

Resmi verilere göre bir kadının yaşamı boyunca sahip olması beklenen ortalama çocuk sayısını ifade eden toplam doğurganlık hızı geçen yıl 0,8'e tırmandı. Bu oran 2024'te 0,75 ve 2023'te tüm zamanların en düşük seviyesi olan 0,72 olarak kaydedilmişti.

Söz konusu rakam hükümetin 2025 yılı için en iyimser tahminlerinden bile daha iyi bir tablo çizdi. Ancak net göçün olmadığı bir ortamda demografların istikrarlı bir nüfusu korumak için gerekli gördüğü 2,1 eşiğinin çok altında kalmaya devam ediyor.

Yeni doğumlar da 2025'te bir önceki yıla göre yüzde 6,8 artarak 254.500'e yükseldi. Bu rakam 2021'den bu yana görülen en yüksek seviye oldu. Birleşmiş Milletler verilerine göre doğurganlık hızı Güney Kore'den daha az olan iki bölge bulunuyor: Makao ve Hong Kong. Bu iki yer de Çin'e bağlı özel yönetim bölgesi statüsünde. 

Uzun vadeli kriz sürüyor

Güney Kore yaşlanan ve küçülen nüfusun emeklilik ve sağlık maliyetlerini artırması nedeniyle uzun süreli bir demografik krizle boğuşuyor. Bu demografik yapı ülkenin ekonomik üretim projeksiyonlarını da olumsuz etkiliyor.

Dünya Bankası verilerine göre Güney Kore'nin toplam doğurganlık hızı tüm dünyadaki en düşük seviyede yer alıyor. Verilerin mevcut olduğu en son yıl olan 2023 itibarıyla yalnızca Çin'in Makao bölgesi hariç tutulduğunda Kore listenin sonunda bulunuyor.

İstatistik Kore'nin nüfus eğilimleri direktörü Park Hyun-jung bu artışı salgın sonrası evliliklerdeki toparlanmaya bağladı. Park, çocuk sahibi olmaya yönelik algıların iyileşmesinin de etkili olduğunu belirtti.

Uzun zamandır tabu olarak görülen evlilik dışı doğumlara yönelik tutumların da biraz yumuşadığını söyledi. 2024 yılında Güney Koreli çocukların yüzde 5,8'i evlilik dışı doğarken, bu oran bir önceki yıl yüzde 4,7 seviyesindeydi.

Nüfus düşüşü engellenemeyecek

Seul Kadın Üniversitesi'nde profesör olan Jeong Jae-hoon doğumlardaki artışın arkasındaki nedeni açıkladı. Jeong, bu yükselişin şu anda en yüksek doğurganlık çağında olan ve 1990'ların ortalarında doğan nispeten daha büyük bir kadın grubundan kaynaklandığını dile getirdi.

Ancak 2000'lerde doğan kadınların daha küçük bir grubu oluşturduğunu ekledi. Jeong, doğurganlık hızı hükümetin orta düzeyli tahmini olan 1,27'ye çıksa bile toplam nüfusun 2067 yılına kadar 10 milyon azalacağını belirtti. Profesör Jeong "Ülkeyi ayakta tutmak için gereken nüfusu üretmek zor olacak." dedi.

Nakit teşvikler ve destekler devrede

Güney Kore hükümeti, çocuk sahibi olmayı teşvik etmek ve doğum oranını artırmak amacıyla doğum yanlısı politikalar başlattı. Yeni bebek sahibi olan ebeveynler bir yıl boyunca ayda 1 milyon won (696 dolar) alıyor. Bunu takip eden yılda ise ayda 500.000 won daha ödeniyor.

Son yıllarda iş ve yaşam dengesini teşvik edecek reformlar yapıldı. Ebeveyn izni haklarının yanı sıra kamusal çocuk bakımı hizmetleri de genişletildi. Genç çiftler için vergi indirimlerinin beraberinde konut ve tüp bebek tedavisi için sübvansiyonlar da sağlanıyor.

Ancak ölümlerin 2020'de doğumlardan fazla olmaya başlamasından bu yana nüfus düşüşü devam etti. Güney Kore şu anda 65 yaş ve üzeri nüfusun yüzde 21'i oluşturduğu bir "süper yaşlı toplum" olarak kabul ediliyor.

Dünyanın en büyük üçüncü emeklilik fonu olan Ulusal Emeklilik Servisi'nin 1.437,9 trilyon won değerinde varlığı bulunuyor. Mevcut eğilimler devam ederse bu fonun 2065 yılına kadar tükenmesi bekleniyor.

Daha fazla doğumun olmaması halinde atılması gereken adımlara değinen Profesör Jeong, "Kore göç ve yabancı emeğe hazırlanmak zorunda kalacak. Ayrıca orta yaşlı ve yaşlı insanların çalışmaya devam edeceği bir yapıya da hazırlanmalı." ifadesini kullandı.

Gençlerin yaşam değerleri değişiyor

Uzmanlar Güney Kore'deki düşük doğurganlığın karmaşık bir dizi faktörden kaynaklandığını söylüyor. Gençleri etkileyen sorunlar üzerine bir araştırma merkezi olan Special Space'in başkanı Yoo Jae-eun, iş güvencesizliği ve yüksek konut maliyetlerine dikkat çekti.

Mevcut şartları eleştiren Yoo, "İş güvencesizliği, yüksek konut maliyetleri ve kentsel yoğunlaşma, gençlerin yaşam tarzı değerlerini değiştirmelerine neden oluyor. Evliliği ve doğumu ertelemelerine yol açıyor." değerlendirmesini yaptı.

Yoo, aynı zamanda Güney Kore'nin rekabetçi beklentilerini ve yoğun ebeveynlik kültürünü de suçladı. Kariyerine ara vermeden çalışmanın getirdiği yüke dikkat çeken Yoo, "Bir kariyere ara vermeden iş ve aileyi bir arada yürütmenin yükü arttıkça, çalışan kadınlar çocuk sahibi olmanın faydalarını dikkatle tartıyor." dedi.

Türkiye'de doğurganlık hızı 2014'ten beri aralıksız düşüyor

Doğurganlık hızı 2014'ten itibaren aralıksız düştü

TÜİK'in yaptığı araştırmaya göre, "toplam doğurganlık hızı", 2001'de 2,38 çocukken 2014'ten itibaren aralıksız düşüş eğilimine girdi. Bu doğrultuda, 2014'te 2,19 olan sayı, 2015'te 2,16'ya, 2016'da 2,11'e, 2017'de 2,08'e ve 2018'de 2'ye kadar geriledi.

2018'den itibaren ise toplam doğurganlık hızı 2'li rakamların altında kaldı. Doğurganlık hızı, 2019'da 1,89'a, sonra sırasıyla 2020'de 1,77'ye, 2021'de 1,71'e, 2022'de 1,63'e, 2023'te 1,51'e ve son olarak 2024'te 1,48'e düştü. Bu durum, nüfusun yenilenme düzeyi olan 2,1'in altında kaldığını gösterdi.

Uzmanlar, bu eğilimin devam etmesi halinde Türkiye'nin, AB ortalamasının da altına düşebileceği uyarısında bulunuyor.

Türkiye'nin yaşadığı bu dönüşümü değerlendiren TÜİK Başkan Yardımcısı Furkan Metin, doğurganlık hızı oranının 1,4'e düşmesiyle "yüksek alarm" seviyesine gelindiğini söyledi.

Metin, Türkiye'nin geçen yıl itibarıyla "çok yaşlı ülkeler" sınıfına dahil olduğunun altını çizerek, gelecek 25 yılda yaşlı nüfus oranının yüzde 25'in üzerine çıkabileceğini kaydetti.


Sayfa Sonu

Yüklenecek başka sayfa yok