Instagram’da 31 Temmuz’da paylaşıldıktan sonra silinen bir videoya göre 28 yaşındaki Faslı Wafae Atid, Fas ile Ceuta arasındaki sınıra yüzerek akın eden 70 bin kişi arasındaydı. Göç dalgasını eleştirenler onu, kaçak göçü teşvik eden bir influencer olarak nitelendirdi. Atid’in başarısının, onun kullandığı güzergahı kopyalamak artık mümkün olmasa bile başkalarını Avrupa’ya ulaşmayı denemeye teşvik ettiğini savundular.
100 milyon euro finansman
Atid’in geçişinden bir gün sonra İspanyol makamları, Ceuta sınırındaki yoğunluğa karşılık olarak su boyunca 500 metrelik yüzer bir bariyer kurdu. Avrupa Komisyonu geçen hafta, termal kameralar, şamandıra sistemleri ve sualtı dronları da dahil olmak üzere bu sınırı güçlendirmek için 100 milyon euro’dan (115 milyon dolar) fazla finansman sağlanacağını açıkladı. Bunlar, İspanya’nın ilk kez 1993’te kurduğu bariyere yapılan en son eklemeler. O dönemde bu bariyer, Avrupa Birliği’nin Schengen Bölgesi’ne katılmanın bedeli olarak gerekçelendirilmişti. Son 30 yılda basit bir tel çit olarak başlayan yapı defalarca yükseltildi, güçlendirildi ve yeni teknolojilerle donatıldı.
İspanya, Ceuta çitini başka bir Avrupa duvarının yıkılmasından yalnızca dört yıl sonra inşa etti. Berlinlilerin bölünmüş bir kıtanın sembolünü yıktığını gösteren görüntüler dünyanın dört bir yanında yayınlandı ve Berlin Duvarı’nın yıkılışı, Avrupa’nın küreselleşmeyi benimsemesinin sembolü haline geldi. Ancak Avrupa kendi içindeki bariyerleri kaldırırken bile sınırlarında yenileri ortaya çıkıyordu. Geriye dönüp bakıldığında, gelecek yıllarda yaşanacakların habercisi Berlin’den ziyade Ceuta olmuş olabilir.
Schengen’in ilk duvarı
İnşa edildiğinde Ceuta çiti bir istisnaydı. Schengen’in ilk duvarıydı. Ancak 2022 yılına gelindiğinde AB’yi çevreleyen çitlerin toplam uzunluğu 1.500 kilometreyi aşmıştı. Bugün duvarlar Estonya, Finlandiya, Macaristan, Letonya ve Polonya’nın dış sınırlarını takip ediyor. Tarihçi Timothy Garton Ash bunu “Avrupa’nın tersine 1989’u” olarak nitelendirdi.
Duvarların amacı da genişledi. 2010’lu yıllardaki göç krizinde inşa edilen bariyerlerin amacı, Türkiye veya Yunanistan üzerinden gelen Suriyeli ya da Afgan göçmenleri durdurmaktı. 2020’lerde ise inşaatlar doğuya kaydı; Rusya ve Belarus’la sınırı olan ülkeler önce “silah olarak kullanılan” göçten, ardından savaşın sınırlarını aşarak topraklarına sıçraması tehdidinden korunmaya çalıştı. Daha yakın zamanda, Avrupa topraklarına yönelik bir dizi dron ihlali, bir “dron duvarı” planlarını tetikledi. İklim değişikliği de gelecekte yaşanabilecek kitlesel göç korkularını artırdı ve geçen yıl Finlandiya Sınır Muhafızları’ndan bir yetkili, ülkenin yenidoğu bariyerinin Finlandiya’nın henüz farkında bile olmadığı tehditlere dayanabilecek şekilde inşa edildiğini söyledi.
Kapanma çağı
Kaygılı bir Avrupa için duvarlar, giderek daha belirsiz hale gelen bir dünyada kontrol vaadi sunuyor. Doğu Finlandiya Üniversitesi’nde araştırmacı olan Olga Cielemecka, bu yayılmayı “yeni bir kapanma ve çevreleme çağı” olarak nitelendiriyor. Ona göre duvarlar, çoğu zaman karmaşık ve şekilsiz olan sorunlara somut ve hızlı bir çözüm sunuyor.
Örneğin Ceuta’ya temmuz ayında yaşanan akın eşitsizlik, kaçakçılar, sosyal medya ve Fas makamlarının eylemleri gibi birbirini etkileyen faktörlere bağlandı. İspanya Başbakanı Pedro Sánchez ise çok daha basit bir yanıt verdi: Cebelitarık Boğazı’nda yüzen büyük turuncu bir bariyer. Hukuken deniz bariyeri, yalnızca fiziksel bir bariyeri aşarak gelen göçmenlerin hızlandırılmış prosedürle geri gönderilebileceğini belirten İspanya Yüksek Mahkemesi kararına verilen bir yanıt olarak görülebilir. Ancak aynı zamanda halkın harekete geçilmesi yönündeki talebine verilen görünür bir tepkiydi. Eylül ayında yapılan bir ankette İspanyolların yüzde 82’si sınırlardaki çitlerin artırılmasını destekledi.
"Görsellik bu işin bir parçası"
Avrupa Komisyonu yıllardır üye devletleri görünmez, yüksek teknolojili sınır sistemlerine yönlendirmeye çalışıyor. Aynı zamanda çitleri veya dikenli telleri finanse etmeyi reddediyor. Bloomberg’in haberine göre bir Komisyon sözcüsü bu tutumun değişip değişmediğini söylemeyi reddetti. Buna rağmen üye devletler kendi beton bariyerlerinin, dikenli tellerinin ve metal yapıların masraflarını karşılamaya devam ediyor.
Cielemecka’ya göre görsellik de bu işin bir parçası: Teknoloji, fiziksel bir çitin psikolojik etkisini taklit edemez. Cielemecka, “Bunlar, sınırı geçmeye çalışabilecek kişilere ‘Burada istenmiyorsunuz’ ve ülke içindeki kamuoyuna da ‘Sizi koruyoruz’ mesajını veren son derece güçlü bir sembol” dedi.