Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron bu hafta Danimarka ve Grönland liderlerini Paris’te öğle yemeğinde ağırlarken Davos’ta çok konuşulan güneş gözlüklerinin hala takıyordu. Macron’un verdiği net mesaj, geçen hafta İsviçre’nin Davos kentinde düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu’ndaki konuşmasında bu gözlükleri ilk kez taktığı zamandan beri değişmedi: Fransa, açgözlü ABD Başkanı Donald Trump’la karşı karşıya kalan komşularının yanında dimdik duracaktı. Macron, Grönland’ın “tüm Avrupa için stratejik bir uyanış çağrısı” olduğunu ilan etti.
Macron için Davos adeta bir hediyeydi. Gözündeki bir rahatsızlık nedeniyle taktığı gözlükler ve konuşmasında “for sure” ifadesini defalarca, espri konusu olmaya müsait bir şekilde kullanması, onu sosyal medyada bir fenomene dönüştürdü. Meydan okuyan tonu, emeklilik reformunu dayattığı ve bu nedenle seçmenler tarafından cezalandırıldığı, birçok kişi tarafından da “topal ördek” olarak görüldüğü bir yılın ardından, Fransa’nın parçalı siyasi manzarasında nadir görülen bir destek kazanmasını sağladı.
Fransa'da da Macron'u mutlu eden gelişmeler var
Fransa'da da iyi haberler geldi. Macron’un başbakanlığa atadığı son isim olan Sébastien Lecornu, Fransa’nın dizginlenmesi zor Ulusal Meclisi’nden bir bütçe geçirmeye çok yaklaştı. Bu görev, Macron’un önceki iki başbakanının görevden düşmesine katkıda bulunmuştu. 2024’te parlamenter seçimlere gitme yönündeki talihsiz kararından bu yana ilk kez, Fransa’nın görece bir siyasi istikrar dönemine girmesi muhtemel görünüyor.
Soru şu: Bu geç dönem canlanmayla ne yapabilir? Görevde bir yıldan biraz fazla süresi kalmışken, Avrupa’yı Trump’ın “güçlü olan haklıdır” anlayışına dayalı jeopolitik yaklaşımına karşı bir yanıt geliştirmeye yönlendirebilir mi? 2017’de seçildiğinden beri savunduğu acak sık sık göz ardı edilen Avrupa için “stratejik özerklik” vizyonunu hayata geçirmeye başlayabilir mi?
"İnsiyatif alması gerekiyor"
Paris’teki Jean-Jaurès Vakfı’nda analist olan ve Macron üzerine kapsamlı çalışmalar yapmış Raphaël Llorca, “Her şey ona bağlı. İzini bıraktı ve şimdi bir şeyler yapması, inisiyatif alması gerekiyor" dedi. Analistlere göre Fransa’daki iç karışıklıkların şimdilik yatışmasıyla birlikte 48 yaşındaki Macron, istifaya zorlanmayacak ya da erken seçime gitme baskısı görmeyecek. Bu da onun dünya sahnesinde daha serbest hareket etmesini sağlayacak. Llorca, Macron’un 2017’de Sorbonne’da yaptığı dönüm noktası niteliğindeki konuşmada ilk kez dile getirdiği, birleşik, egemen ve kendine yeterli bir Avrupa vizyonuna yeniden uzanmasını umduğunu söyledi.
Ancak konuşmalar ve sembolik hamlelerin ötesinde, Macron hala ciddi kısıtlamalarla karşı karşıya; bunların başında, kıtayı iddialı hedefler etrafında birleştirmeyi herkes için zorlaştıran Avrupa’nın parçalı liderliği geliyor.Fransa’daki iç düzensizlik, Avrupa Birliği’nin savunma politikasını koordine etmede daha merkezi bir rol üstlendiği bir dönemde, ülkenin AB içindeki etkisini azalttı. Fransa’nın kendisi de İngiltere’nin ortak askeri teçhizat tedarik sisteminde tam rol almasına izin verilmesi gibi bazı değişikliklere karşı çıktı. Almanya ile yaşadığı çekişmeler ise, yeni nesil bir Avrupa savaş uçağına yönelik planları şimdilik rafa kaldırdı.
Savunma harcaması hedefini yerine getiremeyecek
Aylar süren bütçe çıkmazının temelinde yatan Fransa’nın sıkıntılı mali durumu, ülkenin Alman komşuları ölçeğinde bir yeniden silahlanma kapasitesini sınırlayacak. Analistlere göre mevcut harcama seviyeleriyle Fransa, NATO üyelerinin 2035’e kadar gayrisafi yurt içi hasılalarının yüzde 5’ini savunma ve savunmayla ilgili programlara ayırma taahhüdünü yerine getirme yolunda değil.
Ayrıca gelecek yılki seçimler öncesindeki siyasi manevralar, Fransız siyasi partilerine, savunma ve güvenlik gibi konularda bile Macron’a büyük başarılar kazandırmak için pek az neden bırakıyor. Eurasia Group’ta Fransa uzmanı olan Mujtaba Rahman, “Hükümetin Meclis’te çoğunluğu yok. Diğer partilerin teşviki, Macron’un mirasından uzak durmak" dedi.
Buna ek olarak, kamuoyu yoklamalarında önde olan aşırı sağcı Ulusal Birlik partisinin gelecek yıl Fransa’nın kontrolünü ele geçirebileceği korkusu var. Bu da, başta Ukrayna’nın Avrupa Birliği üyeliğine verilen destek olmak üzere, Fransa’nın Avrupa’daki rolü hakkında derin sorular doğurur. Parti, bazı üyelerinin Devlet Başkanı Vladimir Putin’le yüzleşme konusunda isteksiz olması nedeniyle Rusya konusunda kararsız bir tutum sergiliyor.
Grönland’da konsolosluk duyurusu
Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen, Trump’la yaşanan gerilimde Fransa’nın desteği için teşekkür ederken, ülkenin iç siyasetini de eleştirdi ve bunun Avrupa’da ittifak kurmanın önünde engel oluşturduğunu söyledi. Macron, Danimarka ve Grönland’ı savunma konusunda Avrupa liderlerinin ön saflarında konumlandı. Aralık ayında Grönland’ın başkenti Nuuk’a bir ziyaret gerçekleştirdi ve burada “Grönland satılık değildir, ele geçirilemez” dedi. Macron, çarşamba günü sosyal medyada yaptığı açıklamada, Fransa’nın gelecek haftalarda Nuuk’ta bir konsolosluk açmayı planladığını doğruladı.
Analistlere göre görevde neredeyse dokuzuncu yılına giren Macron’un, Avrupa liderleri nihayet Avrupa’nın Amerikan güvenlik şemsiyesine bağımlılığını azaltması gerektiği yönündeki çağrısının etrafında toplanıyor. Davos’ta Macron, Kanada Başbakanı Mark Carney’nin küresel düzenin koptuğunu söyleyerek dinleyicileri endişelendirdiği gibi bir etki yaratmadı. Ancak Macron’un daha rahat üslubu ülkesinde büyük ilgi gördü. Onun “Zorbalara değil, saygıya değer veriyoruz” mesajı da, ABD’ye karşı bağımsız bir duruş sergileyen liderleri uzun zamandır benimseyen bir ülkede yankı buldu. Fransız kamuoyu araştırma şirketi Ifop’un yayımladığı yeni bir ankete göre Macron’un onay oranı iki puan artarak yüzde 20’ye çıktı.