İran savaşının Orta Doğu'daki siyasi düzende yarattığı değişiklere bir yenisi eklendi.
Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), salı günü yaptığı açıklamayla 1 Mayıs itibarıyla Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü'nden (OPEC) ve daha geniş kapsamlı OPEC+ grubundan ayrılacağını duyurdu. BAE devlet haber ajansı WAM üzerinden yapılan açıklamada, kararın ülkenin uzun vadeli stratejik ve ekonomik vizyonunu ile gelişen enerji profilini yansıttığı belirtildi.
BAE Enerji Bakanı Süheyl Muhammed el-Mezrui kararın dikkatli bir incelemenin ardından alındığını söyledi. Mezrui Reuters'e verdiği demeçte, "Bu bir politika kararı, mevcut ve gelecekteki üretim seviyesiyle ilgili politikalara dikkatlice bakıldıktan sonra alındı." dedi. Bakan, OPEC'in fiili lideri Suudi Arabistan'a danışıp danışmadıklarının sorulması üzerine BAE'nin konuyu başka hiçbir ülkeye açmadığını kaydetti.
Bu karar, BAE'nin üretim kısıtlamalarından duyduğu rahatsızlığın ve komşusu Suudi Arabistan ile giderek soğuyan ilişkilerinin ardından bir süredir bekleniyordu. BAE, 1967'de Abu Dabi Emirliği aracılığıyla katıldığı örgüte, 1971'de kendi ülkesi kurulduğunda da üye kalmıştı.
Analistler OPEC'in zayıflayacağını öngörüyor
BAE'nin ayrılmasıyla OPEC'in üye sayısı 11'e düşecek. Analistler bu ayrılığı, OPEC'in sonunun başlangıcı olarak değerlendiriyor. MST Financial enerji araştırmaları müdürü Saul Kavonic, BAE'nin ayrılmasıyla OPEC'in kapasitesinin yaklaşık yüzde 15'ini ve en uyumlu üyelerinden birini kaybettiğini söyledi.
Rystad analisti Jorge León ise BAE'nin çekilmesinin OPEC için önemli bir değişime işaret ettiğini belirtti. León, Suudi Arabistan'ın piyasa yöneticisi rolünü sürdürmekte zorlanacağını ve diğer üyelerin de BAE'yi takip edebileceğini ifade etti. León, yakın vadedeki etkilerin Hürmüz Boğazı'ndaki kesintiler nedeniyle sınırlı kalabileceğini ancak uzun vadede OPEC'in yapısal olarak zayıflayacağını vurguladı.
Suudi Arabistan ile rekabet tırmanıyor
BAE son zamanlarda, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman yönetimindeki ülkenin dış yatırımları çekmeye çalışmasına karşı, Orta Doğu'daki dış politikasını kendi lehine kullanmaya çalışıyor. İki ülke arasında ekonomik konular ve Kızıldeniz gibi bölgesel politikalarda artan bir rekabet göze çarpıyor.
Geçmişte Yemen'de Husilere karşı birlikte savaşan iki ülke arasındaki koalisyon aralık ayı sonunda çökmüştü. Suudi Arabistan, BAE destekli Yemenli ayrılıkçılara giden bir silah sevkiyatını bombaladığını açıklamıştı. Ayrıca BAE'nin ekonomik merkezi Dubai'deki Suudi yayın kuruluşları son aylarda artan gerilimlerle birlikte krallığa geri dönmeye başladı.
Trump için büyük bir siyasi zafer
BAE'nin OPEC'ten ayrılması, ABD Başkanı Donald Trump için büyük bir kazanç olarak görülüyor. Trump, 2018'deki BM Genel Kurulu konuşmasında OPEC'i petrol fiyatlarını şişirerek dünyanın geri kalanını dolandırmakla suçlamıştı. Trump ayrıca ABD'nin Körfez'e verdiği askeri desteği petrol fiyatlarıyla ilişkilendirerek, OPEC üyelerinin ABD'nin savunmasını yüksek petrol fiyatları dayatarak sömürdüğünü savunmuştu.
İran savaşının patlak vermesinden bu yana Brent petrol fiyatı varil başına 119,50 dolara kadar yükseldi. BAE, Orta Doğu çatışması sırasında İran saldırılarına karşı diğer Arap devletlerini kendisini korumak için yeterince çaba göstermemekle eleştiriyor.
BAE başkanının diplomatik danışmanı Enver Gargaş, pazartesi günü Körfez Etkileyicileri Forumu'nda yaptığı konuşmada Arap ve Körfez ülkelerinin İran saldırılarına verdiği tepkiyi eleştirdi. Gargaş, Körfez İşbirliği Konseyi ülkelerinin birbirlerini lojistik olarak desteklediklerini ancak siyasi ve askeri olarak konumlarının tarihsel olarak en zayıf noktada olduğunu söyledi.