ABD Başkanı Donald Trump, İran savaşında kenarda kalmayı seçtiği için Avrupa’yı eleştirdi. Ancak birçok Avrupa ülkesi sessizce kritik bir destek rolü oynuyor. Birçok Avrupalı lider ABD’nin İran’a yönelik saldırılarını kamuoyu önünde kınamış olsa da perde arkasında onların askeri üsleri ABD ordusunun son yıllardaki lojistik açıdan karmaşık en operasyonlarından birini kolaylaştırıyor. Yetkililere göre son haftalarda ABD bombardıman uçakları, insansız hava araçları ve gemileri Birleşik Krallık, Almanya, Portekiz, İtalya, Fransa ve Yunanistan’daki üsler aracılığıyla yakıt ikmali yapıyor, silahlandırılıyor ve harekete geçiriliyor.
Wall Street Journal’ın haberine göre saldırı dronları Almanya’daki geniş Ramstein ABD üssünden yönetiliyor. Burası Amerika’nın İran’a karşı operasyonlarının merkezi. Ağır B-1 bombardıman uçaklarının Birleşik Krallık’taki RAF Fairford üssünde mühimmat ve yakıt yüklediği görüntülendi. Dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald R. Ford ise bir yangın nedeniyle hasar gördükten sonra onarım için şu anda Girit’teki bir deniz üssünde bulunuyor. ABD Hava Kuvvetleri Generali Alexus Grynkewich senatodaki son ifadesinde, Avrupa’daki müttefiklerin çoğunun “son derece destekleyici” olduğunu söyledi.
Kıta 40 ABD üssüne ev sahipliği yapıyor
Yaklaşık 40 ABD askeri üssüne ve 80 bin ABD askerine ev sahipliği yapan kıta, ABD’nin hem Orta Doğu hem de Afrika’daki operasyonları için bir fırlatma rampası işlevi görüyor. Trump yıllardır Avrupalı muhataplarını ordularına yeterince yatırım yapmadıkları için azarlıyor ve Amerika’nın NATO’ya verdiği desteği çekebileceğini ima ediyor. Bu durum en son, Avrupalılar Hürmüz Boğazı’ndan geçen gemilere eşlik etme çağrılarına başlangıçta yanıt vermeyi reddettiğinde gündeme geldi. Trump geçen hafta sosyal medyada “Korkaklar ve bunu hatırlayacağız!” diye yazdı.
Operation Epic Fury, Amerika’nın kıtadaki askeri varlığını tamamen çekmesi halinde ödeyeceği bedeli gösteriyor. Avrupa orduları Soğuk Savaş’ın sona ermesinden bu yana küçülmüş olsa da ABD için güvenilir müttefikler olmaya devam ediyor. Büyük ölçüde Sovyetler Birliği ile yaşanan gerilim döneminde yapılan ikili anlaşmalar ağı, ABD mühimmatının, teknolojisinin ve personelinin Avrupa’daki üslerde konuşlandırılmasına olanak tanıyor.
ABD Avrupa Komutanlığı’nın eski operasyon direktörlerinden emekli Tümgeneral Gordon B. Davis geçen yıl Avrupa Politika Analizi Merkezi’ne verdiği demeçte, “Avrupa’nın konumu Afrika, Orta Doğu ve Orta Asya’nın kesişim noktasında ve her yöne hızlı konuşlanma için ideal” dedi. Avrupa’daki üsler kritik ABD istihbarat ve keşif kabiliyetlerine ev sahipliği yapıyor. Uçaklar ABD’ye saatlerce geri uçmak yerine yerde yakıt ikmali yapıp yeniden silahlandırılabiliyor. Analistlere göre bu üsler ABD’nin tehditleri hızla tespit etmesini, Rusya’yı caydırmasını ve yurtdışında güç gösterisi yapmasını sağlıyor.
Bu yapı mevcut çatışmayla birlikte ciddi bir sınavdan geçiyor. Avrupa liderleri, enerji maliyetlerini artıran ve seçmenler arasında oldukça popüler olmayan bu savaşa doğrudan destek veriyor gibi görünmekten kaçınıyor. Aynı zamanda güvenliklerinin temelini oluşturan ABD’yi de karşılarına almak istemiyorlar.
Tek istisna İspanya oldu
Şu ana kadar üst düzey siyasi itirazlar sahadaki operasyonları sınırlayan bir etkiye dönüşmedi. İstisna ise İspanya oldu. Ülke, topraklarındaki ortak kullanılan askeri üslerin İran’a saldırı için kullanılmasına izin vermedi. Orada konuşlu bazı ABD uçakları bunun yerine Almanya ve Fransa’daki üslere taşındı. Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer da Tahran’a yönelik ilk saldırı sırasında ABD’nin İngiliz hava üslerini kullanmasını yasakladı. Daha sonra pozisyonunu değiştirerek ABD’nin hem RAF Fairford’dan hem de Hint Okyanusu’ndaki Diego Garcia üssünden İran füze rampalarını hedef alan “savunma amaçlı” bombardıman uçuşları yapabileceğini söyledi.
Operasyonları kolaylaştırıyorlar
Alman yetkililer ülkenin İran’a karşı askeri eylemlere katılmadığını defalarca vurguladı. Şansölye Friedrich Merz ve Savunma Bakanı Boris Pistorius doğrudan katılımı reddederek “bu bizim savaşımız değil” ifadesini kullandı. Buna rağmen Almanya, bu operasyonları mümkün kılan altyapıya ev sahipliği yapıyor ve onu kolaylaştırıyor.
Dünyadaki en büyük ABD üslerinden biri olan Almanya’daki Ramstein Hava Üssü, artık Orta Doğu’daki tüm operasyonun kritik merkezlerinden biri. Askeri yetkililer buranın özellikle drone operasyonları ve uzun menzilli saldırı koordinasyonu için komuta, iletişim ve veri aktarımında merkezi bir düğüm olduğunu söylüyor. Üs, C-17 ve C-130J gibi nakliye uçaklarının personel, mühimmat ve ekipmanı Körfez bölgesine taşıdığı ABD, Avrupa ve Körfez arasında sürekli bir hava köprüsüne ev sahipliği yapıyor. Amerika dışındaki en büyük ABD askeri hastanesi de yakınlarda bulunuyor.
Almanya’daki Spangdahlem Hava Üssü ve Stuttgart’taki komuta karargahı gibi diğer ABD tesisleri de kuvvet konuşlandırması ve stratejik planlamada destekleyici roller üstleniyor. Bazı Avrupa ülkeleri rollerini yalnızca lojistik olarak göstermeye istekli. İtalya’daki Aviano hava üssü, İran’a yönelik uzun menzilli bombardıman görevlerini kolaylaştıran yakıt ikmal uçaklarına ev sahipliği yapan büyük bir ABD Hava Kuvvetleri tessisi. İtalya Başbakanı Giorgia Meloni bu ayın başlarında İtalyan üslerindeki ABD operasyonlarının “bombardımanı içermediğini” söyledi.
Benzer şekilde Fransa, ABD yakıt ikmal uçaklarının Istres-Le Tubé Hava Üssü’nde konuşlanmasına izin verdi. Fransız Savunma Bakanı Catherine Vautrin bu ayın başlarında “Yakıt ikmal uçağı bir savaş uçağı değil, bir benzin istasyonudur” dedi. Romanya da ABD lojistik ve istihbarat unsurlarına ev sahipliği yapmayı kabul etti. King’s College London’dan savunma uzmanı Bence Nemeth’e göre Avrupa, ABD’nin dünya genelinde güç projeksiyonunun temel dayanağı olmaya devam ediyor ve Avrupa ile bağların koparılması “ABD için büyük bir kayıp olur.”