;
Arama

ABD’nin en güçlü CEO’ları sessizliğe büründü

ABD Başkanı Trump’ın eylemleri, ülkede önde gelen kişi ve kurumların güçlerini veya etkilerini kullanmak yerine beklemelerine yol açtı. Farklı sektörlerden yöneticiler, kamuoyundaki siyasi yorumlardan uzak durmaya çalışırken, bazı akademisyenler şirketlerin politika tartışmalarında ön plana çıkmak için yeterli donanıma sahip olmadıklarını ve kamuoyuna yaptıkları açıklamaların eylemleri ve çıkarlarıyla çelişebileceğini savunuyor.

17 Şubat 2026, 15:37

ABD’de Donald Trump yönetiminin eylemleri, pek çok konuda ama özellikle şüpheli göçmenlere yönelik sert muamelesi kamuoyunun, birkaç yıl önce yaptıkları gibi güçlerini ya da etkilerini kullanmaları için önde gelen kişi ve kurumlara yönelmesine neden oldu. Ancak bu kez ülke neredeyse tam bir sessizlikle karşılaştı. Elbette bu yöneticilerden bazıları yönetimi ve politikalarını gerçekten destekliyor olabilir ya da şimdiden bunlardan faydalanacak şekilde konumlanmış olabilir. Bazıları ise cezalandırılmaktan korkuyor ya da anlaşmalar, gümrük vergisi muafiyetleri ya da kârlı devlet sözleşmeleri arayışında manevra alanlarını korumak istiyor.

“Toplumun hedefleriyle çatışan ekonomik aktörler”

Diğerleri ise Trump’ın borsa paniklerine verdiği tepkileri takip eden bankacılar arasında popüler olan ve “Trump her zaman son anda geri adım atar” anlamına gelen TACO kısaltmasına güveniyor. Bu yaklaşım, yönetimi bekleyerek süreci atlatmanın genellikle yeterince iyi sonuçlar verdiğini öne sürüyor.

Farklı sektörlerdeki yöneticiler, kamuya açık siyasi yorumlardan bilinçli olarak uzaklaşmaya da çalıştı ve etkili iş ve hukuk akademisyenleri tam da bunun yapılması gerektiğini savundu. Chicago Üniversitesi Business Law Review’da 2024 yılında yayımlanan bir makale, başka türlü bir hareket tarzının menkul kıymet dolandırıcılığı olarak yorumlanabileceğini ileri sürdü; çünkü ilerici amaçlara destek veren şirketlerin kamuya açık açıklamaları, bu şirketlerin fiili eylem ve çıkarlarıyla çelişme eğilimindeydi. İş hukuku profesörleri Jill Fisch ve Jeff Schwartz, “Temel sorun, şirketlerin politika tartışmalarının merkez sahnesine çıkmak için kurumsal olarak uygun donanıma sahip olmamaları. Şirketler doğaları gereği, hedefleri çoğu zaman toplumun hedefleriyle çatışan, kendi çıkarını gözeten ekonomik aktörlerdir” diyor. 

Trump 2025’te göreve başladıktan sonra, şirketlerin yalnızca hissedarlarını değil, aynı zamanda onun yönetimini de memnun etmeleri gerektiği netleşti. Aksi takdirde davalarla, yasal misillemelerle ya da genel olarak MAGA hareketinin öfkesiyle hedef alınabilirlerdi. Eğer Trump gerçekten onları daha zengin yapmaya ve işlerini daha kârlı hale getirmeye kararlı olsaydı, bu belki de kolay yutulur bir hap olabilirdi. Trump, genel olarak hoşlarına giden bazı şeyler yaptı; vergi indirimleri beklendiği gibi geldi ve teknoloji, enerji ve sağlık gibi sektörlerdeki birçok şirket düzenlemelerin azaltıldığını ve birleşme-satın alma piyasasının açıldığını gördü. 

Kurumsal suç ortaklığı

Ancak aynı zamanda gümrük vergisi kaosu, artan fiyatlar, zayıflayan dolar, durgunlaşan bir iş piyasası ve Amerikan şehirlerinde cirit atan göçmen polisi de geldi; okula giden çocukları korkuttular, insanları sokakta ve işyerlerinden kaçırdılar ve Hilton otelleri ile Home Depot otoparkları gibi özel işletmelerin mülklerinde operasyonlar düzenlediler. 

Bu adımlardan doğrudan etkilenen işletmelerin liderleri büyük ölçüde sessiz kaldı; Trump’ı eleştirmeleri istendiğinde kaçamak cevaplar verdiler ya da temkinli davrandılar. Ekonomi tarihçisi ve Yale Üniversitesi emeritus profesörü Naomi Lamoreaux, piyasa yoğunlaşmasının kurumsal suç ortaklığını muhtemelen artırdığını söylüyor. “Siyasi aktörlerin ekonomiyi gerçekten manipüle edebildiği ortamlar tam da böyledir. Devletten belirli ayrıcalıklara ihtiyaç duyan ya da avantajlarını sürdürmek için devletin kendilerini rahat bırakmasına bağımlı olan görece az sayıda çok büyük şirket var” dedi.


Sayfa Sonu

Yüklenecek başka sayfa yok