Arama

Küçük şirketlerin avantajı

Donald Trump’ın ABD başkanlık seçimini kazanmasıyla birlikte yatırımcılar 2025’ten itibaren yeni ekonomik ve jeopolitik dinamiklere adapte olmak zorunda kalacak.

01 Şubat 2025, 08:00 Güncelleme: 01 Şubat 2025, 23:08

Trump’ın ikinci döneminde uygulanacak politikaların uluslararası ticaret, finansal istikrar ve küresel ekonomi üzerindeki etkileri, zaferinin hemen ardından tartışma ve araştırma konusu oldu. “Önce Amerika” anlayışıyla şekillenen korumacı tedbirler, ulusal çıkarların önceliklendirildiği bir ekonomik dönemin kapısını aralıyor. Bu gelişmeler yalnızca ABD ekonomisini değil küresel ekonomik büyümeyi de etkileyecek. İlk başkanlık dönemi deneyimlerinden Trump hakkında kesin olan tek şeyin tahmin edilemezliği olduğunu biliyoruz. Görevdeyken kendiliğinden ‘iyi adam’a dönüşmesi pek olası değil. Tam tersine, “Önce Amerika” politikasını uluslararası düzeyde uygulamak için elinden geleni yapacak ve muhtemelen bu süreçte yerleşik işbirliği ve ittifakları baltalayacaktır.

Trump yönetimi, özellikle Çin ve genel ithalat üzerine odaklanan gümrük tarifelerini artırmayı planlıyor ve böylece küresel ticaret ve enerji dengeleri kendi lehine çevirmeye çalışacaktır. Yüzde 60 (Çin) ve yüzde 10 (genel) oranında tartışılan bu tarifeler, ilk dönemine göre çok daha sert bir ekonomik yaklaşımın sinyallerini veriyor. Bu planların hayata geçmesi, ABD’de ortalama güncel gümrük vergi oranının yüzde 3’ten yüzde 15’e çıkarak 1930’lardaki dünya ekonomik kriz seviyelerine geri dönmesi demek.

Ancak bu ölçekte bir tarifenin gerçeğe dönüşmesi şu anda pek olası görünmüyor. Aksine Trump’ın gümrük vergilerini diğer alanlarda ekonomik tavizler elde etmek için bir pazarlık kozu olarak kullanması muhtemel. Örneğin bu müzakerelerin bir sonucu olarak Avrupa Birliği ABD’den daha fazla doğalgaz ithal etme sözü vermek zorunda kalabilir. Belki de Trump’ın Ukrayna barış planındaki en önemli planı bu olabilir: Rus doğal gazı ve petrolünün yerini alarak hem ABD şirketlerinin gelirlerini yükseltmek hem ticaret dengesini iyileştirmek hem de aynı anda Putin’in savaş makinesinin azalan gelirlerle finansmanında zorlanmasına ve sonunda vazgeçmesine neden olmak.

ABD’deki gelecek üç yıl boyunca ekonomik büyüme senaryo sonuçları Oxford Economics ve Avusturya Merkez Bankası’nın geliştirdiği güncel bir araştırmada yayınlandı. ABD açısından gümrük tarifelerinin uygulanması 2025 yılı için önemli bir büyüme kaybı anlamına geliyor. Araştırmaya göre yeni getirilen tarifeler ABD’deki ekonomik büyümeyi yaklaşık yüzde 1,2 oranında azaltacaktır. Simülasyonda ekonomiye olan güvenin bozulmasıyla negatif büyüme etkilerinin daha da kötüleştiği görülüyor ve toplamda baz senaryoya kıyaslayınca büyüme yüzde 1,8 daha düşük olarak hesaplandı.

Ekonomik büyümedeki bu önemli kayıplara rağmen ABD’nin ticaret dengesi üzerindeki etkisi beklenmedik derecede küçük. Bu oran sadece yüzde 0,2 bir iyileşme gösteriyor ve yeni getirilen tarifelerin Trump’ın önemli dış ticaret dengeleme hedefine pek yardımcı olmayacağını gösteriyor. Trump’ın gümrük tarifelerinin gelişmekte olan piyasalardaki büyümeyi de yavaşlatması yüksek bir olasılık. Bu durum, görkemli bir şekilde ilan edilen cezalandırıcı tarifeler esasen ABD ekonomisini olumsuz etkileyebileceği için, uygulanmaktan ziyade müzakere sürecinde bir pazarlık unsuru olarak kullanılma olasılığının daha yüksek olduğuna işaret ediyor.

Peki ya yatırımcılar? Bu kafa karıştırıcı ortamda, yatırımcıların geniş bir varlık çeşitlendirmesine odaklanmaları her zamankinden daha fazla tavsiye ediliyor. Mevcut jeopolitik durum ve ABD’nin önümüzdeki dört yıllık politikası pek öngörülebilir görünmüyor. Özellikle de Trump’ın günlük iletişim tarzı ve karmaşık tweet’leri göz önüne alındığında… Gelecekteki “Önce Amerika” politikası, özellikle ABD’deki küçük ve orta sermayeli şirketleri (US Small Cap) cazip bir yatırım seçeneği olarak öne çıkarıyor. Küçük şirketler için en önemli avantaj, iç pazara olan yüksek bağımlılıkları sayesinde olası bir küresel ticaret savaşından daha az etkilenme olasılığı. Ancak yatırımcıların hisse senedi seçerken sağlıklı bilançolara önemle dikkat etmesi gerekmekte; zira ABD’de birçok küçük ve orta ölçekli şirketin kârlılık sorunları bulunuyor.

Uzun vadeli getirisi ve hedging özelliğiyle altın, yatırımcılar için değerli bir alternatif olmaya devam ediyor. Özellikle Trump ile birlikte piyasaların daha yüksek bir volatilite rejimine geçeceği varsayımıyla altının önemi daha da artmakta. Dünya genelinde merkez bankalarının altın rezervlerini hızla artırmaya devam etmesi istikrarlı bir talep yaratıyor ve altını, yatırımcı portföylerini anlamlı bir şekilde tamamlayan önemli bir varlık sınıfı haline getiriyor. 


Sayfa Sonu

Yüklenecek başka sayfa yok