İkinci Donald Trump döneminin belirsizliğe neden olduğu sektörlerden biri de petrol endüstrisi... Çünkü Trump seçim kampanyası sırasında ABD’de daha fazla petrol sondajı yapılmasının önünü açacağını, arzı artırarak petrol ve doğal gaz fiyatlarını düşüreceğini söyledi. Seçmenlere, iktidara geldikten sonra 18 ay içinde akaryakıt ve elektrik fiyatlarını yarıya düşüreceğini vaat etti.
Trump, Biden yönetimi sırasında tamamlanması ortalama 258 gün süren sondaj ruhsat izinlerini hızlandırmayı, kamuya ait arazilerde sondaj izni operasyonlarını daha sık ve hızlı gerçekleştirmeyi, gerekli enerji altyapısını inşa etmenin yanında doğal gaza olan desteği artırmayı ve ABD kıyılarında sondajı artırmayı hedefliyor. İnce ayrıntılara odaklanmayı sevmeyen, basit sloganlar ve formülleri tercih eden Trump’ın petrolde hedeflediği üretim artışı konusundaki sloganı da şu: “Deleceğiz, bebeğim, deleceğiz.”
Hazine Bakanı adayı Scott Bessent de bu görevi almak için Trump’ı “3-3-3” planı ile ikna etti. 3-3-3’ün anlamı şu; ABD’nin bütçe açığını GSYİH’nin yüzde 3’üne düşürmek, yıllık ekonomik büyümeyi yüzde 3’e çıkarmak ve ülkenin petrol ve gaz üretimini 2028’e kadar günde 3 milyon varil daha artırmak.
2018’de Suudi Arabistan ve Rusya’yı geçerek dünyanın en büyük petrol üreticisi ünvanını koruyan ABD geçen yıl günde 12,93 milyon varil petrol ve 6,42 milyon varile eşdeğer doğal gaz üretti. Petrol endüstrisi uzmanları ABD’nin enerji üretiminin fiyatları sürdürülebilir bir şekilde yarıya indirmeye yetecek kadar artmasının çok zor olduğunu savunuyor. Uzmanlar, arz-talep dengesini dünya petrol piyasasının belirlediğini ve ABD üretiminde önemli bir artış durumunda diğer üreticilerin üretimi kısarak fiyatları dengeye getirecek tepkilerini gösterebileceğini vurguluyor.
Enerji uzmanları, Trump döneminde arzın artacağını ve fiyatların düşeceğini ancak yarıya inmesinin çok zor olduğunu savunurken daha ucuz gazın elektrik faturalarında bir miktar düşüşe yol açacağını vurguluyor.
Ayrıca şu da var; petrol fiyatlarını Trump’ın öngördüğü kadar düşürmek şirketler için üretimi kârsız hale getirebilir ve üretimin durdurulmasına neden olabilir. Üreticilerin zarar etmeden sondaj yapabileceği minimum fiyat seviyesi varil başına 45 - 50 dolar. Sadece şirketler değil dünyanın en büyük petrol ihracatçıları olan Suudi Arabistan, Rusya, Irak, BAE, Nijerya, Kazakistan, Brezilya gibi gelişmekte olan ülkeler de bu durumdan teorik olarak en büyük darbeyi alacak. Üretici ülkelerin bütçelerini dengelemek için 40 doların çok üzerinde fiyatlara ihtiyacı var.
Aralarında Türkiye’nin de bulunduğu ithalatçı ülkeler ise daha düşük fiyatlardan enflasyonun düşmesi, döviz harcamalarının azalması yoluyla kârlı çıkabilir.
Trump’ın ikinci dönemini değerlendiren Citibank, 2025 yılında petrolde aşağı yönlü baskı oluşabileceğini, Brent petrolün ortalama 60 dolara düşebileceğini, bunun da öncelikli olarak olası gümrük vergileri ve artan petrol arzı nedeniyle olacağını tahmin ediyor. Eurasia Group ise 2025’te talepteki artışın beklentilerin altında olacağını ve OPEC ile Rusya’nın arz kesintilerinin tamamen çözülmesinin 40 dolara doğru çok sert bir düşüşe neden olabileceğini öngörüyor.
Küresel arzda artış kaygısı fiyatlarda dalgalanmaya neden oluyor. Temmuz başında 87 doların üzerine çıkan Brent petrolü ekim sonundan beri 71 - 75 dolar aralığında dalgalanıyor.