Berlin Teknik Üniversitesi mezuniyeti, arkasından gelen BMW ve Avrupa Uzay Ajansı (ESA) tecrübesi... Dr. Tarık Öğüt, bu 24 yıllık kariyeriyle 1990’da Türkiye’ye döndüğünde, kendini hayal ettiği gibi üniversite kürsüsünde değil, bir girişimcilik serüveninin içinde buldu. Aslında amacı akademisyen olmaktı. Ancak dönemin siyasi atmosferi ve üniversite koşulları kapıları yüzüne kapatınca, Bursa’daki evinin bir odasında FİGES’i kurdu. Açılımı “Fizik, Geometri ve Simülasyon” olan şirket, en karmaşık sistemleri bilgisayar ortamında test ederek Türkiye’nin o güne dek pek de bilmediği bir teknolojiye odaklanıyordu: Simülasyon. 1994 krizinde iflasın kıyısından dönen FİGES, bugün ASELSAN ve ROKETSAN’ın en kritik hesaplamalarını yapan bir mühendislik şirketine dönüştü. Şimdilerde ise bu teknik gücünün bir kısmını Türkiye’nin zengin toryum rezervlerini yerli nükleer enerjiye dönüştürecek stratejik bir proje için kullanıyor.
2010’lu yıllarda Dr. Tarık Öğüt’ün yolu Türkiye’nin nükleer enerji hafızasının en önemli isimlerinden Dr. Reşat Uzmen ile kesişti ve hikayede yeni bir pencere açıldı: “Türkiye’de yapılmamış bir şey yapalım!” Öğüt, bu birleşimi şöyle anlatıyor: “FİGES’te nükleer uzmanlık hariç her şey vardı, Reşat Bey’de ise 40 yıllık bir hazine değerinde nükleer hafıza ve deneyim mevcuttu. İki parça birleşince o reaktörün kalbini tasarlayabilecek bir güce eriştik.” Bu stratejik güç birliği kurulduğunda ikili, ABD’nin Oak Ridge Ulusal Laboratuvarı’nın 1960’lardaki deneylerine ait binlerce sayfalık dokümanı 2000’de halka açmasıyla, “Ergimiş Tuz Reaktörü” (MSR) yarışının dünya genelinde çoktan başladığını fark etti. Çin’den Fransa’ya pek çok ülkenin bu veriler ışığında harekete geçtiğini gören ekip, eskiyi taklit etmek yerine doğrudan bu küresel yarışa iddialı bir oyuncu olarak dahil olma vizyonunu benimsedi.