Yüksek faiz sayesinde para piyasası fonları yatırımcıya risksiz kazanç fırsatı sağladı, portföy yönetim şirketlerinin de işini kolaylaştırdı. Gelecek yıl ise bu kadar keyifli olmayabilir, zira faizlerde beklendiği gibi düşüş eğilimi sürerse yeni yatırım aracı olarak hisse senedi ve tahvilden oluşan yatırım fonlarına yönelme olacak.
Türkiye’de son beş yılda yatırım fonları ve bireysel emeklilik fonları çığ gibi büyüdü. Neredeyse her ay piyasaya yeni giren para miktarı bir önceki ayı geçiyor. Sadece son bir ayda fonlara yönelen yeni para tutarı 247 milyar TL’ye ulaştı. Yılbaşından bugüne fon pazarına giren yeni para tutarı ise 819 milyar TL. Rasyonet verilerine göre pazardaki bu büyümede para girişinin yanında fonlardaki değer artışları çok daha etkili oldu.
15 Ağustos itibarıyla son bir ayda 247 milyar TL’lik para girişi olmasına karşın aynı dönemde fon pazarının büyüklüğü değer artışının etkisiyle 460 milyar TL’ye ulaştı. Yılbaşından bu yana fonlardaki değer artışlarına bağlı büyüme ise 2,2 trilyon TL’ye çıktı. Ağustos ayı verilerine göre yatırım fonları, bireysel emeklilik fonları (BES), Otomatik Katılım Sistemi (OKS) fonları ve özel portföy yönetim fonlarıyla birlikte fon pazarının toplam büyüklüğü 9,6 trilyon TL oldu. Pazarda en büyük paya sahip olan yatırım fonlarındaki para tutarı 16 Ağustos itibarıyla 6,8 trilyon TL’ye çıktı.
Fon pazarında portföyler hızla büyümesine karşın yatırımcı sayısındaki artış daha düşük kaldı. Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK) verilerine göre, 2021 başında 3 milyon olan müşteri sayısı (tekil olmayan) 31 Temmuz 2025 itibarıyla 5,6 milyona (tekil sayı) ulaşabildi. Aynı dönemde BES ve OKS fonlarını satın alan yatırımcı sayısı (tekil olmayan) 11 milyondan 15,47 milyona yükseldi.
Her ay yeni bir yatırım fonu ihraç eden portföy yönetim şirketlerinin keyfi yerinde. Fon pazarındaki bu hızlı büyümenin devam edeceğine yönelik inançları ise kuvvetli. Bugün 6,8 milyar TL büyüklüğe ulaşan yatırım fonu pazarının bu hızla devam ederse yılı 8 – 8,5 trilyon TL civarında kapatacağı öngörülüyor. Buna BES ve OKS fonları da eklendiğinde sektör için moral eşiği olan 10 trilyon TL’lik portföy büyüklüğüne ulaşılacak. Sektörün beklentisi yılı 10,5 – 11,5 trilyon arasında kapatmak.
Yine de diğer gelişmiş ülkelerle karşılaştırıldığında bu veriler oldukça düşük kalıyor. Fonların milli gelir içindeki payı son beş yılda yüzde 6’dan yüzde 17’ye çıksa da ABD ve Avrupa ülkelerinde bu oran yüzde 80 - 90 arasında.
Yapı Kredi Portföy Genel Müdürü Müge Peker toplam fon pazarının ekonomiye kıyasla hala küçük olduğunu söylerken, İş Portföy Genel Müdürü Burak Sezercan önümüzdeki 5 - 10 yılda fon büyüklüğünün milli gelir içindeki payının yüzde 30’lara ulaşacağını öngörüyor.
Dört şirket trilyonu aştı
Fon pazarındaki hızlı büyüme bu fonları yöneten portföy yönetim şirketlerini (PYŞ) de trilyonluk yaptı. Dört portföy yönetim şirketi bu yıl 1 trilyon liralık büyüklüğe ulaştı. Çok sayıda şirket ise 2026 yılı başında bu eşiği rahatlıkla aşacak. En hızlı büyüme banka iştiraki olan portföy yönetim şirketlerinde yaşandı. Son verilere göre Ziraat Bankası’nın iştiraki Ziraat Portföy 1 trilyon 564 milyar TL’lik toplam portföy büyüklüğü ile ilk sırada yer alıyor. Onu 1,11 trilyonla Ak Portföy 1,04 trilyon TL ile İş Portföy, 1,03 trilyon TL ile Garanti BBVA Portföy takip ediyor.
Bu şirketlerdeki yatırımcı sayıları ise milyonu aştı bile. Sektör lideri Ziraat Portföy’den yatırım fonu alanların sayısı 2,1 milyon, BES ve OKS alanlar ise 13 milyona ulaştı. Şirket, toplam 15 milyonu aşkın kişinin (tekil olmayan) hesabını yönetiyor. Bugün 106 yatırım fonu ve 40 emeklilik fonunu yöneten Ziraat Portföy aynı zamanda 129 bireysel, 103 kurumsal olmak üzere toplam 232 müşterisine özel portföy yönetim hizmeti sunuyor. Buradaki portföy büyüklüğü 569 milyar TL. Şirketin yönettiği en büyük fon ise 156 milyar TL’lik büyüklüğü ile altın fonu.
Tek bağımsız Azimut
En büyük fonu yöneten ilk 10 şirket içerisinde banka iştiraki olmayan tek bağımsız şirket ise Azimut Portföy. İtalya’nın en büyük porföy yönetim şirketi olan Azimut, Türkiye dahil 19 ülkede faaliyet gösteriyor. Azimut Portföy Genel Müdürü Murat Salar, Türkiye’de de en büyük portföy yönetim şirketleri arasında yer almalarını globalden gelen ‘know-how’ı Türkiye’deki tecrübe ile birleştirmelerine bağlıyor. Azimut globaldeki iş modelini Türkiye’ye aynen uyarlamış. Türkiye’de sektörde örneği bulunmayan satış ekipleriyle aktif pazarlama yaparak İstanbul’daki genel merkezi dışında İzmir, Ankara ve Bodrum’daki şubeleri kanalıyla büyümesini sürdürüyor.

Türkiye’de 100 çalışanı ile toplam portföy büyüklüğü 360 milyar TL’ye ulaşan 150 yatırım fonu yöneten Azimut Portföy’ün müşterileri arasında holdingler, sigorta şirketleri gibi kurumsal yatırımcılar ve gelir düzeyi yüksek bireyler var. Bugün 2 bine yakın müşteri sayısına ulaştıklarını söyleyen Murat Salar, küçük yatırımcılara da kapılarını kapatmıyor: “Bizim fonlarımızı almak isteyenler TEFAS’tan da satın alabilir.” 2026 yılında yeni fonlar çıkarmak için hazırlık yapan Murat Salar, önümüzdeki dönem faizlerde kademeli düşüşün süreceğini ve döviz cinsi ürünler ve yerli hisse fonlarına olan ilginin artacağını düşünüyor.
Portföy yönetim sektöründe sadece katılım esaslı portföy yönetimi yapan az sayıda şirket var. Kuveyt Türk’ün iştiraki Kuveyt Portföy bunlardan biri. Listemizde sekizinci sırada yer alan KT Portföy, 400 milyar TL’yi zorlayan portföy büyüklüğüne sahip. Islamic Finance News (IFN) Investor’ın araştırmasına göre bu büyüklüğü ile katılım esaslı portföy yönetimi alanında dünyada altıncı, Avrupa’da ise ikinci sırada yer alıyor. Katılım finans esaslarıyla yönetilen ilk para piyasası, enerji ve sürdürülebilirlik fonlarını kuran KT Portföy, halen 57 yatırım fonu, dokuz emeklilik fonu ve beş girişim sermayesi yatırım fonu olmak üzere toplam 71 fon yönetiyor. Son aylarda çıkarttığı yeni fonlar sayesinde müşteri sayısı 330 bini aştı.
Kurumsal yatırımcılar geldi
Bugüne kadar bireysel yatırımcılarla büyüyen fon pazarı adeta kabuk değiştiriyor. Sadece Azimut değil, sektördeki diğer büyük portföy yönetim şirketlerinde de son yıllarda büyük kurumsal ve ticari yatırımcı sayılarında ciddi artışlar yaşanıyor. Son açıklanan veriler de kurumsal yatırımcı ilgisindeki bu hızlı artışı gösteriyor. Ağustos ayına ait verilere göre sektörün toplam portföy büyüklüğünün yüzde 65’i bireysel yatırımcılardan, yüzde 35’i ise kurumsal ve ticari şirketlerden oluşuyor. 2025 yılı başında bu oranlar sırasıyla yüzde 75 ve yüzde 25’ti. Aradan geçen yedi ay gibi kısa bir sürede şirket paylarında 10 puanlık önemli bir artış yaşandı. Kurumsal ve ticari tarafın bireysel yatırımcılara göre çok daha büyük fonlarla işlem yaptığı göz önüne alınırsa, son yıllarda sektördeki hızlı büyümenin nedeni de ortaya çıkmış oluyor. Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK) tarafından açıklanan toplam yatırım fonu varlık büyüklüğü verileri de yatırım tutarlarındaki büyümeyi ortaya koyuyor. MKK’nın 2025 Mayıs ayı verilerine göre, toplam yatırım fon büyüklüğünün yüzde 75’i 10 milyon TL üzeri varlığa sahip müşterilerden oluşuyor.
Müge Peker de sektördeki hızlı büyümenin yatırım yapılan tutarlardaki artıştan kaynaklandığı görüşünde. Son yıllarda fon pazarının kurumsal ve ticari yatırımcılardan yoğun ilgi gördüğünü ve bunun da toplam fon piyasasındaki hızlı büyümeyi desteklediğini söylüyor: “Yüksek faiz ortamından yararlanmak isteyen şirketlerin son yıllarda para piyasası fonlarına ve döviz yatırımlarında da serbest döviz yatırım fonlarına olan ilgisinde artış görüyoruz. Tabii bu kesimde bireysel müşterilere göre vadeler çok daha kısa.”
Kurumların son yıllarda fon piyasasına yönelen ilgisinde gerek Türk Lirası, gerekse dövizde daha yüksek getiri potansiyelinin olması en büyük etken. Ancak artık fon piyasasında 7/24 işlem yapılabilmesi, hafta sonu fon bozdurabilme imkanı, saat 16:30’a kadar fon işlemi yapma, mevduat gibi vade kısıtının olmaması ve kolay alınıp satılması ve en önemlisi portföylerin dışardan profesyonellerce yönetilmesi de bu kesimden gelen talebi körüklüyor.
Para piyasası ile büyüdü
Sektördeki büyümede itici güç ise mevduata alternatif olan para piyasası fonları ve döviz fonları. Özellikle son iki yıldır gerek bireysel, gerekse kurumsal yatırımcılar bankalardaki TL ve Döviz Tevdiat Hesabı’na (DTH) kıyasla daha cazip getiri sağlayan bu fonlara yöneldi. Bugün fon pazarının neredeyse üçte biri para piyasası fonlarından oluşuyor. Toplam 6,8 trilyon TL’lik fon pazarında para piyasası fonlarının (serbest fonlar dahil) payı 1 trilyon 950 milyar TL seviyesinde. İkinci sırada ise dövizli fonlar var.
Ancak fon pazarının raflarında saymakla bitmeyen çok sayıda farklı yatırım ürünü mevcut; yurt içi, yurt dışı hisse senedi ve yurt içi, yurt dışı (eurobond) borçlanma araçları, altın gümüş gibi emtialar, katılım esaslı fonlar, arbitraj fonları, tematik fonlar ve son dönem yıldızı parlayan Girişim Sermayesi Yatırım Fonları (GSYF) ve Gayrimenkul Yatırım Fonları (GYF) ilk sıralardaki yerini koruyor.
Kolaylık ve vergi avantajı
Fon pazarındaki büyümede etkili olan Türkiye Elektronik Fon Dağıtım Platformu (TEFAS) sayesinde fon pazarı şeffaf ve daha da önemlisi çok daha kolay ulaşılabilir oldu. Yatırımcılar tüm fonları, bu platform üzerinden alıp satabiliyor. TEFAS’ın yatırımcılara sunduğu bir diğer avantaj ise tüm fonlara ait bilgileri, risk değerini, portföy yapılarını, fiyat hareketlerini ve diğer fonlarla karşılaştırmalarını sunabilmesi.
Çok bilinmese de yatırım fonlarındaki vergi avantajı da bir kesim için hâlâ cazibesini koruyor. İstisnalar hariç çoğu yatırım fonundan bugün TL mevduat hesaplarına da uygulanan yüzde 17,5 stopaj kesiliyor. Bunun dışında herhangi bir vergi kesintisi bulunmuyor. Hisse senedi yoğun (en az yüzde 80’i hisse olan fonlar) fonlarda ise stopaj oranı sıfır.
GSYF ve GYF’lerde de yine büyük vergi avantajı mevcut. Yatırım yapan gerçek kişi ise iki yıldan uzun süre elde tuttuğu gayrimenkul yatırım fonlarından sağladığı gelir için stopaj ödemiyor. İki yıldan kısa sürede satılırsa gelirden yüzde 17,5 stopaj kesiliyor. Kurumlar için de benzer şartlar uygulanıyor. İki yıl elde tutma şartını karşılayan kurumlar sıfır stopaj ödüyor.
Eurobond fonlarda da benzer bir durum var. Bireyler kendileri doğrudan eurobond satın aldığında gelirini beyan etmek zorunda. Vergi dilimine göre yüzde 45’e varan vergi ödemek zorunda kalınabiliyor. Buna karşın eurobond fon satın alan bireyler yüzde 17,5 stopaja tabii olup beyan zorunluluğundan da kurtuluyor.
Yatırım fonlarının bir diğer avantajı ise o fonu satmadığınız takdirde zaman içinde artan stopaj oranlarından etkilenmemesi. Burak Sezercan’a göre, bu vergi öteleme imkanı mevduata göre para piyasası fonlarının cazibesini artırıyor.
Ortalama kalma süresi
Türk mali piyasalarındaki vade kısalığı fon pazarında da kendini gösteriyor. Garanti BBVA Portföy kendi müşterileri özelinde yaptığı çalışmaya göre fon yatırımcısının ortalama fonda kalma süresi 2,4 ayla sınırlı. Garanti BBVA Portföy Genel Müdürü Eyüp Gülsün, yatırımcıların fonda kalma sürelerinin geçtiğimiz yıllara göre uzadığını ancak hâlâ istenen sürelere ulaşılamadığı görüşünde. Yatırım fonu pazarında fon türlerine göre de vadeler değişiyor. Yatırımcı genelde para piyasası fonlarını daha uzun süre taşırken, hisse fonlarında süre kısalıyor. En uzun süre fonu elinde tutan kesim ise altın fonlarını tercih edenler. Diğer fonlara yatırım yapanların aksine altın fonu satın alanların fiyatlar yükseldiğinde satmadığını söyleyen Gülsün, “Aksine fiyatlar düştüğünde yeni alım yaptıklarını görüyoruz. Altın genellikle biriktirme üzerine kurulmuş bir fon” diyor.
Fon piyasası son iki yıldır yüksek seyreden TL faizlerinin desteğiyle ağırlıklı para piyasası fonlarıyla büyüdü. 2026 ise hükümetin ve Merkez Bankası’nın hedefleri tutturulursa enflasyona paralel faizlerdeki düşüşle geçecek. Bugün fon piyasasında tüm hesaplar bunun üzerine yapılıyor. Para piyasası fonlarından çıkan paranın yeni cazip fon gruplarına yönelmesi bekleniyor. Portföy yöneticilerinin 2026 yılı yol haritası hisse senedi ve borçlanma araçlarından (tahvil ağırlıklı) oluşan yatırım fonlarının cazip olacağı üzerine kurgulandı. Yeni yılla birlikte klasik hisse senedi ve borçlanma araçları fonlarının yanında yine bu enstrümanları kullanarak tematik fonlar, sektörel fonlar, fon sepeti fonları gibi çoklu varlık fonları, mutlak getirili fonlar raflarda yerini alacak.
Şimdiden tüm portföy yönetim şirketleri 2026 yılı programlarına son yılların gözde fonları olan gayrimenkul yatırım fonları ve girişim sermayesi yatırım fonlarını almaya başladı. Bu kategoride çok sayıda fon çıkması bekleniyor. Yine son yıllarda öne çıkan ağırlıklı gençleri hedefleyen yalnız Türkiye değil dünyadaki fırsatları sunan teknoloji fonları, metaverse, blockchain gibi yeni teknolojilere yatırım yapan fonların sayıları artacak.
Son iki yılda risk almadan para piyasası fonlarıyla enflasyonun çok üzerinde kazanç elde eden yatırımcı için de bu fonlarla büyüyen portföy yönetim şirketleri için de çok keyifli geçti. Yıl sonuna kadar bu fonlar kazandırmaya devam edecek. Önümüzdeki yıl ise risk almadan enflasyonun üzerinde getiri elde etmek hiç de o kadar kolay olmayacak gibi görünüyor.


Geleceğin Yatırımları
Ak Portföy, yapay zeka, IoT, bulut bilişim gibi yenilikçi girişimleri destekleyip, ETF’ler, sürdürülebilir fonlar, dijital portföy yönetimine yatırım yapıyor.
Ak Portföy Genel Müdürü Mehmet Ali Ersarı, yatırım cephesindeki değişimi, “Bugün alternatif yatırımlar, ETF’ler, sürdürülebilir fonlar ve dijital portföy yönetimi ana akım haline geldi” sözleriyle anlatıyor. Yatırım fonu sektörünün bu nedenle sadece bugünün değil, geleceğin ürünlerini de öngörmesi gerektiğini söylüyor.
Şu anda 200’ü aşkın fon, 1,2 milyon müşteri sayısı ve bir trilyon TL’yi aşan fon büyüklüğünü yöneten Ak Portföy son yıllarda geleneksel hisse senedi ve tahvil fonlarının yanına yeni çağın yatırım araçlarını da koymaya başladı. Örneğin 2016’da Türkiye’nin ilk girişim sermayesi yatırım fonunu hayata geçirerek yapay zekadan, loT’ye (Nesnelerin İnterneti), bulut bilişimden, sağlık ve gıda teknolojilerine kadar toplam 42 yenilikçi girişimin büyümesine erken aşamada ortak oldu.
Yine aynı dönemde Türkiye’nin ilk gayrimenkul yatırım fonunu kurdu. Geleceğin Yatırımları çatısı altında Yeni Teknolojiler Fonu kurarak Apple, Nvidia, Meta, Amazon, Tesla gibi global teknoloji devlerine yatırım yaptı. Fondaki yatırımcı sayısı 150 bine ulaştı.
25 yılı planlıyor
Yine geleceğin alanları olarak yenilenebilir enerji, sağlık, tarım, elektrikli ve otonom araç teknolojileri temalarına sahip fonlar hayata geçirildi. Önümüzdeki 25 yılı planladıklarını söyleyen Mehmet Ali Ersarı, beklenen dönüşümü şöyle anlatıyor: “Alternatif yatırımların odakta olduğu, yapay zeka ve kuantum teknolojilerinin portföy yönetiminde devrim yarattığı, finansal kapsayıcılığın sınırları ortadan kaldırdığı, sürdürülebilirliğin bir tercih değil zorunluluk haline geldiği bir dönem olacak.”
Fon pazarında yatırımcı profilindeki değişim de aslında portföy yönetim şirketlerini yalnız bugünün değil yarının alanlarına yatırım yapmaya zorluyor. Sektörün neredeyse tamamı hisse senedi, tahvil fonlarına ağırlık veriyor ancak bugünün ve aslında geleceğin temalarına yatırım yapmayı da ihmal etmiyor. Amaç çağı yakalayan, dünyadaki değişime ayak uydurabilen nispeten genç kesimleri fon piyasasına çekebilmek. Daha da önemlisi ‘dijitale doğan’ genç nesli yakalayabilmek. Yapılan müşteri profil anketleri de aslında bugünden değişimin ayak seslerini ortaya koyuyor.
“Artık yatırımcı profilleri daha yaratıcı olmaya ve cesur karar almaya, farklı varlık sınıflarına ve yatırım temalarına açık olmaya başladı” diyen Mehmet Ali Ersarı, bu eğilimlerin portföy yönetim şirketlerini de daha çevik ve yenilikçi olmaya teşvik ettiğini söylüyor. Üstelik Ersarı'ya göre bu kitle yalnız getiri aramıyor, yatırımlarının kendi değerleriyle uyumlu olması, dünya ve toplum üzerinde pozitif bir etki bırakmasını da önemsiyor.
Getiri ve tercih
Son aylarda dezenflasyon eğiliminin arttığına işaret eden Ersarı, yılın geri kalan aylarında enflasyondaki düşüşün ve Merkez Bankası faiz indiriminin devam edeceği görüşünde. Merkez Bankası’nın toparlanan rezervlerinin de bu indirimleri destekleyeceğini söyleyen Mehmet Ali Ersarı'ya göre fon pazarındaki getiriler ve buna bağlı fon tercihleri değişecek. Geçtiğimiz aylara kıyasla tasarruf sahiplerinin hisse senedi, tahvil gibi alternatif TL varlıklara olan ilgisinin artması beklenebilir.
İlk Foncu
İş Portföy, 2026 yılında sektörlere özel hisse senedi yatırım fonları çıkartmaya hazırlanıyor. İnşaat sektörü odaklı ilk fonu rafta...
İş Bankası’nın 1987 yılında 801 koduyla çıkardığı Türkiye’nin ilk yatırım fonu bugün de para piyasası likit fonu olarak işlem görüyor. Tek fark yasal düzenlemeler sonrası artık bu fon İş Portföy tarafından yönetiliyor ve “TI1” adıyla işlem görüyor. 149 milyar TL’lik büyüklüğüyle aynı zamanda Türkiye’nin en büyük ikinci para piyasası fonu ünvanını da koruyor.
Bugün 169’u yatırım fonu, 37’si emeklilik ve 15’i Otomatik Katılım Sistemi olmak üzere toplam 221 fon yöneten İş Portföy, 1 milyon 510 bin (tekil olmayan) müşteri sayısı ile sektörün büyüklerinden.
Portföy yönetim sektörünün son dört yılda müşteri sayısını iki kat, portföy büyüklüğünü üç kattan fazla artırdığını söyleyen İş Portföy Genel Müdürü Burak Sezercan, “2021 sonunda bizim yönettiğimiz fonların toplam büyüklüğü 6 milyar dolardı, şu anda 22 milyar dolara yaklaştık. Dolar bazında üç katı aşan büyüme kaydettik” diyor.
Bu büyümede tıpkı sektördeki diğer şirketler gibi para piyasası ve dövizli fonlar ilk sırada. Ancak her kategoride fon çıkartmak ana hedef. Özellikle son yıllarda girişim sermayesi yatırım fonu (GSYF) ve gayrimenkul yatırım fonlarına (GYF) yatırım yapıyor. İş Portföy’ün yönettiği GSYF’ler çok çeşitli sektörlerden şirketlere yatırım yapıyor; Foça’da günde 35 ton süt üretimi yapan Taze Süt ve Süt Ürünleri çiftliği, Ankara Polatlı’da batarya üreten Pomega, otonom araçlara parça üretimi yapan Saykal Elektronik, enerji depolama şirketi Maki Elektrik bunlardan sadece bir kaçı.
Sosyal fonlar
İş Portföy’ün odaklandığı alanlardan biri de sosyal fonlar. En son Türkiye’de tenis sporunu desteklemek amacıyla Tenise Destek Değişken Fon’unu çıkartan İş Portföy, bu fondan elde ettiği yönetim ücretlerinin yarısını federasyona bağışlıyor. Şirketin Tema Vakfı, TEV, İşte Kadın fonu da benzer özellikler taşıyor. Bu fonlara ilgi de oldukça yüksek. İşte kadın hisse senedi fonuna gelen yoğun yatırımcı talebinin kendilerini şaşırttığını söyleyen Sezercan, bu fondaki yatırımcı sayısının 47 bin 156’ya, fon büyüklüğünün ise 2 milyar 883 milyon TL’ye ulaştığını belirtiyor. Koç Üniversitesi ile yapılan işbirliğiyle fonun gelirinin yarısı kadınların yaptığı araştırmalara ve bursiyerlere aktarılıyor.
Bu fon sayesinde geçen yıl bir doktora öğrencisi akademik çalışma için İspanya’ya gidebilmiş. “Bu işi devam ettireceğiz. Daha da geliştireceğiz” diyen Burak Sezercan, sektörde öncü oldukları bu fonları diğer portföy yönetim şirketlerinin de çıkartmaya başlamasından memnun.
Spesifik hisse fonu çıkartacak
Sezercan, enflasyon ve faiz oranlarında düşüşün çok sapmadan süreceği görüşünde. Şimdilik para piyasası fonları hâlâ yüksek reel faiz nedeniyle cazibesini korusa da 2026’dan itibaren durum değişecek. Hem bireysel hem kurumsal yatırımcıların alternatif getiri arayışıyla önce uzun vadeli tahvil ve bonoya yıl sonuna doğru ise hisse senedine yöneleceğini düşünen Burak Sezercan, o dönem için şimdiden hazırlık yaptıklarını söylüyor. Geçen ay işlem görmeye başlayan inşaat sektörü fonu bunun ilk adımı. Sadece inşaat sektörü ve gayrimenkul yatırım ortaklıklarına yatırım yapan bu fonu önümüzdeki aylarda yeni spesifik temalı fonlar izleyecek. Sezercan, “Benzerlerini teknoloji, savunma sanayi gibi sektörlerde de yapabiliriz” diyor.
Portföy yönetim sektörünün büyümesini sürdüreceğini söyleyen Sezercan, “Portföy yönetim sektörü yılı 10 trilyon büyüklükle tamamlar. Biz portföy büyüklüğünde 1 trilyon sınırını aştık 2026 hedefimiz 2 trilyona doğru gitmek” diyor.
Tematik fonlar
Garanti BBVA Portföy blockchain, metaverse, otonom araçlar, siber güvenlik ve yarı iletken teknolojiler gibi tematik fonlarla öne çıkıyor.
Garanti BBVA Portföy Genel Müdürü Eyüp Gülsün sadece Türkiye’de değil küresel finans piyasasında fırsatların peşinden koşan geniş bir yatırımcı profili olduğunu söylüyor: “Portföy yönetim şirketleri olarak görevimiz bu yatırımcıların 1 TL’leri ile bile olsa dünyada değişik yatırım fırsatlarına erişimlerini sağlamak.”
Garanti BBVA Portföy, 129’u yatırım fonu, 41’i emeklilik fonu olmak üzere 170 farklı enstrüman ve risk grubuna göre fon yönetiyor. 913 bin tekil olmayan yatırımcı sayısı ve 785 milyar TL’lik fon büyüklüğü var. BES ve OKS eklendiğinde yönetilen toplam fon büyüklüğü 1 trilyon lirayı aşıyor.
Son bir yılda yatırım fonları portföyü 468 milyar TL büyüdü. En hızlı büyüme 250 milyar TL ile serbest döviz fonları ve 194 milyar TL ile para piyasası fonlarında yaşandı. Aynı dönemde Garanti BBVA Portföy’ün yatırımcı sayısı ise 193 bin arttı. Yatırımcı sayısındaki bu artışta 158 bin yeni hesap açılışı ile para piyasası fonları liderliğini koruyor. İkinci sırada ise 48 binle serbest fonlar yer alıyor.
Fonları gençler alıyor
Garanti BBVA Portföy daha geniş kesimlere ulaşabilmek amacıyla müşteri profil araştırmaları yapıyor. Son yapılan fon yatırımcılarına özel demografik araştırmaya göre, Garanti BBVA kanalından yatırım fonu alanların yüzde 54’ü 26 - 45, yüzde 24’ü ise 46 - 55 yaş grubuna dahil. Yüzde 13’ü ise 56 yaş ve üzerindeki kişilerden oluşuyor. Fon yatırımcılarının eğitim düzeyleri ise oldukça yüksek. Aynı araştırmanın bulgularına göre, fon alanların yüzde 58’i üniversite ve üzeri, yüzde 33’ü lise, kalan yüzde 9’u ortaokul ve altı eğitim almış. Veriler şirketin yaptırdığı yatırımcı beklenti araştırmasıyla örtüşüyor. Çünkü “Türkiye’de yatırım nedir, birikim nedir?” araştırmasının bulguları insanların birikimi değil, yatırımı koruyucu olarak gördüğünü gösterdi.

Gülsün’e göre her iki araştırma da fon piyasasının ağırlıklı olarak eğitimli, genç, dünyayı takip eden, fırsatları kovalayan aynı zamanda finansal okuryazarlığı yüksek bir kesime hitap ettiğini ortaya koyuyor. Gülsün, bu yüzden sadece çok talep gören para piyasası ve döviz fonları değil aynı zamanda farklı enstrümanlara yer veren tematik fonlarla ürün çeşitliliklerini artırdıklarını söylüyor.
100 lirayla bile yatırım
Sadece 2025 yılında toplam 14 yeni fon kuran Garanti BBVA Portföy, artık TL ve döviz bazlı klasik yatırım fonlarının yanına çağımızın öne çıkan blockchain, metaverse, otonom araçlar, siber güvenlik, yarı iletken teknolojiler gibi yeni tematik fonlar da çıkarıyor. Tematik fonların kazançları da oldukça cazip. Gülsün, “Blockchain fonumuzu alan yatırımcı 10’u Türk 30 farklı ülkedeki şirketlere yatırım yapabiliyor. Üstelik 100 TL’si olan da 1 milyon TL’si olan da aynı fırsattan yararlanabiliyor” diyor.
ABD’de beklenen faiz indiriminin gerçekleşmesi halinde dolarda değer kaybı yaşanacağına dikkat çeken Eyüp Gülsün, bunun özellikle tematik fonlarda kazançları artıracağı görüşünde: “Dünyada birçok varlığın paydasında dolar var. Payın değeri artmasa da paydanın (dolar) değeri düştüğü an her şeyin değeri artmaya başlıyor. Doların seyrine göre bu alanlara yatırım yapan tematik fonlarda değer kazançları görebiliriz. 2025’te Metaverse, blockchain’de bunları gördük.” Blockchain ve metaverse fonları yüzde 40’a varan getiri sağlamış.
Faiz düşüşüne hazır
Yapı Kredi Portföy, faizdeki düşüşün süreceği beklentisiyle 2025 yılında farklı temaları olan hisse fonlar, fon sepeti fonu ve mutlak getirili fona sayısını artırdı.
Merkez Bankası’nın ağustos ayı toplantısında politika faizini 300 baz puan düşürmesiyle düşüş sürecek beklentisi arttı. Profesyonel fon yöneticileri yeni döneme hızlı uyum sağlıyor. Yapı Kredi Portföy Genel Müdürü Müge Peker de bu yöneticilerden biri. Şirket faiz indirimi beklentisiyle hisse fonlarda ve sabit getirili enstrümanlarda fon skalasını genişletti. Peker, bu yıl çıkarttıkları inşaat temalı yerli hisse senedi fonu ve savunma sanayi fonunun yanı sıra fon sepeti fonu ve mutlak getirili fonu buna örnek gösteriyor.
Ancak önümüzdeki dönem öne çıkması beklenen fon grupları bununla da sınırlı değil. Peker’e göre faiz oranlarındaki düşüşün devamıyla birlikte özellikle 2026 yılından itibaren borçlanma araçları, hisse senedi yoğun fonlar ve değişken fonlar yatırımcılar tarafından daha fazla talep görecek. Fon sepeti fonlarının içinde; borçlanma araçları, yerli ve yabancı hisse senetleri, altın, para piyasası fonları gibi çok sayıda varlık birlikte yer alıyor. Portföy yöneticisi, piyasalara ilişkin beklentilerine göre bu fon içindeki yatırım enstrümanlarının ağırlığını değiştiriyor. Bu özelliği ile özel portföy yönetimine yakın fonlar denebilir. Bu fonları satın alanlar 1 lira bile olsa tüm bu yatırım araçlarına tek bir fon altında yatırım yapabiliyor.
Müge Peker, bu özelliğiyle fon sepeti fonlarının önümüzdeki yıl hem yatırımcı ilgisi hem de getirileriyle parlayan gruplardan biri olacağını düşünüyor. Bu grupta yeni fon çıkartabileceklerinin de sinyalini veriyor.

Para piyasası ile büyüdü
Yapı Kredi Portföy de sektördeki genel eğilime uygun olarak son iki yılda para piyasası fonları sayesinde hızlı bir büyüme yakaladı. Şirket, Temmuz 2025 itibarıyla toplam 1,2 milyon müşteri (tekil olmayan) ve 107 fon sayısına ulaştı. Aynı dönemde Yapı Kredi Portföy’ün büyüklüğü yüzde 129 artışla 571 milyar TL’ye, BES ve özel portföy yönetimi de dahil edildiğinde toplam yönetilen portföy büyüklüğü 765 milyar TL’ye ulaşıyor. Peker, 2025 yılındaki bu hızlı büyümede özellikle serbest para piyasası fonlarının yanı sıra serbest döviz fonlarının da büyük etkisi bulunduğunu söylüyor.
Yeni fonlar yolda
Yapı Kredi Portföy 2025 yılında 17 yeni fon kurdu. Bu fonlardan 13 tanesi serbest fon kategorisinde, üçü yatırım fonu, biri ise girişim sermayesi fon sepeti fonu. Dört fon başvurusunun ise SPK’da izin süreci devam ediyor. Bu fonlardan biri bu yıl beşincisini çıkartacakları girişim sermayesi yatırım fonu olacak. Peker, “Fon çıkartırken yerel ve global trendlere bakıyoruz. Bu trendleri takip edip müşteri beklentisiyle birleştiriyoruz. Eksiğimiz olan yerlerde fon çıkartmaya devam edeceğiz” diyor.
Finansal okuryazarlığı olan, eğitimli kesimden oluşan fon yatırımcıları piyasalardaki hareketleri takip edip kısa sürede yatırım tercihlerini değiştiriyor. Yapı Kredi’nin kendi müşterileri arasında yaptığı araştırmada yatırım fonlarını ağırlıklı 40 - 60 yaş aralığında, yüzde 65’i erkeklerden oluşan grubun aldığı ortaya çıktı. 2022 yılında kadınların oranı yüzde 29 iken, şimdi yüzde 35’e çıktığını söyleyen Müge Peker, kadınlar için Finansal Okuryazarlık ve Erişim Derneği (FODER) ile eğitim çalışması düzenlediklerini anlatıyor: “Bu eğitimleri her kesimi dahil ederek sürdüreceğiz. Türkiye’de hem finansal okuryazarlık hem piyasa takibi arttı. Artık birçok platform kanalıyla yayınlar yapılıyor. Ancak orada yatırımcılar seçici olmalı. Bizim gibi portföy yönetim şirketlerinde çalışanları takip etmelerini öneririm.”