Arama

Kurgusal keşifler: Sahne ışıkları altında bir tatil

Sahne artık sizin. Bond misali Aston Martin’e atlayabilir, Platform 9¾’ten Hogwarts’a süzülebilir, Karayip korsanlarıyla egzotik rotalara yelken açabilirsiniz. Bu çarpıcı deneyimler klasik film seti ziyaretlerinin ötesinde kurgulanmış seyahat senaryoları olarak yılda 73,4 milyar dolarlık bir pazar yaratıyor.

Film sahneleri artık yalnızca izlenmiyor, seyircinin başrolde olduğu macera dolu bir yolculuğa dönüşüyor. “Yüzüklerin Efendisi”nin kalbinde, Hobbiton’da kahvaltı etmek, “Star Wars”da galaksiler arası gidip gelirken Luke’un evinde yıldızlara karşı uyumak artık mümkün. James Bond’un Londra’da MI6 merkezinden başlayıp Venedik kanallarına uzanan kovalamacasına dahil olup akşam 007’ye özel smokininizle özel partilere katılmanız da öyle… Dünyanın dört bir yanında düzenlenen tematik film turları, bugün klasik seyahat anlayışının ötesine geçerek hızla yükselen bir trend. Katılımcılar kişiye özel yazılmış senaryolarla kurgu ve gerçeğin iç içe geçtiği bir deneyimin aktif parçası olmak istiyor.

Bu yükseliş, “set-jetting” kavramının popülerleşmesiyle yakından ilişkili. Set-jetting, film veya dizi çekim alanlarını ifade eden “set” ile özel jetleriyle sık seyahat eden ve lüks yaşamı benimseyenleri tanımlayan “jet-setting” kelimelerinin birleşiminden doğmuş. İlgi çekici bir trend ismi olmayı da başarmış. Bugün pek çok kişi için sinema evrenlerinin içinde yaşanan kişiselleştirilmiş deneyimler özel jetle uçmaktan daha ‘havalı’. Üstelik bu dönüşüm, seyahat alışkanlıklarının yanı sıra sinema sektörünün yaratıcı süreçlerini, teknoloji devlerinin yatırım alanlarını hatta kültürel mirasın sunuluş biçimini bile şekillendiriyor.

Allied Market Research tarafından yapılan araştırmaya göre küresel film turizmi pazarı, 2024 yılında 73,4 milyar dolara ulaşırken beklenti 2033’te bu rakamın 136,1 milyar dolara çıkması yönünde.

Çevrimiçi seyahat endüstrisinin devlerinden, 200’den fazla ülkede kullanılan Expedia’nın 2025 seyahat trendleri raporuna göre, gezginlerin yüzde 66’sı rotalarını izledikleri film ya da dizilere göre belirliyor. Bu eğilim yalnızca bir seyahat tercihi olmanın ötesinde ekonomide yaşanan kültürel dönüşümün de sinyali.

“Emily in Paris” dizisinin dördüncü sezonunun ardından Paris’e olan uçuşlar için aramalar Avustralya’da yüzde 155, genel arama hacmi olarak da yaklaşık yüzde 200 oranında artış göstermiş durumda. Bu da gösteriyor ki ülkelerin seyahat eğilimleri ile globalleşen popüler kültür trendleri arasındaki paralellik her geçen gün artıyor.

Emily in Paris, yayınlandığı ilk günden itibaren Paris’e olan ilgiyi katlayarak sosyal medya çağında Z kuşağının seyahat tercihlerinde belirleyici rol oynadı.
Turizmin geleceğinde artık yapay zeka destekli senaryo uyarlamaları, artırılmış gerçeklik gözlükleriyle geçmişe dönüş gibi yenilikler gündemde. Ancak lüksün ve maceranın sınırlarını zorlamak isteyenler için ‘gerçek’ hayat, filmlerden bile baş döndürücü olabilir. Kişiye özel kurgular, gizli görevler, oyunculuk atölyeleri ve benzersiz set deneyimleriyle şekillenen bu yeni anlayış, hikaye odaklı lüks turizm segmentini hızla büyütüyor. Çünkü izleyiciler artık hayranı oldukları sahneleri yalnızca izlemekle yetinmeyip yaşamak istiyor. Bu deneyim için altı haneli bütçeleri gözden çıkarmaktan da çekinmiyorlar.

Black Tomato gibi deneyim odaklı lüks turlar tasarlayan şirketlerin yükselişi de bu talebin en somut kanıtı. Globetrender’ın verilerine göre Black Tomato’nun 2021 yılında James Bond temalı turlar öncesindeki yıllık cirosu yaklaşık 40 ila 45 milyon sterlin seviyesindeyken Bond deneyimlerinin lansmanını takip eden iki yıl içinde şirketin toplam gelirinde yüzde 23’lük bir artış kaydedilmiş.

İngiltere merkezli Black Tomato’nun Bond temalı tur serisi, klasik destinasyonların ötesine geçerek dünyaca ünlü ajan 007’nin çekimlerinin yapıldığı ve hikayenin geçtiği farklı rotaları kapsıyor. İngiltere, Fransa, Monaco, İtalya ve Avusturya gibi Avrupa’nın ikonik şehirlerinde düzenlenen bu turlar, 2025 itibarıyla Japonya, Fas, Jamaika gibi yeni merkezleri de kapsıyor.

007 rotaları

Black Tomato ve James Bond filmlerinin yapımcısı EON Productions’un güçlerini birleştirdiği “The Assignment” turu, jet sosyeteye sinema tarihinin en özel ajanının maceralarını yaşatmayı vadediyor. 13 günlük bu özel deneyim Londra’dan başlayarak Maldivler, Japonya, Fransa, Monaco ve Venedik gibi Bond filmlerine sahne olmuş seçkin lokasyonlara uzanıyor. Londra’daki ilk durakta misafirler, Thames Nehri’nde Superhawk 34 teknesiyle Bond tarzı yüksek hızlı bir kaçış sahnesini bizzat yaşıyor. Daniel Craig’in dublöründen aksiyon ve dövüş eğitimi almak, turun en çarpıcı etaplarından biri.

Monaco’dan Maldivler’e uzanan  “The Assignment” turu, Bond evrenine adım atarak bu dünyayı gerçek hayatta yaşamak isteyenler için 80 bin euro’luk lüks bir ajanlık deneyimi sunuyor.
Jermyn Street’te düzenlenen turda ise Bond’un zamansız stiline ilham veren zarif aksesuarlar detaylar keşfediliyor. İster Fransa’da 1829’dan beri üretim yapan Bollinger’in özel mahzenlerinde gezinti yapın ister “La Grand Année 2005” tadımı eşliğinde Casino Royale atmosferinde lüks ritüellerle tanışın. Monaco’da VIP yat gezileri, Casino de Monte-Carlo’da düzenlenen poker turları ve Murano cam fabrikasında organize edilen özel akşam yemekleri turun seçkinlik dozunu zirveye taşıyor. Alpler’de helikopterle kaçış sahnesi canlandırmaları, antik tapınaklarda gizli belge müzayedeleri ve tarihi villalarda gece partileriyle de Bond evreni adeta yeniden kurgulanıyor.

“The Assignment” turu 70 - 80 bin euro arasında değişen fiyatlarla sunulurken alternatif olarak kişiye özel tasarlanabilen daha kısa süreli seçenekler de mevcut. Turun yaratıcılarından Tom Marchant, bu deneyimi şöyle tanımlıyor: “James Bond’un dünyasına adım atmak sadece bir gezi yapmak değil, aynı zamanda bir yaşam biçimini deneyimlemek. Biz bu turu, klasik Bond sahnelerinden modern aksiyonlara, lüks ve macerayı bir arada yaşamak isteyenler için tasarladık.”

Bond turuna ek olarak, Black Tomato’nun küresel çapta genişlettiği diğer tematik rotalar da dikkat çekici. Jet sosyetenin bir diğer gözdesi olan “Yellowstone” ve “Ripley” turları gibi. Toplamda 13 gece süren bu seçkin rotalar, Amerikan vahşi doğasının kalbinden Amalfi kıyılarına uzanıyor.

Yellowstone & Ripley rotası, vahşi doğada lüksü ve macerayı deneyimlemek isteyenler için kişiye özel şefler ve astronomi rehberleri eşliğinde Montana’da başlayıp Amalfi kıyılarına uzanıyor.
Altı gece, Jackson Hole ve Paradise Valley çevresinde geçiyor. Konuklar burada lüks pop-up kamplarda konaklarken özel şefler, astronomi rehberleri ve kovboy eğitmenleri eşliğinde hayvan gütme, yaban hayatı gözlemi atölyelerine katılıyor. İtalya’daki tur ise yedi gece ve “Yetenekli Bay Ripley”e adanmış. Roma, Napoli, Amalfi, Capri ve Venedik boyunca uzanan bu etapta vintage Fiat 500’lerle Appian Way turu, Capri’de limon bahçelerinde öğle yemekleri, Venedik’te Palazzo Venart’ta özel set turları organize ediliyor.

Yarış kızışıyor

Black Tomato bu alanda en prestijli aktörlerden biri olsa da sinema temalı seyahat deneyimleri sunan başka yaratıcı tur şirketleri de var. Authentic Vacations, Epic Travel, Prestige Holidays, On Location Tours gibi… Dünyayı Bollywood’dan Hollywood’a uzanan bir film setine dönüştürüyorlar. Mumbai’de “Slumdog Millionaire”in mekanlarını gezmek, Fas’ta Gladyatör’ün atmosferini yaşamak veya Ürdün’de Lawrence of Arabia’nın izlerini takip etmek mümkün. Tokyo’da ise Shibuya ve Harajuku’da gece motosiklet turları, drift deneyimleri, anime temalı VR gösterileri ve mekansal ışık atölyeleri düzenlenerek kentsel deneyim sanatla, teknolojiyle buluşuyor.

“Lost in Translation”, “Blade Runner 2049” ve “Enter the Void” filmlerinin geçtiği Shibuya ve Harajuku bölgelerinde düzenlenen turların bazı edisyonlarına Seul, Berlin ve Hong Kong gibi şehirler de dahil ediliyor. Özellikle Berlin’de “Run Lola Run”, “Victoria” ve “Babylon Berlin” sahnelerinin geçtiği mekanlarda yürüyüşler; Hong Kong’da ise Wong Kar-wai evreninden ilhamla örülü gece gezileri revaçta. Tribeca ve Soho sokaklarında ise “Sex & the City”nin enerjisini adım adım hissetmek isteyenler için de On Location Tours, sinematografik bir New York deneyiminin en şık rotalarına imza atıyor.

Orta(k) Dünya

Büyülü evrenlerin hayranları için de Hobbiton’dan Hogwarts’a uzanan çok sayıda rota çizilmiş. Peter Jackson’ın yönettiği “Yüzüklerin Efendisi” çekimlerinin ardından Yeni Zelanda’ya gelen yıllık ziyaretçi sayısının 2000 – 2006 arasında yüzde 40 artarak 1,7 milyondan 2,4 milyona yükseldiğini düşünürsek bu tercih hiç şaşırtıcı değil. Bölge basınına ve sektörel analizlere göre ülkede bu temayla yapılan yıllık turizm harcamasının 600 milyon doları aştığı belirtiliyor. Yeni Zelanda’daki Hobbiton film seti, çiçeklerle bezeli hobbit evleri, Yeşil Ejder İni, sabah çayı ritüelleriyle adeta yaşayan bir Orta Dünya atmosferine sahip ve ziyaretçi akınına uğruyor.

Yeni Zelanda’nın Waikato bölgesinde yer alan Hobbiton film seti, hem Yüzüklerin Efendisi serisinin hem de 600 milyon doları aşan turizm gelirinin merkezinde konumlanıyor.
Dubrovnik ise “Game of Thrones”un Kral Toprakları (King’s Landing) olarak tanınmasının ardından yalnızca birkaç yılda turizm gelirini yüzde 150 artırmayı başaranlar arasında. Bugün şehirdeki turistik turların yüzde 80’i dizinin izinde ilerliyor. Kuzey İrlanda’daki Game of Thrones turu ise Winterfell Kalesi, Dark Hedges tüneli ve Carrick-A-Rede asma köprüsü gibi lokasyonlarda helikopterli turlar, kostümlü yürüyüşler ve özel anlatımlarla gerçekleşiyor.

Harry Potter hayranları için İngiltere merkezli Avanti Destinations, Platform 9¾’ten Jacobite trenine kadar uzanan sekiz farklı rotada turlar düzenliyor. Leavesden’daki Warner Bros. stüdyolarında Great Hall, Diagon Alley ve Hogwarts setleri ise özel rehberlerle geziliyor. Macera tutkunlarını cezbeden bir başka rota ise Corinthian Travel tarafından çizilmiş. Tunus’ta düzenlenen bu turda, Star Wars evrenine ilham veren ikonik setler, Matmata’daki Luke Skywalker’ın evi, Mos Espa’nın çöl platoları ve Obi-Wan Kenobi’nin inziva noktası, tarihi Ksar köyleri ve Djerba Adası gibi kültürel duraklar ilk göze çarpanlar arasında.


Set-jetting ile başlayan bu trend, teknolojinin, kültürün ve ekonominin iç içe geçtiği yansımalarını pek çok platformda farklı şekillerde göreceğimiz dinamik bir dönüşüm süreci. Öyle ki Netflix, popüler dizilerinin evrenlerini gerçek film setleri yerine özel olarak tasarlanmış interaktif pop-up mekanlarda yaşatıyor.

Özellikle “Stranger Things”, “Bridgerton” ve “Money Heist” gibi yapımlar söz konusu olduğunda bu mekanlar kostümler, dekorlar ve interaktif aktörlerle ziyaretçilere adeta dizi dünyasının içinde olma deneyimi sunuyor. Böylece hayranlar, sevilen sahneleri sadece izlemekle kalmayıp bizzat yaşayabiliyor; kostümleriyle “Bridgerton” balosuna katılabiliyor ya da “Upside Down” dünyasında korku dolu bir gece geçirebiliyorlar.

Türkiye ise set-jetting dalgasında benzersiz bir avantaja sahip. “Atiye”, “Zeytin Ağacı” gibi globalde ilgi gören yapımlar sayesinde Kapadokya’dan Göbeklitepe’ye, Ayvalık’tan İstanbul sokaklarına uzanan birçok lokasyon zaten küresel ölçekte seyircilerin zihninde yer etmiş durumda. TÜİK verilerine göre 2024 yılında dizi ve film ihracatı 602 milyon dolara ulaşırken yerli yapımlar 150’den fazla ülkede 800 milyonu aşkın seyirciyle buluştu.

Akıllıca kurgulanmış tematik turizm stratejileriyle Türkiye, dünyanın izlemekle yetinmeyeceği en cazip sinematografik destinasyonlarından birine dönüşebilir. Özetle, bu yükselen trend net bir şekilde gösteriyor ki perde arkasındaki dünya artık izleyiciyi yerinden kaldırıyor. Sinema biletinin ardından bir uçak bileti alıp yola düşmek an meselesi… 


Sayfa Sonu

Yüklenecek başka sayfa yok