Arama

Fox News eski sunucusu Tucker Carlson nikotin sektörüne adım attı

Donald Trump’ın zaferı̇ sadece politikaya dair bir şey değı̇l. Küçük bı̇r gı̇rı̇şı̇mcı̇ dalgası, partı̇zanlığın medyanın çok ötesı̇ne geçen alanlarda alıcı bulduğunu fark ettı̇. Tucker Carlson’ın yenı̇ nı̇kotı̇n gı̇rı̇şı̇mı̇ mükemmel bı̇r prı̇zma sunuyor.

Will Yakowicz
01 Mart 2025, 08:00

Fox News’un eski yıldızı Tucker Carlson, alabalık avcılığıyla bilinen küçük Maine köyü Bryant Pond’daki ahırına coşkuyla giriyor. Burası onun şu anki karargahı. Büyük bir kedi postunun ve Mark Tennien’in “No Secret Is Safe”inden Ken Kesey’nin “One Flew Over the Cuckoo’s Nest”ine ve “The Goebbels Diaries”e kadar uzanan, göz atan herkesi fiilen trolleyen bir dizi tarihi ilgi alanı ve kitapla dolu rafların yanından kayarak geçiyor.

Carlson az önce bir kaç çulluk avlamış; ceketinin cebinden 28 kalibrelik av tüfeği mermisini çıkarıyor. Bugün seçim öncesi günü ve bir kaç saat içinde, çoktan posta yoluyla oyunu Donald Trump’a vermiş olan Carlson Florida’ya uçacak. Böylece Elon Musk ve Majorie Taylor Greene gibi MAGA ünlüleriyle Mar-a-Lago’da sonuçları izleyebilecek. “Umarım başarılı oluruz ve bir ton para kazanırız ama bu bir iş hamlesi değil” diyor Carlson, dilini küçük bir plastik kaba daldırıp iki nikotin poşeti çıkarırken, “Bu öfke.”

İki nedenden ötürü bu dikkate değer bir açıklama. Birincisi, Amerika’da herkesin siyasete odaklandığı bir günde Carlson seçimleri tartışmıyor; dudaklarının arasına sıkıştırdığı nikotin poşetlerinden, iş ortağıyla birlikte yarısına sahip olduğu Alp’ten bahsediyor. İkincisi, Carlson alışılmadık bir şekilde, kutuplaşmış bir ülkedeki büyük resmi küçümsüyor: Partizan öfkenin giderek daha fazla iş hamlesi haline gelmesini.

Evet, öfke güdümlü kârlar bu yüzyılın büyük bölümünde kanıtlanmış bir medya formülüydü. Öncülüğünü Carlson’ın eski işverenleri Fox News yaptı, ardından sağda Newsmax ve OAN, solda MSNBC ve Young Turks’e kadar herkes tarafından taklit edildi. Bu on yılda sosyal medyada da benzer bir ayrışma görüldü; sırasıyla Twitter ve YouTube’u sağ cenahtan klonlayan Trump’ın kendi Truth Social’ı ve Rumble gibi. Yaklaşık 10 milyar dolarlık birleşik piyasa değerinin yanı sıra bu kanallar 2024’ün en kalıcı (ve medeni açıdan en tehlikeli) miraslarından biri olabilecek enformasyon yankı odalarını besliyor.

Daha az fark edilen şey ise Trump döneminde ortaya çıkan ve aksi takdirde apolitik olan işletmelere partizan kabilecilik aşılayarak müşteri yaratan yeni bir girişim ekosistemi. Bu, eski tarz solun (Ben & Jerry’s, Subaru) veya gece yarısı televizyonda Trump hatıra parası satan simsarların belirsiz ve bulanık çağrışımlarının çok ötesine geçiyor.

Bunlar, insanların her gün kullandığı mal ve hizmetleri satan gerçek şirketler ve esas olarak sağcı bir kitleye sağcı bir tonlamayla hizmet veriyorlar. Finans sektörünü ele alalım: Paranızı Vivek Ramaswamy’nin duyarcı karşıtı Strive ETF’lerine yatırabilir ve banka olarak Larry Elder ve Ben Carson’ın Old Glory Bank’ini kullanabilirsiniz. Perakendede “geleneksel Amerikan değerlerine saygı duyan” şirketler tarafından üretilen ürünleri sergileyen bir çevrimiçi pazar yeri olan Public Square’den alışveriş yapabilirsiniz. New York Times’ın bildirdiğine göre Donald Trump Jr., Tucker Carlson Network de dahil olmak üzere “Amerikan refahının bir sonraki dönemini inşa eden” şirketlere yatırım yapan bir firma olan 1789 Capital’e katıldı. Güvenilirliğini olağanüstü bir hızla yok eden Rudy Giuliani bile yakın zamanda bir organik kahve serisi piyasaya sürdü.

Carlson, ekim ayı sonlarında Arizona’da düzenlenen bir seçim turu etkinliğinde Trump ile birlikte. Seçim gecesi Mar-a-Lago’ya uçan Carlson o zamandan beri kabine üyelerinin değerlendirilmesinde söz sahibi.

 

Artık Carlson sayesinde diş etleriniz bile kendi politik motivasyonlu yastıklarına sahip olabilir. Carlson, adını Avrupa’daki dağlardan alan Alp’in politik bir ürün olduğu fikrine karşı çıkıyor ama aynı zamanda ürününe “Amerikan Dudak Yastığı” adını veriyor ve onu “özgür adam” için bir nikotin çözümü olarak sunuyor.

“Özgür adamda bir tür hafiflik vardır” diyor Carlson. “Özgür kişi korkmaz ve gülmeye isteklidir. Şu anda Amerikan yaşamındaki korku miktarı bana çok çarpıcı geliyor. Burası fazlasıyla korku duyulan bir ülke. ‘Kovulacak mıyım? TikTok’ta biri bana ırkçı diyecek mi?’ Ülkenin üzerine çöken bir korku sisi var. Ve bence bu sis dağılıyor.”

55 yaşındaki Carlson için bu yeni girişim, değerleri uğruna ayağa kalkmaktan daha fazlası; ticareti kullanarak neredeyse herkese orta parmağı göstermek: “Tüm dünyaya. Kurumsal Amerika’nın cinsiyet saçmalığı dünyasına. Bundan bıktım ve buna katılmayacağım.”

Trump’ın Beyaz Saray’a dönüşü gibi, Carlson’ın hızla kendini yeniden yaratması ve tekrar gündemde kendine yer bulması da dikkate değer bir geri dönüş hikayesi. 20 ay önce aşırı görüşleri, seçim inkarcılığı için oluşturduğu gerçekleri çarpıtan forumu (Fox, Dominion Voting Systems ile 787,5 milyon dolara anlaştı) ve üstlerine saygısızlığı görünüşe göre doruk noktasına ulaşmıştı. Tucker Carlson Tonight’ın kablolu yayının akşam sekiz kuşağındaki hakimiyetine rağmen Fox’un üst düzey yöneticileri onu hiç bir açıklama yapmadan kovdu. (Carlson, Forbes’a yaptığı açıklamada, bu yöneticiye karşı kullandığı aşağılayıcı ifadenin arkasında durduğunu ancak cinsiyetçi davranmadığını, aksine “bu kişiyi doğru bir şekilde tarif ettiğini” ve bunu “kalbinin derinliklerinden gelen samimiyetle” söylediğini belirtti.)

Fox News’daki yüksek profilli platformunu ve bununla birlikte gelen tahmini yıllık 15 milyon dolarlık sözleşmesini kaybettikten sonra Carlson, Maine ormanlarındaki evine çekildi ve geri dönüşünü planladı. Kendini yeniden yaratmak onun için yeni bir şey değildi.

Carlson, Kaliforniya’da doğup büyüdü. Babası, Voice of America’nın direktörü, daha sonra da diplomat olan saygın bir gazeteciydi. Annesi, Carlson altı yaşındayken aileyi terk etti. Üvey annesi, Swanson dondurulmuş gıda servetinin varisiydi. İsviçre’de bir yatılı okula gönderilen Carlson burada sigaraya bir düşkünlük geliştirdi.

Kariyerine dergi yazarı olarak başladı, ilk büyük işi Bill Kristol’un muhafazakar Weekly Standard’ındaydı. Güçlü tartışma becerileri ve görüşleri, onu 2000 yılında CNN’deki ilk TV işine taşıdı; burada siyasi tartışma programı Crossfire’ın ortak sunuculuğunu yaptı ve hırçın muhafazakar politikalarıyla tanındı. Bunu artık nefret ettiği iki yayın kuruluşu olan PBS ve MSNBC izledi, ardından 2010’da Daily Caller Web sitesinin ortak kuruculuğunu üstlendi; bu muhafazakar bir girişimci olarak ilk atılımıydı. 2016’da Fox News, Tucker Carlson Tonight’ı yayınlamaya başladı ve sonunda bu program, Carlson’ın 2023’te ayrılmasına dek, kablolu yayının en yüksek reytingli haber programı oldu.

Eleştirmenlerinin çoğunun kendisini bir “Nazi” olarak gördüğünü kabul etmesine rağmen Carlson, bir sonraki hamlesini planlarken hatalarıyla hesaplaşma zihniyetinde değildi. Bunun yerine Aralık 2023’te, “baskı ve kontrol aracı haline gelen” kurumsal medyaya alternatif olarak tanımladığı bir yayın platformu olan Tucker Carlson Network’ü başlattı. Ayda 10 civarında yayınladığı iki saatlik bölümler milyonlarca kez izleniyor. Programda yer verdiği konuklar arasında yolsuzluktan hüküm giymiş eski Illinois Valisi Rod Blagojevich, New York Jets’in oyun kurucusu Aaron Rodgers ve Robert F. Kennedy Jr. bulunuyor. Şubatta Putin ile röportaj yapmak üzere Moskova’ya gitti. Orada Rus metrolarını bir Sovyet propagandacısı edasıyla hayranlık içinde seyretmesi epey ses getirdi.

Hiç önemli değil: Kabilesi hepsini yalayıp yutuyor. Reklam ve abone destekli (ayda 9 dolar) ağının ne kadar gelir elde ettiği sorulduğunda soruyu anında ve her zamanki gibi çizgiyi aşan bir espriyle yanıtlıyor: “Bu sabah hizmetçilerimden birini bastonla dövüyordum ve kendi kendime ‘Artık bu kadar zengin olduğuma göre en temel nezaket kurallarına uymak zorunda değilim’ diyordum.” Forbes, canlı etkinliklere de ev sahipliği yapan ağının bu yıl en az 30 milyon dolar gelir elde ettiğini tahmin ediyor. Carlson düşük maliyetler sayesinde Fox’tayken kazandığından daha fazlasını cebe indirdiğini söylüyor. Üstelik daha az çalışarak. “Televizyon ölüyor ve çürümenin kokusunu alabiliyorum.”

Tucker Carlson, kendi adını taşıyan programını çektiği, zaman zaman bir kaç çulluk avladığı ve yeni nikotin kesesi Alp’in lansmanını planladığı Maine eyaletine bağlı Bryant Pond’daki ahırında. 

Artık sigara içmiyor olsa da Carlson’ın bir nikotin alışkanlığı var; yaklaşık her yarım saatte bir ağzına yeni bir poşet atıyor. Nikotinin kendisini sakinleştirdiğini ve aynı zamanda uyanık tuttuğunu söylüyor, ancak masanın karşısından hızlı kalp atışlarını duymak ve hasmane duygularının yükselişini hissetmek neredeyse mümkün. “Ben gayet agresif bir nikotin kullanıcısıyım” diyor Carlson, dikkat çekmek istediği noktaları yüksek perdeden bir kahkahayla vurguluyor: “Bir gün içinde benden daha fazla kullanan birini bulabileceğinizden şüpheliyim.”

Carlson kasımda Kentucky merkezli Turning Point Brands ile birlikte 3 milyar dolarlık nikotin poşeti pazarına girdi ve Alp’i piyasaya sürdü. Beş yıl önce poşet kullanmaya başlayan Carlson, üniversiteden eski oda arkadaşı ve iş ortağı Neil Patel’i de yanına alıp nispeten küçük bir tütün ürünleri şirketi olan Turning Point ile 50/50 hisseli kurduğu ortak girişime bir kaç milyon dolarlık bir yatırım yaptı. Turning Point, Stoker’s çiğneme tütünlerinin, Zig-Zag sarma kağıtlarının ve daha az tanınan Fre nikotin poşetlerinin satışından geçen yıl 405 milyon dolar gelir elde etti.

Carlson’ın “evreka” anı öfkeden kaynaklandı. Alp’i kurmadan çok önce Carlson kült nikotin poşeti Zyn’in sadık bir kullanıcısıydı. Bu yılın başlarında Senato Çoğunluk Lideri Chuck Schumer, çocuklar için potansiyel yeni bir bağımlılık tehdidini gerekçe göstererek Zyn’in yasaklanmasını ve Gıda ve İlaç İdaresi (FDA) ile Federal Ticaret Komisyonu’nun ürünü soruşturmasını istemesinin ardından Zyn, Cumhuriyetçilerin tartışma konusu haline geldi. Carlson, Temsilci Marjorie Taylor Greene’in “Zynsurrection” olarak adlandırdığı olayın yüzü oldu.

İçki ve uyuşturucuyu bıraktığı 2002 yılından beri ayık olan Carlson, kendi ifadesiyle, bir nikotin bağımlısı. Bir keresinde altı ay boyunca bırakmış. “Yaklaşık 40 kilo aldım ve duygusal olarak dengesizleştim” diyor, “Eğlenceliydi.” Geride bıraktığımız bir kaç yılda “Zynternet”te “Tucker Carlzyn” olarak tanındı ve daha önce popüler bir podcast’te Zyn’i bir iş geliştirici olarak lanse etti, “bunu bir kez denediğinizde çok daha zengin olacaksınız” dedi ve ürünün aynı zamanda “bir erkek geliştirici” olduğunu da sözlerine ekledi.

Carlson’ın Trinity College’da tanıştığı, Daily Caller’ın kurucularından Patel, Zyn’in ana şirketi Philip Morris International’a ulaşarak yeni kurulan Tucker Carlson Network’e reklam vermek isteyip istemediğini sordu. Patel, Philip Morris’in Carlson’ın ürünleri hakkında konuşmasını onaylamadığını açıklayan “en hödükçe, en kurumsal notu” geri gönderdiğini söylüyor. (Philip Morris’ten gelen ve Forbes’un gördüğü e-posta biraz sert olsa da kibardı.)

Carlson bu algılanan küçümsemeyi aldı ve “ya bizimlesin ya da bize karşı” dünya görüşünü iş dünyasına yöneltti. Zehir ortaya çıkmadan önce sakince “Hiç bu kadar alındığımı hatırlamıyorum” diyor Carlson, “İnanılmaz derecede işgüzar ve çirkin, mizahtan yoksun. Modern Amerika ve şirket kültürü hakkında sevmediğim her şey var. Üçüncü sınıf öğretmeninizin sizi azarlaması gibi. Ben yetişkin bir adamım. Benimle bu şekilde konuşulmasına izin vermeyeceğim. Üniversitedeki oda arkadaşıma ‘Onları bunun için cezalandıracağım’ dedim.”

Bu yüzden Zyn’e, kurumsal Amerika’ya, ahlaki olarak öfkelilere ve politik doğruculara savaş ilan etti. Carlson, hiç kışkırtılmadan, Bud Light’ın transseksüel sosyal medya kişiliği Dylan Mulvaney ile yaptığı 2023 reklam kampanyasına ateş püskürüyor: “Bira üreten bir şirketin çocuklarınızı travesti olmaya ikna etmeye çalışması fikri bana çılgınca geliyor” diyor. “Bana sadece birayı sat.”

Eskiden kullanıyor olmasına rağmen Carlson’ın esrar hakkında da bazı ‘renkli’ fikirleri var: “Ot içmeye kesinlikle ve kararlılıkla karşıyım, çünkü bence sizi tırsak yapıyor. Testosteronunuzu düşürüyor ve sizi pasifleştiriyor.” Ve büyük şirketlerin esnek ahlak anlayışları hakkında: “Tim Cook’un iktidarda kimin olduğunu önemsediğini mi zannediyorsunuz? Herhangi bir konuda güçlü ideolojik görüşleri olduğunu mu düşünüyorsunuz? Hayır, tabii ki yok. O sadece iPhone’ları köle işçiliğiyle ürettiği için kendisinden hesap sormayacak birinin başa geçmesini istiyor.”

İş stratejisi hakkında konuşmaya zorlandığında bunu salgınla ilgili yakınmaya başlamak için fırsat biliyor. “Alp için stratejimiz, Covid aşısında yaptıkları gibi zorla insanların ağzına sokmak” diye lafa giriyor. Söylenmesi bittiğinde stratejisinin basit olduğunu itiraf ediyor: Programında ürün hakkında konuşmak. Kasım ayında yayınlanan ve Carlson’ın ağzına bir Alp atmasıyla başlayan bir bölüm, seçim gecesi Mar-a-Lago’da canlı olarak çekildi ve 3 milyon kez izlendi. Bağımlılık yaratan ürün, elbette satması en kolay ürün.

“Dün yolda neredeyse bitmek üzereydi” diyor Carlson, “Çalışanlarımızdan birini aradım. ‘FDA bu şeyin bağımlılık yaptığını söylüyor, şimdi biraz ihtiyacım olduğunu doğrulayabilirim’ dedim.”

Herhangi bir yeni tütün ürünü için en büyük engel, FDA’dan yasal satış izni almak. Bu süreç uzun, pahalı ve engellerle dolu. Zyn ve piyasadaki diğer yarım düzine nikotin poşeti FDA’dan henüz yeşil ışık almadı, bu da teknik olarak yasadışı satıldıkları anlamına geliyor. Düzenleyici kurum, şirketlere “piyasa öncesi tütün ürünü başvurusu” yaptıkları sürece şimdilik geçiş hakkı tanıdı.

Bir devlet kurumunun Alp hakkında söyleyebilecekleri üzerinde söz sahibi olduğu fikri Carlson’ı öfkelendiriyor. “Dangalaklık Departmanı’nda çalışan dangalaklardan” oluştuğunu söylediği FDA’ya karşı özellikle yoğun bir nefreti var.

Carlson, nikotinin testosteronu yükselttiğini ve hükümetin bu yüzden satışlarını ve kullanımını sınırlamak istediğini, yoksa erkeklerin “artan muhteşemlikten” güç alacağını söylerken espri yapıyor ama Carlson söz konusu olduğunda her esprinin bir amacı var. Nikotinin Covid tedavisinde bir miktar umut vaat edebileceğini gösteren araştırmalardan bahsediyor ve Robert F. Kennedy Jr.’a bazı Alp örnekleri verdiğini söylüyor. Bu yüzden Kennedy’nin yeni yönetimde, Trump’ın dediği gibi “sağlık konusunda çılgınca davranmasına” izin verilirse belki de bilim bunun temeline inebilir. “Kendimi kontrol etmeye çalışıyorum. ‘Güvenli ve etkili’ insanlar bana sağlık hakkında ders veriyor! Neden gidip kendini becermiyorsun—bu kulağa nasıl geliyor?”

Carlson’ın testosteron ve nikotinle beslenen saydırmalarındaki cinlik, politikada olduğu gibi rakiplerine kendilerini tanımlama fırsatı vermeden onları tanımlaması. Open Secrets’a göre Zyn’in arkasındaki Philip Morris iştiraki Swedish Match’in çalışanlarının yaptığı siyasi bağışların çoğunun Kamala Harris’e, ondan önce de Joe Biden’a gittiğine (doğru bir şekilde) işaret ediyor. (Ancak Federal Seçim Komisyonu verilerine göre Swedish Match çalışanları Harris ve Trump’a eşit miktarda bağışta bulundu.)

Philip Morris sözcüsü Forbes’a şöyle diyor: “Biz burada gururla ABD’nin kalbinde, Owensboro, Kentucky’de üretiliyoruz.” (Alp ise Hindistan’da üretiliyor).

Carlson, rakiplere saldırarak Alp’i “gerçek bir erkek” ya da “havalı bir kız” için alternatif olarak konumlandırıyor. “Herkesin çok fazla içen bir kız arkadaşı olmuştur ve eğer bir etkinlikteyseniz bu bir Taylor Swift şovu, Dixie Chicks konseri veya bir drag queen hikaye saati olabilir. Ve o bir nikotin poşeti istiyorsa bence Zyn onun için iyi bir seçimdir” dedikten sonra sandalyesinde arkasına yaslanarak sözlerini şöyle sürdürüyor: “Ama Alp bunun için değil. Her gün nikotin poşeti kullanan ve bundan utanmayan insanlar için.”

Tüm bunlar Carlson’ın hayran kitlesi için kedi nanesi gibi—ki bu kitle tesadüfi olmayan bir şekilde daha çok MAGA eğilimli erkeklerden oluşuyor, bunlar da nikotin poşetlerine ilgi duyması daha muhtemel olan bir kesim. (“Trump nikotin poşetlerinden nefret etmiyor” diyor Carlson, “Kamala Harris nefret ediyor, partisi de nefret ediyor ve yasal düzenlemeyle bu poşetlerin varlığını ortadan kaldırmaya çalıştıklarını söylediler.”) Ürünü kitleyle buluşturan bu Venn şeması, partizan medya kuruluşlarının neden işe yaradığını açıklarken kimse Rudy Coffee’den bir halka arz beklememeli. Ve her başarılı işletme için temel bir özelliğe işaret ediyor: otantiklik. “Trump’la ayrı düştüğüm bir nokta var, desteklemediğim bir ürünü asla satmam” diyor Carlson, “Trump eskiden Trump Votka satardı. Trump içki içmiyor ki. Kullanmadığınız bir ürünü nasıl satabilirsiniz? Ben bunu yapmazdım.”

Carlson ayrıca Alp ile MAGA döneminin muhafazakar markaları arasındaki bağlantıya da karşı çıkıyor. Solcu parasının da aynı yeşillikte olduğunu biliyor ve bunun kısa yoldan zengin olmak için bir plan olmadığını söylüyor. “Önce nikotin poşetleri, sonra da Giza sarma kağıdı satacak değilim” diyor, “Kullandığım poşetten hiç memnun değildim. Daha iyi bir tane buldum. Bu tamamen içten gelen bir şey. Bu şirket yarın iflas etse kendim için özel olarak Alp’i yaptırmaya devam ederdim, başkası kullanmasa da ben kullanırdım.”

Carlson için Alp, kurumsal Amerika’da nefret ettiği her şeyi reddetmek anlamına geliyor. “Benim kültürüm nedir? Büyüdüğüm ülkedir” diyor ve ateşi körüklemek için bir ağıt daha yakıyor: “Neden bir adamı küçük kusurları yüzünden rahatsız ediyorsunuz? Onu rahat bırakın.”

Ve bunun ardından Carlson, tuvalet ihtiyacını gidermek için ahırından ayrılıyor. İçeride bir banyo var ama ormanın özgürlüğünü tercih ettiğini söylüyor. “Sanırım içeride hiç işemedim” diyor, “Bir kez bile.” 


Sayfa Sonu

Yüklenecek başka sayfa yok