;
Arama

Forbes Türkiye’nin yeni sahibi kim olabilir?


Tam 21 yıl! Bu topraklarda Forbes’un geçmişi bu kadar. 2005’te başladı, 15 yıl yayınlandı, bir ara Türkiye’yi terk etti, beş yıl sessiz kaldı. Nihayet Haziran 2024’te geri döndü. 15 yıl genel yayın yönetmenliğini yaptığım Forbes’da bu kez ‘yayıncı’ -yani hem içerik hem de gelir - giderden sorumlu ortak olarak yer aldım. Ve bu dönüş, bir inanç kararıydı. Bu markanın Türkiye’de var olması gerektiğine inandım. Hâlâ içtenlikle inanıyorum.

Şimdi yeni bir eşik var önümüzde. Forbes dostlarımızı doğrudan bilgilendirmek istiyorum. Forbes Türkiye’nin içinde bulunduğu holding yapısı, Mart 2026’da TMSF yönetimine geçti. Forbes Türkiye de bu yapının bir parçası olduğundan süreçten etkilendi. Bunu okuyucularımızdan saklamak ne doğru olur ne de Forbes’un karakterine yakışır. Gerçeği söylemek bu markanın 107 yıllık refleksidir.

Bir markanın ortaklık yapısı değişebilir. Değişmeyen şey o markanın omurgasıdır. Forbes yalnızca bir medya markası değil; iş dünyasının en seçkin isimlerini, en üst düzey karar alıcıları, girişimcileri ve yatırımcıları bir araya getiren güçlü bir platform. Türkiye’nin en büyük şirketlerinin CEO’ları, yönetim kurulu üyeleri, en hızlı büyüyen girişimlerin kurucuları, en etkili yatırımcıları, iş liderleri bu çatı altında buluşuyor.

Listeler, ödüller, etkinlikler ve içerikler aracılığıyla kurulan bu topluluk rastlantıyla oluşmaz -yıllar içinde inşa edilir, güvenle beslenir, standartla korunur. Forbes içeriklerinin, listelerinin, ödüllerinin, etkinliklerinin, eğitimlerinin gücü de tam buradan geliyor. İçerikler, listeler, ödüller parayla oluşturulmuyor. Hiçbir reklam bütçesi, hiçbir ilişki, hiçbir baskı bir ismi Forbes listesine taşıyamaz örneğin. Objektif kriterler, şeffaf metodoloji, küresel standart, titiz bir gazetecilik bakışı... İşte bu yüzden bir Forbes listesinde, haberinde, kapağında yer almak iş dünyasında gerçek bir anlam taşıyor. İşte bu yüzden bir Forbes etkinliğinde sahneye çıkmak, bir Forbes röportajında yer almak yalnız prestij değil referans sayılıyor. 

Güven, bu markanın en kıymetli varlığı. Ve bu güven bugün her zamankinden daha değerli. Çünkü medya ciddi bir erozyon döneminden geçiyor. Güvenilirlik aşınıyor, sınırlar bulanıklaşıyor, bağımsızlık sorgulanıyor. Dijital çağın getirdiği hız ve gürültü içinde neye, kime inanacağını bilmek, okuyucu/izleyici olarak algoritmalar üzerinden maniple edilmekten kurtulmak giderek zorlaşıyor. Böyle bir ortamda 107 yıllık birikimi, küresel denetimi ve uluslararası standartlarıyla korunan bir yapı; Türk medyasına yalnızca bir yayın organı olarak değil, bir kalite referansı olarak da katkı sunuyor.

Forbes Türkiye’nin varlığı bu yüzden sadece bir iş konusu değil bir medya ekosistemi meselesi. Hal bu olunca da emin olduğum, her iş insanının Forbes lisansını taşıyamayacağı gerçeği. Bu bir güç değil, karakter ve omurga meselesi. Forbes’un omurgası dürüstlük, şeffaflık ve okuyucusuna/izleyicisine karşı sorumluluktur. Bu omurgayı taşıyacak kişinin kendi iş hayatında da benzer bir çizgiden geçmiş olması gerekiyor. Kendi markasını şişirmemiş, arkasında duramayacağı bir balon yaratmamış, müşterisinin ve iş ortağının iyiliğini kendi çıkarının önünde tutabilen biri. Kendi işinde de aynı ilkeyle, aynı ahlaklı duruşla hareket eden biri.

Çünkü Forbes lisansını taşımak bir ayrıcalık olduğu kadar ciddi sorumluluktur da. Bu sorumlulukla gurur duyan, bu omurgayı rahatsızlık değil güç kaynağı olarak gören biri ancak bu markanın arkasında durabilir. Bunun ötesinde Forbes’un ne olduğunu gerçekten anlayan, editoryal bağımsızlığa içtenlikle inanan, dijital dönüşümü yönetebilecek bir irade arıyoruz. Medya geçmişi şart değil. Dünyayı iyi okuyan, kendine güvenen, sağlam omurgalı biri yeterli.

Peki, şart mı Forbes’un Türkiye’de yayıncılığa devam etmesi? Elbet değil, aranan doğru kan bulunmazsa Forbes’a hiçbir şey olmaz. Küresel bir medya gücü olarak varlığına sorunsuz devam eder. Ama biz kaybederiz çünkü Türkiye iş dünyası ve ekonomisi, böyle bir markaya her zamankinden çok ihtiyaç duyduğu bir dönemde.

Dünyanın içinden geçtiği bu yüksek belirsizlik ortamında; güvenilir, omurgalı, yüzyılı aşkın deneyimiyle ayakta duran bir platformun varlığı hem okuyucu hem iş dünyası hem de Türkiye ekonomisi için değerli. Ben buna inanıyorum. Bu yüzden hâlâ çabalıyor ve kalbimi, emeğimi, umudumu iyi bir gelecekten yana tutuyorum.


Sayfa Sonu

Yüklenecek başka sayfa yok