Arama

Fed Neden Yanlış Yapıyor?

İçinde bulunduğumuz sıkıntılı dönemin en büyük gizemlerinden biri de Federal Reserve (ABD Merkez Bankası - Fed)… Böylesine güçlü bir kurum, nasıl olur da maruz kalması gereken teftişlerden genellikle kaçabilir? Ayrıca Fed’in ekonomik modeli son derece kusurlu. Enflasyonla mücadele etmenin yolunun ekonomik faaliyeti yavaşlatmak ve hatta bastırmak olduğunu varsayıyor. Parasal enflasyonun gerçek nedeni, genellikle çok fazla dolar yaratarak doların değerini zayıflatmaktır. Fed hiçbir zaman doların bütünlüğünü savunmuyor.

01 Temmuz 2024, 00:00 Güncelleme: 19 Aralık 2024, 11:17

Fed, parasal olmayan enflasyondan sorumlu tutulamaz. Ancak Fed’in bu konudaki varsayımı hiçbir zaman ciddi bir şekilde sorgulanmıyor. Fed’in bir diğer hatası da faiz oranlarını manipüle etmenin, ekonomik faaliyeti yönlendirmenin en iyi yolu olduğuna inanmasıdır. Fed, 1970’lerde faiz oranlarının keskin bir şekilde yükseldiğini ve enflasyonun da buna bağlı olarak tırmandığını göz ardı ediyor. Enflasyon için en iyi tedavi, altın standartına geri dönmektir ki bu çoğu insanın düşündüğünden daha erken olabilir.

Altın Standardı Geri Dönecek

İnanması güç ama dünya altına dayalı bir para sistemine doğru hızla kayıyor. Bu, altının tarihsel standartının yetkililer tarafından neredeyse evrensel olarak hor görülmesine rağmen gerçekleşiyor.

Bilgisizliğe dayalı sayısız efsanenin aksine ‘sistem’ işe yaradı. ABD, 1970’lerin başına kadar 180 yıl boyunca altına dayalı bir sistem uyguladı. Doların değeri sarı metale bağlıyken hiçbir zaman enflasyon yaşamadık. ABD, tarihindeki en büyük, uzun vadeli ekonomik büyümeyi de bu dönemde yaşadı.

Doların altınla olan bağı koptuğundan beri ortalama tarihi büyüme oranlarımız, yaklaşık üçte bir oranında düştü. Eğer 180 yıllık geleneksel büyüme modelimiz korunmuş olsaydı, ortalama hane halkı geliri bugün olandan en az 40 bin dolar daha yüksek olurdu.

Değişimin başladığına dair işaretler var.

Son yıllarda merkez bankaları rekor düzeyde altın alıyor. Çin, Hindistan, Rusya ve Polonya gibi bazı ülkeler, artık alıcılar arasında yer alıyor. Bu ülkeler, doların uzun vadeli değerine ilişkin artan şüphelere tepki gösteriyor. Bu da ABD’nin algısal düşüşünün bir belirtisi... Bir başka işaret de itibarı güçlü para birimleri karşısında yüksek teknoloji ürünü bir yardım çığlığı olan kripto para birimlerinin popülaritesi. Temel sorun, başta Bitcoin olmak üzere çoğu kripto para yaratıcısının ticari işlemlerde, özellikle de uzun vadeli sözleşmelerde kullanılacaksa bir para biriminin değerinin istikrarlı olması gerektiğini anlamamasıdır.

Altına bağlı bir avuç kripto para var. Ancak bunlar henüz yaygın olarak kullanılacak güvenilirliğe ulaşmadı ya da piyasadaki itimat mekanizmalarını ikna edici ölçüde oluşturamadı. Bununla birlikte hükümetler para politikalarında bocaladıkça bu durum değişecektir.

Hem kamu hem de özel sektörün borç yaratma çılgınlığı, kaçınılmaz olarak kolayca söndürülemeyecek krizleri ateşleyecektir. Bugün dünyadaki toplam borç 300 trilyon dolardan fazla ve küresel Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’nın (GSYH) üç katı gibi bir büyüklüğe sahip.

Tabii ki burada BRICS olarak adlandırılan, -başlangıçta Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin’den oluşan, bir yıl sonra Güney Afrika’yı da içine alan ve şu anda birçok başka ülkeyi de kapsayan- oluşumun faaliyetlerini de dikkate almak gerekiyor. Kaldı ki petrol devi Suudi Arabistan da bu birliğe katılmayı düşünüyor. Şimdiye kadar parasal entrikaları pek bir şey ifade etmiyordu ama bu durum değişmeye başlıyor.

Öte yandan Hindistan, geçen yıl altına dayalı devlet tahvillerini denemeye başladı. Hiperenflasyon konusunda rekoru elinde bulundurması gereken Zimbabve, kısa bir süre önce altına sabitlenmiş yeni bir para biriminin piyasaya sürüldüğünü duyurdu. Yine de mevcut hükümetin, böylesi bir düzenlemeyi hayata geçirecek disipline sahip olduğu konusunda derin şüpheler var. Ancak bu hamle, hepimiz için gelecek şeylerin bir işareti.


Sayfa Sonu

Yüklenecek başka sayfa yok