Arama

Bizim Çinimiz ve Çin’in Çin’i

Çin’in düşük maliyetli ihracatı ve dev üretim fazlası, yalnızca ticaret dengesini değil küresel ekonomik güç merkezini de yeniden şekillendiriyor.

Şant Manukyan “İş Yatırım Menkul Değerler Genel Müdür Yardımcısı"
02 Temmuz 2026, 08:00

Geçtiğimiz günlerde Adam Tooze’un yazdığı “Çin’in solar panel fazlasını harcamak çılgınlık olur” başlıklı makalede Tooze genelde ekonomistlerin kullandığı bir argümanı kullanmış: Çin madem olması gerekenden daha ucuza satıyor, neden mallarını almayalım ki? Çünkü geniş kitlelerin boyalı, karşılıksız para olarak gördükleri dolar (veya bir başka para birimi) aslında bir alacak, hak talebi. Ve Çin geçen yıl bunlardan 1.2 trilyon adedine sahip oldu. Bu Çin’in ABD tarlalarını, fabrikalarını, otellerini alması veya bugün savunma harcamalarından daha yüksek seviyeye ulaştığı için eleştirilen faiz ödemelerini talep etmesi anlamına geliyor. ABD’li veya Türk bir panel üreticisinin rekabete dayanamayarak iflas etmesi ve istihdam kayıpları yaşanması anlamına da geliyor. Bu kayıplar yeterince büyük olduğundan para politikası dahil olmak üzere her şeyi etkiler hale geliyor.

Okumalarım sırasında Başkan Jinping’in şu sözlerine denk geldim “Sosyal sistemimiz, ideolojimiz ve diğer birçok açıdan Batı ülkelerinden tamamen farklıyız. Bu durum, Batı ülkeleriyle olan mücadelemizin ve rekabetimizin uzlaşmaz, dolayısıyla kaçınılmaz olarak uzun vadeli, karmaşık ve bazen de çok şiddetli olmasını belirler.” Bu sözler Çin’in neden Batı için “tehdit” olduğunu açıklıyor. Tehdit çünkü İngiltere veya Almanya veya ABD veya Japonya gibi “Batı” modeli içinde sadece farklı bir isim değil. Farklı bir model ve Batı bu tip bir rekabeti yüzyıllardır görmemişti. Dünya Bankası’nın eski başekonomisti Justin Yifu Lin bir konuşmasında ana akım ekonomide “yapısal devrimden” bahsediyor ve şunları söylüyordu:  


Sayfa Sonu

Yüklenecek başka sayfa yok