Arama

Altın ve gümüş gerçekleri

Enflasyona göre düzeltilmiş spot altın fiyatının 1980 yılında gördüğü zirveyi aşması üzerine gözler bir kez daha altına çevrildi.

Şant Manukyan “İş Yatırım Menkul Değerler Genel Müdür Yardımcısı"
02 Ekim 2025, 08:02

Teknoloji hisselerinin zirve yaptığı, S&P ve Russell endekslerinin her gün yeni rekorlar kaydettiği, Bitcoin’den Uranyum fonlarına kadar pek çok varlık sınıfına para girişleri olan bir ortamda değerli metallerin geride kalması düşünülemezdi. Ancak kendimizi çok genel geçer yorumlara kaptırmadan önce gerek altında, gerekse gümüşte ana dinamikleri iyi anlamamız gerektiğini düşünüyorum. 

Altın yükselişinde en çarpıcı detaylardan bir tanesi reel faizlerle olan bağın kopması. Normal koşullar altında reel faizlerin yükseldiği bir ortamda altın fiyatları geriler ve geçtiğimiz on yıllarda bu ilişki çok kısa aralıklar hariç çalışmıştır. Ancak Batı’nın Ukrayna savaşı ile beraber Rus rezervlerine el koyması ile bu ilişkinin koptuğunu görüyoruz. Çin gibi büyük oranda ABD tahvili tutan ülkelerin benzer bir sonla karşılaşmamak için tahvil stoklarını azaltırken altın rezervlerini artırması söz konusu. Öyle ki altın global FX rezervlerinde euro’yu aşarak ikinci sırayı almış durumda. Bir zamanlar çok popüler bir söylem olan Fed bilançosu büyüdüğü için yatırımcıların altın aldığı tezinin de boşa çıktığını altın fiyatının, bilanço 3 trilyon dolar daralmış olmasına rağmen arttığını görüyoruz. Faizler yükseliyor, bilanço daralıyor ancak altın yükseliyor. İlk neden jeopolitik, bunu gördük. 

Peki başka nedenler de var mı? Başkan Trump’ın Fed yönetim kurulu üyelerini görevden alma ve kendi fikirlerine paralel hareket edecek üyeleri yerleştirme stratejisi de altına yönelimi artırıyor. Pratikte pek görmesek de hukuken Fed yönetim kurulu üyeleri bölgesel Fed başkanlarına seçilen kişileri veto edebilir. Yani Trump yönetim kurulunda çoğunluğu elde edebilirse FOMC’nin diğer üyelerini de belirleme şansına sahip olacak. Çin ile verilen mücadele bir ölüm kalım savaşı olduğu için Trump’ın genel stratejiyi destekleyecek bir Fed istemesi son derece anlaşılır bir durum. Ancak piyasanın da aşırı siyasi hareket etme riski bulunan bir Fed’e karşı sigorta araması anlaşılır. Dahası sadece Fed değil pek çok önemli veriyi açıklayan BLS’nin başkanının da görevden alınması genel bir kurumların yıpratılması algısı yaratıyor. Düşünülenin aksine altın fiyatları henüz 1970/1980 tarzı enflasyon fiyatlamasına geçmiş değil. 

Öte yandan gümüş 1980 zirvesi olan, enflasyona göre düzeltilmiş, 65 doların çok daha altında, 13,54 dolarda işlem görüyor. Gümüş o dönemde ekonomik gelişmelere ek olarak Hunt biraderlerin manipülasyonuna da uğramıştı. Dahası gümüşün altın ile olan oranına baktığımızda 85 gibi çok yüksek bir seviye söz konusu. Bu nedenle yatırımcılar gümüşte çok uzun bir süredir patlayıcı bir ralli beklentisi içinde. Ve bu ralli gerçekleşmeyince de doğa üstü olaylardan yani XYZ kurumunun fiyatları manipüle etmesinden veya short pozisyon açmasından bahsediliyor. Ancak gerçek elbette çok daha farklı.

Öncelikle Bretton Woods sonrası dönemde altın finansal sistem içindeki eskisine oranla merkezi rolünü kaybetmiş olsa da temel özelliklerini korudu. Gümüş ise tamamen kaybetti. Dolayısıyla bugün merkez bankaları hâlâ rezervlerine altın alırken veya daha uç noktalarda altın sistemine dönüş, altın ile ticaret gibi kavramlar hala konuşulurken gümüş konunun dışında kalıyor. 1792’de ABD altın gümüş oranını yüzde 15 olarak belirlemişti. Roma İmparatorluğu’nda ise 8’e kadar düştüğünü görüyoruz. Ancak varsayılan bu oranlar her iki metalin de para olarak kabul edildiği dönemlere ait. Bugün ise önceki satırlarda yazdığım ayrışma söz konusu. 

Bir diğer nokta da gümüşün endüstriyel bir metal olması. Yüksek gümüş fiyatları için öne sürülen dinamiklerden biri de solar panel veya akıllı füze üretiminin ortaya çıkardığı taleptir. Bu kısmen doğru bir tez olsa da talep fiyata duyarlı ve yüksek gümüş fiyatları talebin kaymasına neden olduğu gibi verimliliğin artırılarak daha az miktarlarda gümüş kullanımını da tetikliyor. Talep kadar arz da önemli bir dinamik. Gümüşün yüzde 70’ine yakın bir kısmı doğrudan maden olarak çıkartılmıyor. Bakır, altın, kurşun gibi metallerin üretimi sırasında açığa çıkıyor. Bu nedenle gümüş fiyatları arttığında daha fazla gümüş üretimi veya aksi söz konusu değil. Şayet dünyada bakır talebi artıyorsa bakır üretimi ve dolaylı olarak gümüş üretimi de artıyor. Bu artış gümüş fiyatlarını baskıladığında favori X fenomeniniz YZW Bankasının şeytani manipülasyonu konusunda sizleri uyarıyor. Oysa basit birer arz talep dinamiği devrede.

Peki gümüş fiyatları gerçekten artacak mı? Evet 45 doların aşılması ve S&P’nin yükselişine devam etmesi ile beraber çok daha yüksek gümüş fiyatları göreceğiz. Ve altına oranla daha dar bir piyasa olması nedeniyle hareket çok daha sert olabilir. Ancak gerek altın gerekse gümüşün aslında dolar likiditesine erişim için elde tutulduğunu da unutmayın. 


Sayfa Sonu

Yüklenecek başka sayfa yok