Arama

Yapay zeka yatırımlarında donanımdan önce iş yükü planlanmalı

HPE Türkiye Genel Müdürü Yasemin Doğrul, şirketlerin yapay zeka altyapısı kurarken önceliği donanıma değil iş yüküne vermesi gerektiğini belirterek, asıl rekabet avantajının modellerin kurum kültürüyle harmanlanmasından doğacağını vurguladı.

09 Ekim 2026, 10:38

Teknoloji dünyasında üst yönetimin ajandasını giderek daha fazla yapay zeka altyapıları meşgul ediyor. Şirketler yönetim kurullarında verimli bir teknoloji altyapısının nasıl kurulacağına odaklanıyor.

HPE Türkiye Genel Müdürü Yasemin Doğrul, bu dönüşümde işin sırrının donanımla değil iş yüküyle başlamak olduğunu söyledi. Forbes Türkiye'nin sorularını yanıtlayan Doğrul, modeli eğitmek, ince ayarlarla özelleştirmek ve şirket verilerine bağlamanın altyapı üzerinde farklı gereksinimler doğurduğunu belirtti. Doğrul, "Çoğu şirket için asıl rekabet avantajı kaynağı, yalnızca yapay zeka modelinin kendisi olmayacak. Bu avantaj, uygulanacak modelin şirketin kendi verileri, süreçleri, sektör bilgisi ve müşteri anlayışıyla birleştirilmesinden doğacak." dedi.

Doğru denge maliyetleri düşürüyor

Yasemin Doğrulİşlem gücü, depolama ve ağ kapasitesi arasında doğru dengenin kurulması da büyük önem taşıyor. Gerçek iş yükü anlaşılmadan devasa bir işlem ortamına yatırım yapmanın gereksiz maliyetlere yol açabileceğini ifade eden Doğrul, bunun düşük kaynak kullanımıyla sonuçlanabileceğini aktardı.

Yapay zeka kullanımına başlamak için en doğru noktanın her gün zaman kaybettiren süreçler olduğuna işaret eden Doğrul, Türkiye için üretim ve lojistiğin altını çizdi. Bu sektörlerde yapay zekanın kalite kontrol, talep tahmini, kestirimci bakım ve tedarik zinciri optimizasyonu konularında destek sunabileceğini dile getirdi.

En değerli yapay zeka uygulamalarının sessizce işleyişteki engelleri kaldıran ve ölçülebilir sonuçlar sağlayan sistemler olduğunu söyleyen Doğrul, Türkiye'de finansal hizmetler ve telekomünikasyon sektörlerinde dönüşümün daha keskin olacağı değerlendirmesini yaptı.

Bankaların halihazırda büyük hacimli verilerle ve dijitalleşmiş süreçlerle çalıştığına dikkat çeken Doğrul, "Yapay zeka dolandırıcılık tespiti, risk analizi, müşteri hizmetleri, uyumluluk, kişiselleştirme ve operasyonel otomasyon konularında destek sağlayabilir." ifadesini kullandı. Telekomünikasyonda ise ağ performansının optimize edilmesi ve müşteri deneyiminin iyileştirilmesi gibi alanların öne çıkacağını sözlerine ekledi.

Türkiye'nin yapay zeka fırsatı

Türkiye'nin 2026-2030 Yapay Zeka Eylem Planı, yapay zeka fabrikaları, veri merkezleri ve yönetişim gibi konulara odaklanıyor. Türkiye'nin münferit uygulamalardan daha fazlasını gerektiren zorluklarla karşı karşıya olduğunu vurgulayan Doğrul, bu noktada süper bilgisayarlar ve yapay zeka fabrikaları için önemli bir rol öngördü.

Kurumların hedeflerini güvenli ve ölçeklenebilir çözümlere dönüştürmeyi hedeflediklerini belirten Doğrul, hassas veriler üzerinde kontrol isteyenler için HPE Private Cloud AI platformunu sunduklarını kaydetti. Kamu ve savunma sanayisi gibi büyük gereksinimleri olan müşterilere ise "AI Factory" veya süper bilgisayar yaklaşımlarını önerdiklerini anlattı.

Kurumların hibrit BT altyapılarını modernize etmelerine de destek verdiklerini söyleyen Doğrul, Türkiye'de özellikle HPE VM Essentials çözümüne yönelik bir ilgi gözlemlediklerini aktardı. Doğrul, bu ilginin yönetimin basitleştirilmesi ve öngörülebilir maliyet gibi pratik ihtiyaçlardan kaynaklandığını belirtti.

Türkiye pazarının kendileri için stratejik bir konumda olduğunu dile getiren Doğrul, şirketlerin modernleşirken maliyet ve esnekliğe de büyük önem verdiğini söyledi. Doğrul, "Türkiye küresel teknolojileri yerel veriler, mühendislik uzmanlığı, endüstriyel bilgi birikimi ve operasyonel kontrolle harmanlayarak değer yaratabilir." dedi.

Buluta taşınırken dikkat edilmesi gerekenler

Yapay zeka dönüşümünde kamu bulutu, özel bulut ve yerel altyapı arasındaki dengenin doğru belirlenmesi hayati önem taşıyor. Şirketlerin veri hassasiyeti, yasal düzenlemeler ve toplam maliyet gibi unsurları göz önünde bulundurması gerektiğini vurgulayan Doğrul, uygulamanın gelecekte başka ortama taşınabilirliğinin de kritik bir kriter olduğunu belirtti.

Genel bulutun denemeler yapmak ve hızla değişen talepleri karşılamak için cazip olduğunu ifade eden Doğrul, istikrarlı iş yüklerinde özel bulut veya kurum içi ortamların daha iyi kontrol sağladığını dile getirdi.

Yapay zekanın bu kararların önemini daha da artırdığına işaret eden Doğrul, "Bir şirket, hızlı hareket etmek istediği için başlangıçta bir uygulamayı genel bulutta geliştirebilir. Ancak uygulama üretim aşamasına geçtiğinde çıkarım hacmi, verilerin hassasiyeti veya işletme maliyetleri, iş yükünün bir kısmının veya tamamının özel bir ortama taşınmasını gerektirebiliyor." değerlendirmesinde bulundu.

 

 


Sayfa Sonu

Yüklenecek başka sayfa yok