SpaceX’in 2026’da planladığı ve 30 milyar doları aşması beklenen ilk halka arzı, Elon Musk’ın en son büyük vizyonu için sermaye toplamaya dayanıyor: Uzaya devasa bir veri merkezi ağı yerleştirmek. Bu kulağa bilim kurgudan çıkmış bir plan gibi geliyor ancak Dünya yörüngesinde dönen veri merkezlerinin yapay zeka için karmaşık hesaplamalar yaptığı bir gelecek hayal eden yalnızca Musk değil. Rakip uzay milyarderi ve Blue Origin'in kurucusu Jeff Bezos, son aylarda bu teknolojinin geliştirilmesi hakkında sık sık konuştu. Google’ın eski CEO’su Eric Schmidt ise, şirketi veri merkezlerini fırlatmak için kullanmayı amaçladığı izlenimini veren bir hamleyle, roket girişimi Relativity Space’i satın aldı.
Yapay zeka sektörü büyüdükçe ve geliştiriciler giderek daha fazla veri gerektiren daha sofistike sistemlerin peşine düştükçe, uzay veri merkezleri için bazı cazip özellikler sunuyor. Geniş bir uydu ağını işletmek için bolca alan var ve bazı yörüngelerde bu uzay araçları güneşe neredeyse sürekli erişime sahip olabilir. Bu da Dünya’daki arazi ve enerji kısıtlarını aşmaya yardımcı olabilir. Ancak bu fikir ciddi mühendislik zorluklarını beraberinde getiriyor ve teknoloji sektörü uzay tabanlı veri merkezlerini ekonomik olarak uygulanabilir hale getirmekten hala çok uzak. Peki daha fazla milyarder veri merkezlerini uzaya koymayı düşünürken, bu gerçekten mantıklı mı?
Veri merkezleri neden Dünya’dan taşınsın?
Musk, Bezos, Schmidt ve diğerleri için veri merkezlerini uzaya taşımak birkaç temel avantaj sunabilir. Şirket kayıtlarını saklayan, Netflix dizilerini yayınlayan ve iPhone’unuzu yedekleyen veri merkezleri dünyanın dört bir yanında hızla çoğalıyor. Bunun bir nedeni, giderek daha büyük ve daha fazla enerji tüketen tesislerle beslenen yapay zeka patlaması. Bu binalar, yapay zeka modellerini eğitmek ve biri ChatGPT’ye ya da Google’ın Gemini’sine bir soru yönelttiğinde yanıt üretmek gibi yoğun hesaplama gerektiren işleri yapan sunucuları barındırıyor.
International Data Corporation’da araştırma başkan yardımcısı olan Dave McCarthy, “Geleneksel bir veri merkeziyle karşılaştırıldığında, bir yapay zeka veri merkezinin enerji ihtiyacı on kat, hatta yüz kata kadar daha fazla olabilir” diyor. BloombergNEF’e göre 2026 ile 2033 yılları arasında ABD’deki veri merkezlerinin tükettiği elektrik miktarı, büyük ölçüde yapay zekanın enerji talebi nedeniyle iki katına çıkacak. Bu durum, elektrik şebekesi ve bu tesislerin yakınında yaşayan tüketicilerin ödediği enerji maliyetleri açısından önemli sonuçlar doğuruyor. Bir çözüm, bazı şirketlerin önerdiği gibi tekil “hiper ölçekli” veri merkezlerine hizmet verecek tamamen yeni enerji santralleri inşa etmek. Bir diğeri ise uzay.
Uzaydaki veri merkezleri, enerji şebekesine bağımlı olmak yerine tamamen güneş enerjisine dayanabilir. Uzayda, Dünya etrafındaki bazı güneş eşzamanlı yörüngeler, günün 24 saati güneş ışığına erişim sağlayabilir ve bu da sürekli güneş enerjisi kullanımına olanak tanıyabilir. Dünya’da bu devasa bilgisayar kümelerini inşa edecek yeterli arazi bulmak zor olabilirken, uzayda şirketlerin yüzlerce hatta binlerce veri merkezi uydusunu işletmesi için potansiyel olarak çok daha fazla alan bulunuyor.
Veri merkezlerini uzaya koymanın en büyük zorlukları neler?
Musk, SpaceX’in Starship uzay aracının toplamda 100 gigawatt’a kadar kapasiteye sahip bir veri merkezi uydu ağı fırlatmasını önerdi. Nvidia destekli Seattle merkezli girişim Starcloud ise tek bir 5 gigawatt’lık yörüngesel veri merkezi inşa etmeyi hedefliyor. Bu ölçekte bir sistemi beslemek için gereken güneş panellerinin devasa olması gerekiyor. Nvidia’ya göre Starcloud’un merkezi, genişliği ve uzunluğu akıl almaz şekilde 4 kilometre olan güneş panellerine ihtiyaç duyacak. Dünyadaki en büyük veri merkezleri bile henüz bu ölçekte değil. OpenAI’ın Project Stargate kapsamında Texas, Abilene’de planlanan kampüsü, 1,2 gigawatt kapasiteyi desteklemek için 372 bin metrekare büyüklüğünde olacak.
Bu kadar büyük panelleri hem mevcut roketlerle fırlatmak hem de yörüngede bakımını yapmak zor olacak: Uzayda kontrol edilmeleri güç olacak ve uzay enkazıyla gerçekleşebilecek yıkıcı çarpışmalara karşı özellikle savunmasız olacaklar. Uyduların kendileri de uzay ortamına dayanıklı hale getirilmek için ek teknolojilere ihtiyaç duyacak. Güneşimizden ve uzak yıldızlardan yayılan yüksek enerjili parçacıklar olan kozmik ışınlar, yeterince korunmayan uzay aracı elektroniklerini bozabiliyor.
Bu uyduların bir başka devasa bileşene daha ihtiyacı olacak: Radyatörler. Dünya’daki veri merkezleri, bilgisayarların aşırı ısınmasını önlemek için soğuk hava ya da suya dayanan çeşitli soğutma teknolojileriyle donatılmıştır. Uzay ise bir vakumdur; bu nedenle bir uzay aracını soğutmanın tek yolu, ısıyı kızılötesi radyasyon şeklinde uzaya atan bir radyatör kullanmaktır. Ancak bu ısının nereye atılabileceği konusunda sınırlamalar vardır.
Penn State Üniversitesi’nde astronomi ve astrofizik profesörü olan Jason Wright, “Yukarı doğru, uzaya doğru soğutmanız gerekir, çünkü Dünya’nın kendisi sıcaktır. Dünya’dan yeterince uzaklaşırsanız, Güneş’in ters yönüne bakıp soğuyabilirsiniz. Ancak alçak Dünya yörüngesindeyseniz, Dünya gökyüzünüzün yarısını kaplar" dedi. Bu da alçak Dünya yörüngesindeki uyduların, radyatörlerini hem Dünya’dan hem de genellikle farklı yönlerde bulunan Güneş’ten uzağa doğru çevirmesi gerektiği anlamına geliyor. Uzay aracı yaklaşık her 90 dakikada bir gezegenin etrafında dönerken, radyatörlerin doğru konumda kalabilmesi için sürekli hareket etmesi gerekir; bu da sistemi daha karmaşık ve inşa edilmesi daha zor hale getirir.
Dünya’ya yakın uzayda halihazırda bir yoğunluk söz konusu ve bu durum teknoloji sektöründe, bu tür veri merkezlerini gezegenden çok daha uzak yörüngelerde işletme fikrinin değerlendirilmesine yol açtı. Bu ise operasyonel zorluklar doğurur ve verilerin Dünya’ya geri iletilmesini bir miktar yavaşlatır. Yörüngedeki uydular bir sinyal gecikmesi yaşar. Alçak Dünya yörüngesindeki uydularda bu gecikme, yer tabanlı ağlardaki tipik gecikmeye benzerken, veri merkezlerinin bulunması muhtemel yüksek yörüngelerde gecikme üç saniyeye kadar çıkabilir.
Ayrıca bir uzay aracında bir şey bozulursa, onarım seçenekleri son derece sınırlıdır. Metzger, bu nedenle uyduların modüler şekilde inşa edilmesi gerektiğini; böylece gelecekte robotik uyduların arızalı veri merkezleriyle buluşup hatalı parçaları daha kolay değiştirebileceğini öne sürdü. SpaceX, kısmen yeniden kullanılabilir Falcon 9 roketiyle fırlatma maliyetlerini zaten düşürdü. Ancak veri merkezi uydularını yeterince düşük maliyetle fırlatabilmek, büyük olasılıkla şirketin tamamen yeniden kullanılabilir olacak ve büyük miktarda yükü yörüngeye taşıma maliyetini azaltması hedeflenen dev Starship roketinin başarılı şekilde geliştirilmesine bağlı. Ne var ki Starship’in geliştirme süreci şimdiye kadar sancılı geçti. Program, 2025’te testler sırasında çok sayıda planlanmamış patlama yaşadı. SpaceX, Starship’in uydu konuşlandırma yeteneğini gösterdi ancak araç henüz tam bir yörünge görevini gerçekleştirmedi ve tam yeniden kullanılabilirlik hayali hala yıllar uzakta olabilir.
Uzay planınıdaki kilit oyuncular kimler?
Musk, Bezos ve Schmidt’e ek olarak, uzay veri merkezleri için planları olan başka isimler de var. Kasım ayında Google, yapay zeka hesaplamalarını uzaya taşımaya yönelik teknolojiler geliştirmeyi amaçlayan Project Suncatcher’ı duyurdu. Uydu şirketi Planet ile ortaklaşa çalışan Google, 2027’nin başlarına kadar iki prototip uydu fırlatmayı planlıyor.
Wall Street Journal’ın bir haberine göre OpenAI’ın kurucusu ve CEO’su Sam Altman, veri merkezlerini fırlatmak için SpaceX’e rakip bir şirket satın almayı değerlendirdi. Starcloud bu teknoloji üzerinde çalışan tek girişim değil: Axiom Space de bunlardan biri ve aynı zamanda Uluslararası Uzay İstasyonu’nun yerine geçecek bir yapı geliştiriyor. Çin de gelecekteki bir yapay zeka veri merkezi için kullanılabilecek teknolojileri test eden bir yapay zeka süper bilgisayarını uzaya konuşlandırdı.
SpaceX’in, Starlink adlı uydu tabanlı internet hizmeti sayesinde benzersiz bir avantajı var. Yörüngede 9 bin 300’den fazla uzay aracı bulunan şirket, devasa bir uydu ağını işletme konusunda yıllara dayanan bir deneyime sahip. Şirketin CEO’su Musk, SpaceX’in bu veri merkezlerini inşa etmek için Starlink teknolojisini yeniden kullanacağını söyledi.