Arama

SpaceX milyarderi Tom Mueller’in hedefi: Uzay taşımacılığı

Tom Mueller, Elon Musk’a uzayı kazandıran roket motorlarını inşa etti. Şimdi Mueller, kurduğu Impulse Space ile uzay taşımacılığı alanında lider olmayı hedefliyor. Impulse Space’in amacı yörüngeler arasında saatler içinde taşıma yaparak yeni uzay ekonomisinin öncülerinden biri olmak.

08 Haziran 2026, 10:04 Güncelleme: 08 Haziran 2026, 10:32
SpaceX milyarderi Tom Mueller’in hedefi: Uzay taşımacılığı
Fotoğraf: Ethan Pines/Forbes

Tom Mueller, dünyanın şimdiye kadar yaptığı şekilde büyümeye devam etmesi halinde tüm metallerin, tüm enerjilerin tükeneceğini düşünüyor. 65 yaşındaki Mueller, özellikle yapay zeka veri merkezlerinin enerji talebinden endişe duyuyor: “Yaklaşık 2045 yılına gelindiğinde, bugün dünyanın ürettiği toplam enerji yalnızca hesaplama işlemleri için gerekli olacak. Üstel büyüme, Dünya’daki kaynakları ezip geçebilir.”

SpaceX’ten sonraki aşama

Forbes’a konuşan milyarder mühendis, “Ay ve Dünya’ya yakın asteroitler milyarlarca ton metal, silikon, su ve buz içeriyor. Bu yüzden bunları kullanmaya başlamamız gerekiyor. Şu anda bunu yapmak biraz uçuk bir fikir gibi görünüyor çünkü henüz uzay ekonomisini inşa etmiş değiliz. Henüz o noktaya ulaşamadık” diyor. 

Bu düşünce, Mueller’in SpaceX’ten ayrıldıktan birkaç ay sonra, 2021’de kurduğu Redondo Beach merkezli girişim Impulse Space’in temelini oluşturuyor. SpaceX küresel fırlatma pazarına hükmettiği gibi Impulse da bir sonraki aşamaya sahip olmak istiyor: “uzay içi hareketlilik.” Yani roketler yüklerini yörüngeye bıraktıktan sonra uyduları, kargoları ve nihayetinde insanları taşımak.

Şirketin uzay araçları Dünya’dan fırlatılmak için değil, SpaceX gibi fırlatma sağlayıcılarının roketlerine binmek, ardından ayrılarak yükleri farklı yörüngeler arasında taşımak için tasarlanıyor. Mueller’in umuduna göre bir gün Ay’a, Mars’a ve daha ötesine de ulaşacaklar.

“Müşterilerimizin istediği şey hız”

Impulse’un satış argümanı yalnızca uzayda bir şeyleri taşıyabilmesi değil, bunu hızlı yapabilmesi. Mueller’in tamamen elektrikli Porsche’si gibi çoğu uydu da elektrikli itki sistemleriyle çalışıyor. Ancak otomobilinin aksine bu araçlar yavaş. Çoğu uydunun Dünya’nın yüzlerce kilometre üzerindeki alçak yörüngeden, 35 bin kilometre üzerindeki jeostasyoner yörüngeye ulaşması altı ila on iki ay sürüyor. Impulse, sıvı metan ve sıvı oksijenle çalışan kimyasal motorları sayesinde bu yolculuğu bir güne indireceğini söylüyor. Bu kozmik ölçekte gemileri uçaklarla değiştirmeye benziyor. Mueller, “Bizi diğer uzay araçlarından ayıran şey, fırlatıldığımızda kütlemizin yaklaşık yarısının yakıt olması. Bu yüzden hızlı hareket edebiliyoruz. Müşterilerimizin istediği şey de bu: hız” diyor. 

Mueller’in bu vizyonu, uzayın her zamankinden daha fazla sermaye çektiği bir döneme denk geliyor. Küresel uzay harcamalarının geçen yılki yaklaşık 600 milyar dolardan 2035 yılına kadar 1,8 trilyon dolara çıkması beklenirken, girişim sermayesi yatırımcıları geçen yıl uzay girişimlerine rekor düzeyde 55,3 milyar dolar yatırım yaptı. Bu hafta içinde SpaceX’in, 1,8 trilyon dolarlık bir değerleme hedefiyle tarihin en büyük halka arzlarından biri kapsamında 75 milyar dolar toplaması bekleniyor.

Şirketin değeri 4,3 milyar dolar 

Bunun yanında küçük kalan Impulse, şimdiye kadar 1 milyar doların üzerinde yatırım aldı ve bu ayın başlarında 4,3 milyar dolar değer biçildi. Mueller de SpaceX ve Impulse’taki hisseleri sayesinde bu yıl Forbes milyarderler listesine girdi ve servetinin yaklaşık 1,7 milyar dolar olduğu tahmin ediliyor.

Ancak Impulse yalnızca rakipleriyle yarışmıyor. Aynı zamanda pazarın kendisiyle de yarışıyor. Şirket uyduların, Ay görevlerinin ve askeri yüklerin yakında hızlı taşımacılığa ihtiyaç duyacağına; bunun da Mueller’in henüz şekillenmekte olan bir uzay ekonomisi için tasarladığı araçlara yatırdığı yüz milyonlarca doları haklı çıkaracağına bahis oynuyor. Uzay analisti Chris Quilty, “Bu pazarların nasıl görüneceğini kimse bilmiyor. Bunlar henüz var olmayan pazarlar” dedi. 

Idaho eyaletindeki Saint Maries adlı, Coeur d’Alene’nin yaklaşık bir saat güneyinde bulunan ve 2 bin 500 nüfuslu bir kereste kasabasında büyüyen Mueller, kuzenleriyle arazi motosikletleri sürerek ve oduncu olan babasından kereste sektörünü öğrenerek yetişti. Lisedeyken yerel markette kutu boşaltarak kazandığı parayı biriktirip ilk arabası olan 1977 model Triumph Spitfire’ı satın aldı ve motoruyla uğraştı. Bir lise matematik öğretmeninin teşvikiyle Idaho Üniversitesi’nde makine mühendisliği okudu.

1985’te Mueller, havacılık devi TRW’de itki ve enerji mühendisi olarak çalışmak üzere Los Angeles’a taşındı. ABD’nin eski başkanı Ronald Reagan’ın uzay tabanlı silah sistemleri geliştirmek için başlattığı 30 milyar dolarlık program sırasında roket bölümünde deneyim kazandı. Devlet fonlarıyla desteklenen bilim insanları ve mühendisler özgürce deney yapabiliyordu.

SpaceX’in ilk çalışanı

2002’ye gelindiğinde Mueller, El Segundo’daki bir depoda beş bin kilogramdan fazla itiş gücüne sahip dev bir motor üzerinde çalışıyordu. Tam da burada, Rus kıtalararası balistik füzelerini satın alma girişimi başarısız olmuş olan Elon Musk, bir danışmanın yönlendirmesiyle Mueller’in çalışmalarını görmeye geldi ve Mueller’e, “Daha büyüğünü yapabilir misin?” diye sordu.  Mueller bunun üzerine TRW’den ayrıldı ve SpaceX’in ilk çalışanı oldu.

Şirketin ilk çalışanı olarak Falcon 9 roketine güç veren Merlin motorunun geliştirilmesine liderlik etti. Amerikan Girişim Enstitüsü verilerine göre Falcon 9, 2024 yılında dünya genelindeki tüm fırlatmaların yüzde 52’sini ve tüm uydu yerleştirmelerinin yüzde 84’ünü gerçekleştirdi. Mueller ayrıca Uluslararası Uzay İstasyonu’na kargo ve astronot taşıyan Dragon kapsülünün itki sistemlerinin geliştirilmesini de yönetti.

2020’de ayrıldığında, SpaceX büyük ölçüde yükleri yörüngeye ulaştırma sorununu çözmüştü. Mueller ise roketler yüklerini bıraktıktan sonra onları nasıl hareket ettireceği sorusu üzerinde düşünüyordu. Bu sorunun cevabı, Impulse’un Redondo Beach’teki 60 bin metrekarelik deposunda şekilleniyor. Burada yüzlerce mühendis, cam haznelerde metal alaşımları üreten 3D yazıcıları izliyor ve mühürlü vakum odalarında kızıl beyaz sıcaklığa ulaşan iticileri test ediyor.

Motorlar ve gövdelerin yanı sıra Impulse, radyasyona dayanıklı aviyonik sistemlerini, yakıt tanklarını ve X-band antenlerini de kendi üretiyor. Yarı tamamlanmış parçalar, mühendislik üretim hattındaki bir sonraki aşamaya gönderilmeyi bekleyerek raflarda duruyor. SpaceX gibi Impulse da her şeyi şirket içinde üretmek istiyor.

İlk görev 2027’de

Impulse’un daha büyük aracı Helios ise fütüristik bir su tankını andırıyor. Alçak Dünya yörüngesinden jeostasyoner yörüngeye kadar, dört tona kadar yükü 24 saatten kısa sürede taşıyabilecek şekilde tasarlandı. Helios’un ilk görevini 2027 yılında gerçekleştirmesi planlanıyor. Mira’nın  2023’ün sonlarında ve 2025’in başlarında ilk iki görevi sorunsuz geçti. Araç, rekor niteliğinde 150 kilometrelik bir yörünge yükseltmesi gerçekleştirdi, yörüngedeki başka bir uyduyla buluştu ve müşterilerinin CubeSat’larını (mini uydu) hedeflenen yörüngelerine yerleştirdi. Ancak bu yılın başlarında gerçekleşen üçüncü Mira görevinde teknik bir sorun yaşandı.

Aracın yıldız izleme sensörleri hatalı ölçümler üretmeye başladı. Bu durum uçuş bilgisayarını yanılttı ve sistem sürekli aşırı düzeltmeler yapmaya başladı. Kendini dengelemeye çalışırken Mira adeta gaza sonuna kadar bastı ve yakıtını tüketti. Neyse ki uydu yerleştirme görevlerini çoktan tamamlamıştı.

En büyük müşterisi ABD hükümeti

Bu aksaklığa rağmen kimse Mueller’in mühendislik yeteneklerini ya da Impulse ekibinin kalitesini sorgulamıyor. Asıl soru uzay ekonomisinin, Impulse’un büyük maliyetlerle oluşturduğu kapasiteyi karşılayacak kadar hızlı büyüyüp büyümeyeceği. Şimdilik, uzay sektöründe sıkça olduğu gibi Impulse’un en büyük talep kaynağı Amerikan devleti.

ABD Uzay Kuvvetleri, 2027 mali yılı için 71 milyar dolarlık bütçe talebinde bulundu. Bu, mevcut seviyelere göre yüzde 77’lik bir artış anlamına geliyor. Pentagon, ABD Başkanı Donald Trump’ın önerdiği 175 milyar dolarlık Golden Dome füze savunma sistemi de dahil olmak üzere uzayda çok daha agresif bir strateji benimsemeye hazırlanıyor. NASA ise 2030’a kadar Ay’da kalıcı bir üs kurmayı planladığını söylüyor. Impulse da bu dalganın üzerinde ilerliyor.

Ticari tarafta çok şey SpaceX’in dev Starship roketine bağlı. Falcon 9’dan altı kata kadar daha fazla yük taşıyabilen Starship, çeşitli teknik aksaklıklarla karşı karşıya kaldı. Impulse gibi girişimler için denklem basit: Daha fazla fırlatma kapasitesi, yörüngede daha fazla uydu anlamına gelir. Bu da uydular yörüngeye ulaştıktan sonra onları taşımaya yönelik daha fazla talep yaratır. Starship geçen yıl yalnızca beş fırlatma gerçekleştirdi ve bunların ilk üçü başarısızlıkla sonuçlandı. Bu rakam hala Musk’ın 2029 yılına kadar her saat başı bir Starship fırlatma vizyonundan oldukça uzak.

Bir diğer potansiyel tehdit ise SpaceX’in kendisi. Roket üreticisinin kendi yörünge hizmet araçlarını geliştirebilecek kadar sermayesi var. Peki SpaceX bir gün Impulse’un faaliyet alanına girer mi? Mueller bu konuda endişeli görünmüyor: “Elon tamamen Mars’a odaklanmıştı, sadece Mars’a. Sonra ‘Tamam, Mars’ı finanse etmek için Starlink yapacağız’ dedi. Sonra iş veri merkezlerine dönüştü. Her şey değişiyor. SpaceX’te çalışırken öğrendiğim şeylerden biri, rotanızı dikkatli planlamanız gerektiği.”


Sayfa Sonu

Yüklenecek başka sayfa yok